Sinemaya eleştirel bakış

Pathe. Daha sonra A.B.D olaya el koydu ve güçlendi. Önce emperyalist ülkeler derken Rusya toplumcu sanat anlayışını sinemaya yansıttı.

Hitler sinemayı propaganda aracı olarak kullandı. Nazi zırhlarının bir Fransız gemisini batırışını gösteren kısa film haberlerde gösterilmeye başlandığında kendisine bir araç buldu. Naziler Norveç’i işgal etmeden önce sürekli Polonya’nın yakılıp yıkılmasını gösteren filmler izlettiler. Haftada bir haber filmi çekilmesi emri verilen o dönemde durmadan propagandayı destekleme aracı olarak kullanılıyordu.

Asıl korkunç tehlike çok somut, basit isterseniz gerçekçi deyin, bir takım budalaca filmlerin, romanların insanları kafa tembelliğine, sapıklığa ve suç işlemeye teşvik eden bir endüstrinin varlığıdır. Toplumculuk düşmanları soyut yöntemler kullanmaz. Savaş, incelmiş sanat yapıtlarıyla değil, çok kaba bir takım hesaplarla hazırlanır

Ernest Fischer Sanatın Gerekliliği Sayfa:226

Türk Sineması denince benim aklıma 1970li yıllar gelir. Sinema adeta halkın tek eğlencesi gibiyken devletin hiç sinemayla ilgilenmemesi şaşırtıcıdır. 1966 yılında 900 sinema vardı. Bir yıliçinde yapılan film sayısı da 220leri geçiyordu. Yine ayni yıllarda 15-19 yaş arasındakilerin %56 sı sinemaya gidebiliyordu. 1896 yılında kahvelerde, açık salonlarda topluca film izlemeler başlar. Gerçek ve ilk sinema salonuna 1908 yılında kavuşuruz. 1940 yıllarında sinemayı bir gelir kaynağı gören bankerler ilgilendiler yine tek ilgilenmeyen kurum devletti. Sinema öğretimi de bu durumda tabi ki olamazdı, zaten yoktu da.

İlerleyen yıllarda Yılmaz Güney’in Umut filmi dahil pek çok film yasaklandı. Lütfü Ömer gibi pek çok yönetmenler iyi film yapmak isteseler de 1968 yıllarında populüst kültüre dayanan sinema için hiçbir önlem alınmadı, bu tür filmler yayıldıkça yayıldı..

Bütün bunlar olurken, Arap sinemacılığında ciddi çalışmalar yapılıyordu. Ama ne yazık ki; kavgacı ve dövüşçü filmler öne çıktı. Bu arada Filistin’de de Filistin Sinema Topluluğu kuruldu, bildiriler yayımlamaya başladı. Filistin davası üzerine filmler yapmaya odaklandılar. Bireysellikle başarıya ulaşılmaz fikriyle donandılar.

Sinema çeşitli yönleriyle diğer sanat dallarından ayrılmalı. 110 yıllık bir geçmişe dayanıyor. Diğer sanat dalları asırlardır devam ediyor. Ama şu açıdan düşünürseniz diğer sanat dallarından daha fazla izleyicisiyle buluşuyor. Bunun nedenleri arasında pek çok şey bulunabilir; az bir parayla onu izleyebilirsiniz. İkincisi sesiyle kulağınıza, görselliğiyle gözünüze gelir. Okuma yazma bilmeyen ciddi bir eğitim almayan biri de kendine göre yorumlayarak, kendine yettiği kadarıyla sinemadan bir şeyler alabilir. Bunu devam ettirirsek televizyon filmciliği,dizileri ayni mantıkla sanatsal değerler yüklenerek gelişmesi ve izleyici bulması açısından izlenebilir. Filmler endüstri niteliği gösteren tek sanat dalı olarak sanata damga vurdu.

Ne yazık ki bu gün de Türk sineması değerli yönetmenlerin kendi çaba ve yetenekleriyle yer edinmeye çalışmakta. Bazı kurumsal çalışmalar yapılıyor olsa da sinemanın öneminin çok gerilerinde kalan bütçeler ve çalışmalarla desteklenmeye çalışılmakta. Bir takım eleştirel filmlerin yapımı zorluklar ortaya çıkmakta.

www.filizinkalemi.blogspot.com
filiztosyali@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.