Siyaseti anlamak

Kişiler için de toplumlar için de kolaycılığın nimetleri acıdır. İnsanoğlu belli bir çabayla elde edilebilecek olana kısa yoldan ulaşmak için akıl almaz yöntemler geliştiriyor. Yaşamın bazı alanları kolaya hele hiç uygun değildir. Bu alanlarda donanım zorunludur. Onlarda donanımsız iş yapmaya kalkarsak sıkıntıya uğrayabiliriz. Örneğin hekimlik mühendislik pilotluk kulaktan dolma bilgiyle yapılabilecek işler değildir. Yaşamın bazı alanları kolaya azçok uygun görünür. Edebiyat bunlardandır. Üç kuruşluk kalem ya da eski bir bilgisayar bu iş için yeter de artar bile. Kolaya uygun alanlar saymakla bitmez. Kolayın geçerli olduğu alanlardan biri de siyasettir. Siyaset için bilgi gerekmez. Aklı siyasete ermeyen yoktur. İşin raconunu kavramış olmak yeterlidir.

Siyaset bilimiyle kaba siyaseti birbirine karıştırmayalım. Siyaset bilimi emek ister. Onunla uğraşan kişi hem filozoftur hem toplumbilimcidir hem tarihçidir hem iktisatçıdır. Gerektiğinde daha da çok bir şeydir. Gündelik siyaset yalan söylemek kadar kolaydır. Siyaset bilgiçliklerin kaytarmaların suçlamaların alanı olarak hemen herkesin ilgisini çekiyor. Hepimiz siyasette uzmanız. Çokları için toplumu üç günde düzene sokmak işten bile değildir. Aklı başında birinin kavrayamayacağı bir yığın sorun gündelik siyasetin konusudur. Bugünün sofistleri evlerde sokaklarda kahvelerde siyasal çözümler üretirler. Ne yaptığını bilenler siyaset dünyasında dönen dolaplardan pek bir şey anlamazlar. Geçen yüzyılın başlarında Paul Valéry Regards sur le monde actuel (Bugünün dünyasına bakışlar) adlı kitabında şöyle diyordu: “Siyasetin ortaya koyduğu sorunlar üzerine bir fikir sahibi olmaya kalkmak için insanın ya ileri derecede ahmak ya da ileri derecede cahil olması gerekir.”

Platon devleti yönetme işi filozoflara bırakılsın diyordu. Filozoflar bunu istemezler ama onların özveriyle yönetimde görevler almaları gerekir diye düşünüyordu. Platon bir şeyi gözden kaçırmış olmalıdır: filozofların gündelik siyasette birileriyle aşık atması olası değildir, onlar siyasetin gözüpek kişileriyle başedemezler. Ayrıca her filozof toplumun genel bilinç düzeyinin siyasette belirleyici olduğunu, bunu aşmanın olası olmadığını bilir. Kısacası siyaset alanının oyunları filozofun becerebileceği işlerden değildir. Siyaset büyük hevesleri hatta ölçüsüz hırsları olan insanlara göredir. Filozof bir çorbayla doyabilen, tantanadan kaçan, benden önce başkaları demekten geri durmayan, insanlığın acılarını yüreğinin derininde duyan kişidir. Böyle birinin siyasette at oynatabileceğini düşünebilmek için saf olmak gerekir.

Siyaset alanının nitelikli insanlarla ayakta durabileceği düşüncesi bize gene de yanlış görünmüyor. Her alanda nitelikli insanlara gereksinim vardır. Siyasetçiler filozof olmasalar da düşünen insanlar olmalılar. Onlar insanı tanıyan, tarih bilincine ulaşmış, dünyanın nereden gelip nereye gittiğini bilen kimseler olmalılar. Bir yerlerden çıkıp gelmiş ya da getirilmiş kimselerin iyi niyetli de olsalar yetersiz bilinçleriyle topluma siyasette verebilecekleri çok şey yoktur. Onlar birilerinin adamı olmaktan, rüzgarın götürdüğü yere gitmekten öteye geçemezler. Bir oy bir oydur anlayışıyla yapılan siyasetler toplumları iyi yerlere götürmüyor. Derme çatma siyasetçiler yetersiz kültürleriyle ilke de kural da tanımayan, tartışmayı hiç bilmeyen kimselerdir. Bunlar her kalıba girebiliyor her görüşü savunabiliyorlar, Bazı koşullarda toplumu umursamayacak kadar tehlikeli kimseler olabiliyorlar. Kişileri çok zaman iyi niyet açısından değerlendiriyoruz. Oysa boş iyi niyetten iyilik türemiyor. Kötü niyeti iyi niyet gibi gördüğümüz yerler de var. İyi niyet siyasette olsun başka alanlarda olsun güçlü bir bilgi birikiminin, bir bilinç yetkinliğinin, sağlam bir ahlakın, düzgün bir terbiyenin üzerine kurulduğu zaman iyi niyettir.

Siyasetçileri toplumdan ayrı ya da toplumun üstünde görmek doğru değildir. Buna karşılık onları hepimize çok benziyorlar diye kolayca karalayıp çıkmak da doğru değildir. Siyaset alanının yetersizliklerinde toplumların bilinç düzeyleri öncelikle belirleyicidir: siyasetçiler bize benzerler bizler siyasetçilere benzeriz. Uygar bir yaşam için yeterince biçimlenmemiş kitleler bilerek ya da bilmeyerek kötü siyasetleri besliyorlar. Siyasetçilerin de bilim adamlarının da sanatçıların da düşünürlerin de niteliklerini büyük ölçüde toplumların bilinç düzeyi belirliyor. Gene de işler iyice sarpa sardığında gözler güçlü siyasetçileri arıyor, insana güven veren, sağlıklı bir geleceği düşündüren, almaktan çok vermeyi bilen, geniş görüşlü iyi yürekli siyasetçileri, bağırıp çağırmayan sövüp saymayan siyasetçileri. Bilinçleri ışıtan siyasetçileri…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.