SOS Hareketi

Türkiye’nin sürüklenmekte olduğu uçurumdan kurtarılabilmesini sağlayacak ve ülkeyi tehlikeli kamplaşmadan çıkarabilecek bir seçenektir.


Ülkemizde korkunç tehlikeli bir kamplaşma ile karşı karşıyayız. Bir yanda, siyaseti ve toplumu kamplaştıran, fetih zihniyetiyle hareket eden ve kendinden olmayana karşı en ufak bir hoşgörü göstermeyen AKP İktidarı duruyor. AKP iktidarında ülkede demokratikleşme, üretim artışı, gelir dağılımı adaletsizliğinin giderilmesi gibi çok önemli konularda hiç bir ciddi adım atılamazken, sosyal güvenlik sisteminin ortadan kaldırılması, gelir dağılımı uçurumunun derinleştirilmesi, dışa bağımlılığın arttırılması ve ülke dış politikasında bağımsız tavırdan yoksunluk gibi kabul edilmesi mümkün olmayan gelişmeler yaşanıyor.


AKP iktidarının kendi sermaye gücünü ve bu doğrultuda kendi medyasını yaratmak konusunda acemice ve saldırganca attığı adımlar, ülkedeki ulusal sermayeyi rahatsız etmiş görünüyor. Bu nedenle, TÜSİAD, TOBB ve Sendikalar gibi sivil toplum örgütlerinin Hükümetten kopma noktasına geldiğini görmekteyiz.


İktidara itaat eden bir sermaye gücü ve medya, ülkede çok tehlikeli bir fiili tek parti sistemi yaratılması sonucunu doğuracağı için her kesimden kaygı dolu mesajlar yükselmeye devam ediyor. Yoksulların ve çok değişik kesimlerden oluşan geniş kitlelerin oylarıyla iktidara gelen AKP, halkı daha da yoksullaştırmaya ve ülkede zenginden yana bir düzen yaratmaya devam ediyor. Ülke kaynaklarının çok büyük bölümü yabancı tekeller ve iktidar yanlısı sermaye gruplarına satılarak özelleştirilmekte, borsanın dörtte üçünün denetimi yabancı sermayeye terk edilmekte ve geri dönülmesi mümkün olmayan kaynak aktarımları ile ülke ekonomisi dışa bağımlılığa teslim edilmektedir.


Kutuplaşmanın bir yanında AKP’nin yoksullaştırma ve dışa bağımlı hale getirme politikaları dururken, diğer yanda ise demokrasi dışı söylemlere bel bağlamış, etkisiz, sözel, alternatif yaratamayan, politikasız bir muhalefet hareketi ile karşı karşıyayız.


CHP muhalefetinin işlevsizliği ve halkın değerlerini kavrayamayan elitist yapısı, AKP’yi yeniden üretmeye ve güçlendirmeye devam ederken, MHP’nin ne yaptığı belirsiz gündelik politikaları da ülkeyi daha derin kutuplaşmaların içine doğru sürüklüyor. Merkez sağın dağılmışlığı ve etkisizliği, bazı güçler tarafından kontrol edilebilirliğe açık olması ve iç kavgalar ile enerjilerini yitirmedeki başarıları, ülkede büyük bir muhalefet boşluğu olduğunu ortaya koyuyor. TÜSİAD’ın son günlerde açık biçimde dile getirmek durumunda kaldığı muhalefet boşluğu, kutuplaşmanın diğer yanındaki güçlerin siyasal olarak etkisizliğinin tespiti açısından önemli bir işaret olarak yorumlanmalıdır.


Türkiye’de yaşanan bu ümit kırıcı durum karşısında ülkesine karşı sorumlu olması gereken güçler, bir çıkış yolu bulmak durumundadırlar. Ülkedeki tehlikeli kutuplaşmayı önlemek ve raydan çıkarılmış olan demokratik yaşamı yeniden raylara oturtmak için bir çözüm yolu bulunmak durumundadır.


Kamplaşma, ekonomik çöküntü ve iç barışın tehdit edilmesi gibi tehlikeli maceradan çıkış yolu, ülkedeki Sessiz Çoğunluğu harekete geçirebilecek bir Sivil Orta Sınıf Hareketi’nin (SOS) ortaya çıkarılmasıdır. Silahsız güçler tarafından başarılabilecek olan bu siyasal hareket, Anayasal, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletinin yeniden kazanılması, güvence altına alınması ve kurumsallaştırılması için tek seçenek olarak görülmektedir.


Sivil Orta Sınıf (SOS) Hareketi, ülkemizde kaybedilmiş iç barışı tesis edecek, siyaset dışına itilmiş dürüst ve becerikli kadroları siyasete yeniden kazandıracak, yeni siyasal aktörlerin ve genç siyasetçilerin ülkeye kazandırılmasının önünü açacak, sendikalar ve sivil toplum örgütlerini siyasal yaşamda etkin kılacak, küresel sermaye güçlerinin denetimi altına sokulamayacak bir siyasal hareket olmak durumundadır.  SOS hareketi için ülkenin bütün aydınlarını ellerini taşın altına sokmaya çağırıyorum.



 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.