’’Stokholm Sendromu’’*

Toplumbilimci Gustav Flodberg, İsveç’te 1973 yılında yaşanan ve ’’Stokholm Sendromu’’ olarak adlandırılan olayla, dünyanın çeşitli yerlerindeki otoriter yönetimler ve onları iktidara getiren halklar üzerine bir araştırma yapıyordu. Onun kuramına göre, ülkelerinde ekonomik ve sosyal sorunlarını çözemeyen yönetimlerin bir bölümü iktidarlarını sürdürebilmek otoriteye yöneliyor, toplumları da onlara destek veriyordu. Gustav, beni Güney İsveç Yazarlar Birliği aracılığıyla buldu. Oradan, buradan konuştuk, Türkye’deki durumu sordu, ben de anlattım…

Kuramı ilginçti. Önce ’’Stokholm Sendromu’’nu anlattı: 23 Ağustos 1973 günü, Jan Erik Olsson adlı bir banka soyguncusu, Stokholm’deki Kreditbanken’e silahla girerek, 6 gün boyunca 3 bayan görevlisini rehin aldı. Yapılan pazarlıklar sonunda, soyguncunun, bir cezaevinde yatan Clark Olofsson adlı arkadaşını da yanına aldırdı. Soyguncu, daha sonra, kendilerine 3 milyon kron para verilmesini ve arkadaşıyla başka bir ülkeye gitmesinin sağlanmasını istedi. Pazarlıklar sürerken Başbakan Olof Palme de soyguncu ile görüştü, ancak onun isteklerini kabul etmedi. Eylem süresince, soyguncu ve rehinelerin yiyecek ve su gereksinmeleri bankanın çatısında açılan bir pencereden karşılandı.

Radyo ve televizyonlar gece- gündüz yayın yapıyordu. Halk, rehine kadınların durumunu merak ediyordu. Gerçekleştirilen telefon bağlantılarında, rehine kadınlar banka soyguncularının kendilerine çok iyi davrandıklarını söylüyorlardı. Yetkililer, bunun o anki korkuyla verilmiş yanıtlar olduğunu sandı. Altıncı günün sonunda, içeriye uyuşturucu gaz atılarak soyguncular yakalandı. Ancak, daha sonra ilginç bir durum yaşandı. Kurtarılan banka görevlisi kadınlar, soygunculardan ayrılmak istemiyor, onlara kötü davrandıkları gerekçesiyle polisi ve hükümeti suçluyorlardı. Kadınlar, çıkarıldıkları mahkemede de soyguncuları suçlayıcı herhangi bir ifade kullanmadılar. Bunlarla da yetinmeyip, aralarında para topladıkları parayla soyguncuların savunma giderlerini karşılamaya çalıştılar…
Psikologlar ve toplumbilimciler, ’’güce tapınmaktan’’ kaynaklanan bu duruma ’’Stokholm sendromu’’ adını verdiler. Yaptıkları değerlendirmelere göre, baskı ve şiddete uğrayan birey, zamanla bu durumu kanıksıyor, kutsadığı ‘’gücü’’ uygulayanın tutsağı haline geliyor. Gustav Flodberg, savını tam da bu noktaya bağlıyordu.dan başlatıyordu. Ona göre ’’Stokholm sendromu’’ toplumlara uygulamak mümkündü. Üstelik bu kuramın kökleri Yunan mitolojisindeki tanrılar savaşına dek uzanıyordu. Almanya’da Hitler’in iktidara gelmesinin temel nedenlerinden biri bu ’’güce tapınma’’ … Günümüzde de, ülkelerindeki sosoyal ve ekonomik sorunları çözemeyen bazı liderler, demokrasi gelenekleri boş vererek kolaylıkla ’’otoriter’’liğe yöneliyorlar. Bir ‘’kurtarıcı’’ arayışındaki kitleler de kolaylıkla onların peşünden sürüklenebiliyor. Baskı altındaki toplumlar, bir süre sonra, baskıyı uygulayanın üstünlüğüne inanıyor ve ona bağlanıyor. Bu davranışın nedeni, ’’hayatta kalma içgüdüsü’’ ile açıklanıyor. Dış dünyadan soyutlanan birey, kendisini çekip çevirecek ’’otoriter lider’’ arayışına yöneliyor. ‘’Stokholm sendromu’’nun izlerini, günlük yaşamda, dinin ve tarikatların baskısı altındaki toplumlarda, savaş esirlerinde, cinsel tacize ve aile içinde şiddete uğrayanlarda da görmek mümkün…

Gustav Flodberg’e esin kaynağı olan ’’Stokholm Sendromu’’, Samuel l. Jackson ve Kevin Spacey’in başrolünü oynadığı “The Negotiator” adlı filmle sahneye de aktarıldı.

‘’Sendrom’’un kahramanı, banka soyguncusu Jan Erik Olsson, mahkemede on yıl ceza aldı, sekiz yılı cezaevinde kaldı. Çıktıktan sonra İsveç’i terk etti, Tayland’a yerleşti. Arkadaşı Clark Olofsson ise o yolun yolcusu olmayı sürdürdü. Banka soygunundan aldığı bir yıllık cezanın ardından, karıştığı bir çok uyuşturucu ve kaçakçılık suçlarından ağır cezalar aldı, yaşamını cezaevlerinde sürdürdü…

_____________________

alinergis@yahoo.se
*Bu yazı, Cumhuriyet Gazetesi Pazar Yazıları sayfasında da yayımlandı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.