Suç ve ceza

Polis içindeki işkenceler gün yüzünde ve mahkeme önlerinde oldu, hatta çok küçükte olsa işkenceci polisler ceza aldı, fakat şimdi ilk defa askeriye içinde ki bir işkence durumu kamuoyu önüne seriliyor.


Kamuoyu önünde işkence kavramı insan hakları savunucular tarafından bir çok kez tartışıldı, hatta söylenecek söz dahi kalmadı, fakat işkence hala güvenlik güçleri içinde kullanıldığını zaman zaman kamu önünde de tartışmalara sebep olan bu tip adli vakalarla ortaya çıkmaktadır. İşkence yaşamın her alanında olmaktadır. Güçlünün güçsüze karşı uygulamış olduğu şiddet!


Şiddet yapan kişiler genelde masum rolünü oynarlar, şiddet gören ise suçludur. Bu ülkemizde bu şekilde anlaşılır. Dayak yiyen eş, kocası tarafından dayak atıldıysa mutlaka bir sebebi vardır diye düşünülür ve eşi ile arası yapılmaya çalışılır. Kadının o anki travması dahi dikkate alınmaz!


Düşüncenin özgürce ifade edilip edilmemesi ise bile toplumsal olarak bilmeden farklı düşüncelere karşı yapılmış işkencedir. Farklı düşünen kişi ya da kişiler düşüncelerini açıklayamazlar, açıkladıklarında başlarına gelebilecek her türlü felaketi de göze almış olması gereklidir. İşte düşünce bazında yaşam alanı daraltan yasalar ceza yasası içinde durmaktadır.


İşkence dış kaynaklı beslenirken, kendi geleneklerimizden de beslenmektedir. Geleneklerimiz içinde ve kültürümüz içinde işkenceye karşı bir hoşgörü vardır. Ve genelde işkence yapanlar suçlu gözükmez. O yüzden işkenceciler gönül rahatlığı içinde ve rollerini iyi oynadıklarını düşünerek toplum içinde yaşamaya devam ederler. Çünkü onlar verilen görevi devlet adına en iyi şekilde getirdiğini düşünür ve aldığı maaşı gönül rahatlığı içinde çocukları ile eğlenerek yer.


Ülkemizde mahkemelere yansıyan davalarda görüldüğü gibi işkence türleri yurtdışından ithal edilmiş türlerdir. Amerika’da nasıl uygulanıyorsa, bu ülkede de o şekilde uygulanıyor. Uygulayan Amerikalı olmuş, Türk olmuş ya da başka kökten gelmiş fark etmiyor. İşkence metotları globaldır!  Ona yapılacak mücadelede evrensel olmak zorundadır. O yüzden evrensel hukuk kurallarını öncelikle benimsemekten ve hukuk düzenimizi evrensele göre yeniden biçimlendirmek zorundayız. Karar verici olan hakimler evrensel olarak olaylara bakabilmeyi ve yerel bakışlardan uzaklaşmalıdır. Töre ve gelenek hiçbir suçu hafifletici sebebi olarak görmemelidir. Fakat ülkemizde kararlarda hafifletici sebepler çok uygulanmakta, suçlu bir şekilde ödüllendirilmektedir.


Suç bireysel işlendiği gibi, eğer kamu içinde işkence davaları açılmışsa o suç bireysel işlenmemiştir. Bireysel suç kamu kurumları içinde olamaz! Çünkü o suçun işlenmesi için ortam hazırlayanlarda suç işleyen kadar suçludur. Bu ortamı hazırlayanlar ister politikacı olsun, ister kamu görevlisi olsun suç işlenmişse, onun sonucuna da katlanmak zorundadır. Fakat yurdumuzda bu konuda geniş çaplı bir soruşturma maalesef yapılamamıştır. Eğer yapılmış olsaydı bugünkü kadar sıfır tolerans dediğimiz işkence yeniden gündeme gelmezdi.


Çorum’daki subayı amerikan filmlerinden etkilenmiş ve suçlu gördüğü kişiyi konuşturmak için işkence yapmış! Hadi bu amerikan polisiye filmlerinin etkisi diyelim! Peki, doktor kimin etkisinde? O da işkence görmemek için korkunun etkisinde mi? Bir işkence görene sağlam raporu veren doktor işkence yapan kadar suçludur. Her tarafın aynı şekilde cezalandırılması gereklidir. İnsanlık suçu kabul edilmişse, o halde suç cezasız kalamaz! Kalmamalıdır da!



—————————-
www.cemoezkan.de
http://cemoezkan.sitemynet.com
http://www.blogcu.com/cemoezkan/


*Haber: Gökçer Tahincioğlu
Kaynak:www.milliyet.com.tr aktaran: http://www.internethaber.com
31 Ekim 2006

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

8 + 8 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.