Sonunda IMF parası geldi!

Prof. Dr. Mustafa Durmuş – Türkiye’ye bu hafta IMF’nin Özel Çekme Hakları adı da verilen 6,4 milyar dolar karşılığı SDR (1 SDR= 1.419 $) yani IMF parası geldi ve bu para Merkez Bankası bilançosunda yerini aldı.

Bunun Türkiye ve dünya ekonomisi için ne anlama geldiğini yorumlamaya çalışalım.

Bilindiği gibi, IMF 1969 yılında üye ülkelerin rezerv pozisyonlarını destekleme gerekçesiyle SDR’yi yarattı. Böylece IMF üyesi ülkeler, IMF’deki kotaları ile doğru orantılı olarak, bu uluslararası rezervden yararlanabiliyorlar. Böyle olunca da üyelere yapılan tahsisat eşit olmuyor.

Özetle IMF, ihtiyaç doğduğunda parasını (SDR) üyelerine dağıtmakla yükümlü. Yani Türkiye’ye gelen bu para Türkiye için yaratılmış özel bir imkânın kullanılmasının ya da ülkenin IMF ile “iyi” ilişkilerinin bir sonucu değil.

Nitekim bu yıl toplamda 650 milyar doları bulan bu dağıtımın 275 milyar doları tüm azgelişmiş ve yükselen ekonomilere yapıldı.(1) Türkiye’nin kotası yüzde 1 civarında olduğu için de kendisine tahsis edilen miktar 6,4 milyar dolar oldu.

DAĞITIM ADALETSİZ

Ancak son dağıtımdan dünyanın gelişkin ülkeleri kategorisinde yer alan 40 ekonomisi yüzde 58 pay alırken, kalan 150 azgelişmiş ve yükselen ekonomiye toplam 275 milyar doların düşmesi (yüzde 42) , en az gelişmiş, yani en yoksul ülkelere verilenin ise sadece 21 milyar dolarda kalması büyük bir adaletsizlik. Üstelik böyle bir fonlamanın faizinin sadece yıllık yüzde 0,05 olması gelişkin ekonomilerin ne denli ucuz bir kaynak kullandığını da ortaya koyuyor.

Diğer yandan IMF, Kovid-19 salgını sonrasında azgelişmiş ülkelerin ekonomik olarak toparlanabilmeleri için 450 milyar dolarlık bir finansmana ihtiyaç olduğunu öngörüyor. (2)

Ortada neredeyse sıfır maliyetli bir kaynak dururken, hem aşıya erişim hem de ekonomik sıkıntılarını aşma anlamında, bu kaynağın en çok ihtiyaç duyanlara değil de, bugünlerden sorumlu olan, tuzu kuru ekonomilere dağıtılmasının kapitalizmin tipik adaletsizliklerinden biri olduğu açık.

Diğer taraftan eğer böyle fonlar artırılmazsa, yoksul ülkeler başta olmak üzere azgelişmiş dünyada sadece salgından değil, artan ekonomik sıkıntılardan dolayı yüzbinlerce insanın öleceği öngörülüyor. Zira resesyonlarla ölüm oranları arasında doğrudan bir ilişki olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış durumda.
Bu nedenle de aralarında Oxfam ve Uluslararası Af Örgütü gibi örgütlerin de bulunduğu çok sayıda örgüt IMF’nin bu tahsisatının 3 trilyon SDR’ye (4,3 trilyon dolar) çıkartılmasını talep ediyor. (3)

DAHA ELVERİŞLİ BİR KAYNAK ANCAK…

Gelelim Türkiye tarafına.

Gelen SDR’ler T.C. Merkez Bankası’nın (MB) brüt döviz rezervlerini artıracak. Ancak bankanın net döviz rezervlerinde belirgin bir artışın olması beklenmiyor zira paralel biçimde bankanın döviz yükümlülükleri de artıyor.

Ülke ekonomisi açısından bu para neredeyse sonsuz vadeli, kolayca dövize çevrilebilir ve kura müdahale amaçlı olarak kullanılabilir nitelikte ve çok daha düşük maliyetli olduğundan döviz rezervlerini artıran diğer operasyonlara (örneğin döviz swaplarına) göre bu işlem çok daha elverişli.

Ancak hem gelen tutarın ülkenin ihtiyacının çok altında olması, hem de bu operasyonun piyasalarca daha önce fiyatlanmış olmasından dolayı, döviz kurunun sert biçimde gerilemesi söz konusu değil. Nitekim doların kuru bu (başka faktörlerle birlikte) ancak 8.50’nin altına gerileyebildi, 8.38-8,50 bandında gezinmeyi sürdürüyor.

DIŞ BORÇLANMAYI KOLAYLAŞTIRABİLİR AMA BU SADECE BİR SORUN ÖTELEMESİDİR

Diğer yandan bu para, Merkez Bankası bilançosuna bir makyaj gibi de olduğundan, dış borçlanmayı kolaylaştırması beklenebilir. Ancak dünyanın neredeyse en yüksek borçlanma maliyetleriyle dışarıdan borçlanabilen, yüzde 63’lük bir dış borç stoku /GSYH oranı ile benzer büyüklükteki ülkeler içinde en yüksek dış borç stoku rasyosuna sahip bulunan bir ülke için, böyle ilave bir borçlanma kolaylığı dış borç geri ödeme sıkıntının ötelenmesinden başka bir anlam taşımaz.

IMF’NİN ÜYELERİNE DAĞITTIĞI SDR 60 YILDA 49 KAT ARTTI !

