İSVEÇ’TEN… Küreselleşmenin uslu çocuğu zor durumda

Hayat tüm dünyada olduğu gibi İsveç’te de her geçen gün zorlaşıyor. Yiyecek fiyatları hızla artıyor. Benzin zamları enflasyonun üstünde gerçekleşiyor. Örneğin bu yıl aile giderlerine binlerce kronluk ek yük getiren fiyat artışlarında son 15 yılın en yüksek rakamlarına ulaşıldı. Ekonomi uzmanları, İsveç ekonomisinin üzerinde dolaşan “kara bulutlara” vurgu yapıyor. Enflasyondan artık daha sıkça söz ediliyor…

Anlayacağınız Soğuk Savaş yıllarında, kapitalizm ile sosyalizm arasında “orta yol” izleyerek varlığını sürdüren İsveç’i zor günler bekliyor.

Sabahları küçücük işyerimi açtığımda, kapıma başörtülü, başörtüsüz; kadın, erkek; yaşlı, genç birçok insan dayanıyor. Önce iş soruyorlar. Sonra, ellerindeki kağıtları utana sıkıla uzatıyorlar. İşçi bulma kurumu ve sosyal büro yeni bir uygulama başlatmış. Bu kağıtlara, işyerimde, başvuranların durumuna uygun bir iş bulunmadığını yazıp imzalamam gerekiyormuş. İşsizlik kapılarında bu sıra sıra insanların ezik hallerini gördükçe, sorumlusu benmişim gibi daha çok utanıp, sıkılıyorum. Size yardım edecek gücüm yok; etim ne ki, budum ne olsun, diyemiyorum. Sanki çalıştıracak adama gereksinmem varmış da onlara iş vermiyormuşum düşüncesinin ızdırabını yaşıyorum.

Olof Palme’nin İsveç’i ne hallere düştü. Sağcı iktidar, insanları dilenci gibi sokaklara düşürdü. Eline tutuşturulan kağıtlarla kapı kapı dolaşıp iş isteyeceksin. Bunu yapmazsan zaten kuşa çevrilen işsizlik paranı kesiyorlar, sosyal yardımında kısıntıya gidiyorlar. Git, nereye gidersen… Nasıl geçinirsen geçin…

35 metrekarelik işyerimde, İrak’lı İman’ı yanıma stajyer gönderdiler. İman, ülkesinde öğretmenmiş. İrak’ın işgal edildiği günlerde gelmiş.Dili yetersiz. Sosyal yardım bürosu, boş oturacağına, boşa çalış diyerek yanıma stajyer verdi. İnsan onuru bu denli aşağılanır mı? Zaten ben boş oturuyorum. Kadına iş öğretecekmişim. İleride parası olursa benzer bir işyeri açabilsin diye… İman, arada bir, yanımda hiç bir işe yaramadığı düşüncesine kapılıyor. İkide bir paspası alarak yerleri silmeye çalışıyor. İzin vermiyorum.Ona, vitrindeki malların nasıl fiyatlandırılacağını öğretiyorum. İflas etmek üzere olan bir işyerinin neler yapması gerektiğini anlatımaya çalışıyorum. İman, aldığı kültür gereği, yabancı bir erkekle yalnız kalmaya alışkın değil. İkimiz de birbirimizden sıkılıyoruz. O, camın önüne oturup yoldan geçenleri izliyor. Ben, içeride bir şeylerle uğraşıyor görünüyorum… İşçi bulma kurumuna telefon edip “Durdurun bu stajı, kadına daha fazla azap çektirmeyin!” demek geçiyor içimden. O zaman daha da kötü olacak… “Staj yaptığın işyerinde beğenilmedin!” diyebilecekler. İman’ın üç paralık sosyal yardımını da kesebilirler. Dinine yandığımın kapitalizmi insanları ne hale getiriyor. Ne yana dönersen dön, hep bir tarafın açıkta kalıyor… Stajın bitmesi için dört haftalık bir süremız kaldı. İman’la, acı-zulum idare edeceğiz artık…

İsveçte durumlar gerçekten de kötüye gidiyor.

Fiyatlar ateş pahası. Alım gücü her geçen gün daha da azalıyor.

Normalde yüzde 2′ lerde seyreden enflasyon oranı, Mart ayında yüzde 3.4′ e ulaştı. Fiyat artışlarında son 15 yılın en yüksek oranlarına ulaşıldı.

Daha önce, benzer artışlar, 1993 yılında da görülmüştü. O zaman, İsveç ekonomisi, Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinden etkilenmişti.

Şimdilerde dünyayı saran ekonomik krizin adını da siz koyun.

İsveçte, 2007 yılının Aralık ayındaki fiyat artışları, 1993 yılı ortalamalarını 10 puan geride bıraktı.

Merkez İstatistik Bürosu ve araştırma kuruluşlarının verilerine göre, gıda fiyatları, geçen yıla oranla yüzde 7.3 oranında artış kaydetti.Fiyatlar, en çok dar gelirlinin sofrasındaki ekmeği vurdu. Un fiyatlarındaki yüzde 26.4 oranındaki artışı, yüzde 22 oranıyla makarna izliyor. Akaryakıt fiyatlarındaki artış, taşıma giderlerini de arttırdı. Otobüs ve trenlerle yolculuk etmek de, artık yüzde 14 zamlı bilet fiyatlarıyla daha pahalı..

Faiz artışları, bankalara borçlanılarak satın alınan evlerin geri ödemelerine de yansıyor.Ev kiraları da bu artışlardan payını alıyor. Artık karın doyurmak ve kira ödemekten başka hesap yapmayan halk, diğer tüketim giderlerinde kısıntı yapıyor. Piyasalarda, gıda dışındaki sektörlerde büyük bir durgunluk gözleniyor.

Küreselleşme canavarı, sadece küçük ve orta boy ülkeleri yutmakla kalmıyor, artık aç kaldığında yavrusunu yiyen kedi gibi, uslu çocuğu İsveç’i de vuruyor…

alinergis@yahoo.se

Bu yazi, Cumhuriyet Gazetesinin Pazar Yazilari sayfasinda da yayimlandi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.