Sevr değil devr anlaşması bu

Oyak bankın satışına hoşgörü ile bakamıyorum…Evet, ekonomisi rayında, halkı refah içinde bir ülke olsaydık, elbette bu sermaye piyasasının bir hamlesi olacaktı, ve biz oturup böyle kuşkulu sorularla düşünmeyecektik…

Ama ülkenin hali perişanı bu düşünce aşamasını da geçip gerçek bir telaşa sevkediyor insanı…

Resmen savaştayız…Ordunun gereksinmesi olan milyon dolarlar ekonominin belini bükmüş, en iyimser rakamlara rağmen işsizlik almış yürümüş…

Sermaye kesimi güleç…Her zamanki tavrında, bazen küçük bir serzeniş, gerisi fırında güveç…Kazançlar tavana vuruyor ama tabanın cebi delik, tabanı zaten delik…

Magazin görselleri tüm hayatımızın en üst KAYMAK tabakası ve elbetteki en kokuşmuş bataklık sahası…Çünkü onları bize sunan medya ülkenin en kaypak tabakası…Kimse onlara bakıp ne kadar da mutluyuz demiyor, bir of çekiyor, bağrımızdaki dağlar yerinden oynuyor…

Bir de bütün bunlara bankalarımızın satıldığı haberlerini ekleyin…Bu haberlerin ardındaki kazançlar kimi ırgalar bilmiyorum ama, vatandaşın en fazla ihtiyacı olan ülke bütünlüğü  kavramını tam da göbeğinden yaralar…,

Sermaye kesimi her şeyi rakamlarla açıklar; Sanki o rakamların ardında insanlar ya da toplumlar değil suntalar var…

Ama öyle değil işte, ekonomi böyle batağa gittikçe, yılgınlık sonucu umut olduğunu sandığımız her kara parçasına yelken açtıkça, o suntaların başına cuntalar da geçer…Cehalet kanını tazeler, karanlığa doğar bütün gündüzler…

Bu ülkede banka satışının halka yararlı olduğunu kimse bana söylemesin…Bankaların hiçbiri halka yararlı değildir çünkü ekonominin bu kaygan sahalarında…

Bankalar hala sermaye kesimine hizmet eden, halkı da ancak mevduat toplamı bir şeyler ifade ettiği için muhatap kabul eden birer kazanç kurumudur…Hatta daha açık bir deyişle bankalar ekonominin halka yalancı umutlar, sonradan başını taştan taşa vuracağı geçici imkanlar sağlama durumudur…

Onun için bankalar satılırlar…en kolay onlar satılır…Ama satış sonrası, birkaç kişi milyar dolarlar üzerinde horon teperken, ülke genelindeki sahipsizlik, bırakılmışlık duygusu da tüm moral değerleri normal sınırların altına, hastalık sınırına kaydırır…

Her şeyi satılmış bir ülkenin vatandaşı , kendisinin ne zaman satılacağını beklemektense bir bakarsınız erken davranıp kendi pazarlamasını yapmaya başlar…

İşte hergün tanık olduğumuz yarışmalar, teşhirin kural olduğu magazin programları bireylerin de kendilerini en ucuz anlamda satmalarını GÖSTEREN, gözümüzün içine sokan insan pazarlarıdır…Bu pazarlardan insanlık çoktan tezgahını kaldırmıştır…

Evet: bir ülke alım gücü varsa satmalı, ama bugün bir bankayı bile alım gücünüz yoksa banka  satmanız iflasın ekonomik tablosudur..

Toplumlar iflas ettiğinde icraya gelenler, icraatın içinden yalanlar dolanlarla insanları kandıranlar değil, acı gerçeklerle kalan her şeye haciz koyacak olanlardır…Bu haciz bir toplumun en aciz halidir…

Artık Sevr anlaşması yapmıyorlar, işte böyle bankaydı, telekomdu devr anlaşması yapıyorlar…Bir devri kapatıp, bir başka devri açıyorlar…Bizim söz sahibi olmadığımız bir devri…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.