Daha önce de vurgulandığı gibi, IMF bu parasını, ihtiyaç halinde, üyelerine dağıtmakla yükümlü. IMF geleneksel olarak bu dağıtımı: “Uzun dönemde küresel rezerv ihtiyacını karşılamak, güveni tesis etmek, ulusal ekonomilerin dayanıklılığını ve istikrarını sağlamak” amacıyla yaptığını ileri sürse de, aşağıdaki grafikten de görülebileceği gibi (4), bu dağıtılan miktardaki hızlı artış başka nedenlere işaret ediyor.

Küresel kapitalizmin içine girdiği krizlerin daha da sıklaşıp derinleşmesi bu nedenlerin başında geliyor. Nitekim 2008 Finansal Krizi sonrasında ortaya çıkan Büyük Resesyon’dan çıkabilmek için üye ülkelere 182,7 milyar SDR (yaklaşık 259 milyar dolar) dağıtıldı.
Kovid-19 Salgını ise küresel kapitalizmi 2008 krizinden çok daha derin bir krize soktu ve iki yıla yakın bir süre geçmiş olmasına rağmen bu salgının neden olduğu ekonomik krizden hala çıkılamadı. Virüs yeni varyantlarıyla ekonomileri sarsmaya devam ediyor.

Bu da hükümetlerin sağladığı onlarca trilyon doları bulan parasal desteklerin yanı sıra Dünya Bankası ve IMF desteğini de zorunlu kıldı. IMF son 11 yılda bu desteği üç kata yakın artırarak 650 milyar dolarlık tarihsel büyüklükte bir SDR dağıtmaya başladı. Ancak (yukarıda da vurgulandığı gibi) bunun en az dört katının gerekli olduğu belirtiliyor).

Öyle ki küresel çapta yapılan bu dağıtım her yıl arttı, zira ihtiyaç arttı. 1970-1972 yılları arasında sadece 9,3 milyar SDR olan bu dağıtım, 2021 yılında 456,5 milyar SDR oldu. Yani son 60 yılda dağıtımda 49 kat artış söz konusu.

IMF KÂRLI BİR SERMAYE BİRİKİMİNİN SÜRMESİ İÇİN DİŞLİLERİ YAĞLIYOR

Bu durumu, “IMF’nin yardımseverliğinin arttığı” değil, “kapitalizmin içinde düştüğü bunalımın giderek derinleşmekte olduğu” şeklinde yorumlamak daha doğru olur.

Kısaca IMF bu çaptaki bir parayı küresel kapitalist sistemde para akışının sıkıntıya girmesini önlemek (dolayısıyla da kârlı bir sermaye birikiminin kesintisiz sürmesini sağlamak), yani kapitalist makinanın dişlileri yağlamak amacıyla yapıyor.

Diğer taraftan, dünyadaki ve Türkiye’deki son orman yangınları ve su baskınlarından da net olarak görüldüğü gibi, bu felaketlere yol açan asıl faktör olan iklim değişikliği yüzünden kapitalizm; bir yandan kendi ekolojik sürdürülebilirliğini yok ediyor, öte yandan da küresel ekonomiyi ayakta tutabilmek için giderek çok daha fazla parasal kaynak kullanmak zorunda kalıyor.

SONUÇ: “TAVŞANA KAÇ TAZIYA TUT”

Üstelik IMF’nin, bilançolarını güzelleştirsin diye bu çapta bir parasal desteği verdiği Merkez Bankaları uyguladıkları para politikalarıyla iklim değişimine neden olan sektörleri ve faaliyetleri fonlamaya devam ediyor. (5)

Özcesi IMF “tavşana kaç, tazıya tut” diyor. Bir yandan iklim değişikliğine karşı uyarılarda bulunuyor, salgından etkilenen ekonomilere destekte bulunuyor, diğer yandan ekolojiyi yok eden kapitalizmin sürmesi için elinden geleni yapıyor.

Bir yandan fosil yakıt üretiminin kısıtlanarak karbondioksit emisyonunun hızla azaltılması gerektiğini söylüyor, diğer yandan bu faaliyetlere ve sektörlere devasa sübvansiyonlar veren, parasal genişleme politikalarıyla bunları fonlayan ulusal merkez bankalarına SDR desteği sağlıyor.

Bir yandan devasa büyüklükte kaynak dağıtıyor ama bu kaynakları asıl olarak gelişkin ekonomilere verdiğinden, küresel eşitsizlikleri daha da derinleştiriyor.

Bu da uluslararası finans kapital ve ABD gibi emperyalist devletlerin güdümündeki bu kurumların gerçekte dünyanın yoksullarını, ezilenlerini düşünmediklerini, sistemin kurumakta olan dişlileri yağlamaktan başka bir işe yaramadıklarını ortaya koyuyor.

Böyle bir gidişat, ekonomik ve ekolojik çöküşle birlikte, ekofaşizm ve barbarlıkla sonuçlanabilir. Bunun önüne ancak antikapitalist, antiemperyalist bir sol program ve bunu hayata geçirmeye kararlı bir politik irade, örgütlenme ve mücadele ile geçilebilir. EVRENSEL

DİP NOTLAR:

(1) https://www.imf.org/pr21235-imf-governors-approve-a… (2 August 2021).
(2) Wealthy nations under pressure to pass IMF stimulus on to poor countries, https://www.ft.com(25 August 2021).
(3) https://cepr.net/…/as-imf-allocates-650-billion-worth… (23 August 2021.
(4) https://www.imf.org/…/Sheets/Special-Drawing-Right-SDR (5 August 2021).
(5) David Turnbull, Central Banks Still Fueling Climate Crisis: New Report, OilChange International, www.priceofoil.org (24 August 2021).

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

1 × 1 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.