“Sendikacı” Kendi halkına karşı!

2011 yılında Rum Kesimi’nde aldığı yanlış kararlar ile kendi halkını elektriksiz bırakan AKEL İktidarı yüzünden KKTC’den elektrik almak zorunda kalan halk “ateş püskürmüştü”.

2012 yılında da KKTC’nin “sendikacıları” Kıbrıs Türkü’nü Rum Kesimi’nin elektriğine muhtaç ettiler. Bizim halkımız da denmesi gerekeni söylemekte.

Bu kışın en soğuk günü ve gecesi KKTC’de yeni doğmuş bebekler, hamile kadınlar, hastalar, babannelerimiz, dedelerimiz, çocuklar karanlıklarda donmak zorunda kaldılar.

Van’da deprem nedeniyle donarken insanlar, KKTC’de “özelleştirmeye karşı çıktığımız için elektiriği kesiyoruz” diyen “sendikacılar” yüzünden dondu Kıbrıs Türkleri.

Bu mu “sınıf mücadelesi” ?

KKTC’nin sendikacılarının “sınıf mücadelesi” dedikleri aslında Kuzey Kore’nin “işçi sınıfı diktatörlüğünün sınıf mücadelesinden” farksız.

Kuzey Kore’de liderlerini selamlamak için “gönüllü” donmak zorunda milyonlar!

KKTC’de neymiş “aydınlık yarınlar” için hep birlikte yüzbinlerce insan “donmalıymışız”.

Olacak iş mi?

Halkını seven “sendikacı” böylesine kayıtsız kalarak “çoluk çocuk” halkını perişan eder mi?

Bu mu “solculuk”?

Evinde diyaliz aletine bağlı böbrek hastasını umursamayacak kadar halkına yabancı olabilir mi “solcuyum” diyen.

Neymiş Kıbrıs Türkü’nün “varlığını” koruyormuş? “Özelleştirmeye” karşıymış.

Hadi gelin eğer cesaretiniz varsa yarın bir “özelleştirme referandumu” yapalım ve halka soralım “elektrik üretimi ve dağıtımı özelleştirilsin mi?” diye. Görün o zaman sonucu.

O “evlerinde bir çorba pişirmeyi kendilerine çok gördüğünüz”, “karanlık ve soğuğa mahkum ederek sınavını kaybettirdiğiniz”, “gece ve gündüz bu sert kış koşularında yaşamını çekilmez hale getirdiğiniz” insanların sırf sizin bir daha böyle “anti-demokratik” karar verme şansınızın olmaması için ezici bir çoğunlukla “özelleştirmeden yana” oy kullanacağından şüpheniz olmasın.

Şimdi karar vermişsiniz. Halka çektirdiğiniz eziyetin ardından bir “Varoluş Mitingi” yapacakmışsınız.

Bu sayede çektirdiklerinizi unutturmayı hedefliyor olmalısınız.

İnsanları Türkiye’ye, AK Parti’ye, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı “kışkırtarak”, bu sayede günlerdir onlara çektirdiğiniz ızdırabı unutturabileceğinizi sanıyor olmalısınız. Yanılıyorsunuz!

Siz “sendikacı kendi halkına karşı” grevinizle çoktan bu ülkenin “özelleştirme” alanında acil adımlar atması gerektiğini kanıtlamış durumdasınız.

30 Ocak 2012 günü istediğiniz kadar “Türkiye karşıtı” sloganlar atın. İstediğiniz kadar “TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı pankartlar” taşıyın ve de istediğiniz kadar “AK Parti’ye” sataşın! Bu halk artık her şeyin farkında!

Bebeler Recep “Tayyip Erdoğan şalteri indirdiği için” değil, malüm birileri trafoları terör eylemi ile işlemez hale getirdiği için dondu.

Yaşlılar ve hamile kadınlar “AK Parti’nin elektriği kesmesinden dolayı” değil, malüm birileri santrali sabote ettiği için aç kaldı ve tir, tir titredi.

Yüzbinlerce insan “Türkiye onlara elektrik vermediği için” değil, insanların içine düştüğü sefil durumu görmelerine sağmen grevi sona erdirmeyen sendikacıların işbaşı yapmamasından dolayı bu modern çağda “taş devri” koşullarını yaşamak zorunda kaldı.

30 Ocak günü biz de bunları anlatacağız halka!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.