Tarihi coğrafyanın metreküpü sadece 10 TL!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Anadolu’nun tarihi coğrafyasının en önemli köşe taşlarından biri olan Kızılırmak üzerinde açılan kum ve çakıl ocakları, inşaat malzemesi uğruna binlerce yıldır birçok kültüre ev sahipliği yapan Yukarı Kızılırmak Havzası’nın geçmişini ve geleceğini yok ediyor…

Kayseri’de Kızılırmak kıyısında yer alan Burunören köyünde açılan kum ocakları hem tarihi coğrafyayı hem de yöre halkının yaşamını tehdit ediyor. Burunören köyündeki kum ocaklarından biri Sarıoğlan Belediyesi’ne ait. 2017’de ruhsat verilen proje bir süre ÇED’siz çalıştıktan sonra Eylül 2020’de ÇED süreci başlatıldı. Projeyle ilgili ÇED raporunda yer alan bilgilere göre bir metreküp kum ve çakılın 10 TL olduğu belirtilerek, Kızılırmak’ın tahrip edilmesiyle elde edilen malzemeden yıllık 490 bin TL gelir elde edileceği savunuluyor. ÇED raporunda nehir yatağından kum alınmayacağı taahhüt edilmesine rağmen Kızılırmak’ın ortasında çalışan iş makineleri ve kamyonlar köylülerin tepkisini çekiyor.

ANTİK ÇAĞIN ‘HALYS’ IRMAĞI, BİRÇOK UYGARLIĞIN SINIRINI BELİRLEDİ

Burunören köyü, Kayserinin Sarıoğlan ilçesine bağlı yerleşimlerden biri. Kızılırmak kıyısında yer alan Burunören’de ve komşu köylerde birbiri ardına açılan kum ve çakıl ocakları, antik çağda adı ‘Halys’ olarak anılan ve pek çok uygarlığın coğrafi sınırlarını belirleyen nehrin geçmişini ve geleceğini coğrafyanın hafızasından siliyor.

2 MİLYON YILLIK GEÇMİŞ, İNŞAAT MALZEMESİ YAPILIYOR

Sivas’tan doğup, Orta Anadolu’da bir yay çizdikten sonra kuzeye yönelerek Samsun’un Bafra ilçesinde Karadeniz’e dökülen Kızılırmak, 1355 kilometrelik akışıyla geçtiği topraklara hayat verirken aynı zamanda Türkiye sınırları içindeki en uzun nehir olarak biliniyor. Kızılırmak boyunca birçok tarihi höyük ve kale yerleşimi bulunuyor. Nehir, günümüzde de 20’den fazla ilde, onlarca kent ve kırsal yerleşimin yaşamına dokunarak akışını sürdürüyor. Ancak yaklaşık 2 milyon yıllık bir geçmişe sahip olan havzada kuralsızca çalışan kum ve çakıl ocakları Anadolu’nun tarihi coğrafyasının en önemli köşe taşlarından biri olan Kızılırmak’ın doğal dokusunu tahrip ediyor.

KIZILIRMAK KIYISINDAKİ KÖY KUM OCAKLARININ İŞGALİ ALTINDA

Kırılırmak’ın Kayseri sınırlarından geçen bölümünde birbiri ardına açılan kum ocaklarının bir kısmı Burunören köyünde yer alıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın verilerine göre 2014’ten bu yana Burunören köyünde ÇED Gerekli Değildir kararı verilen ya da ÇED süreci başlatılmış olan 4 ayrı kum ocağı bulunuyor. Köyün bitişiğinde açılan kum ocağının ise ÇED raporu olmadan faaliyetini sürdürdüğü öne sürülüyor. Ancak ÇED raporu olan kum ocaklarının da proje dosyalarında ilgili yasa ve yönetmelikler kapsamında yerine getirmeyi taahhüt ettiği çoğu ayrıntıya pek dikkat etmediği gözleniyor.

KUM YIĞINLARIYLA ÇEVRELENEN KÖYDE HALK TEPKİLİ

Burunören köyünde özel bir şirketin işlettiği kum ocaklarından biri de tam köy yerleşiminin dibinde açılmış. Köy adeta kum yığınlarıyla çevrelenmiş durumda. Burunören köyündeki tarım alanları ve su kaynaklarının kum ocaklarından zarar gördüğünü söyleyen Mahmut Graf Doğan, Almanya’da yaşayan gurbetçi köylülerden biri. Yaz aylarını memleketinde geçirmek için Burunören köyüne geldiğini ancak çocukluk anılarının yok edilişini gördükçe kahrolduğunu söyleyen Doğan, evine bitişik alana kadar yayılan kum ocağına karşı dava açılmasına öncülük edenlerden biri.

‘KUM OCAKLARI YÜZÜNDEN TARIM EV HAYVANCILIK BİTTİ’

Doğan, kum ocaklarının verdiği zararları, “Kum ocakları yüzünden köyde tarım ve hayvancılık bitmiş durumda. Eskiden hayvan sürüleri su ihtiyaçlarını Kızılırmak’tan karşılıyordu, şu anda ırmağa inemiyorlar” sözleriyle özetliyor.

‘BU TAHRİBATI GÖRÜNCE ELİM AYAĞIM KOPMUŞ GİBİ HİSSEDİYORUM’

Köyün içinde faaliyetini sürdüren kum ocağına karşı açtıkları davanın son duruşmasının 3 Kasım’da Kayseri İdare Mahkemesi’nde görüldüğünü ve yargıdan olumlu bir karar beklediklerini dile getiren Doğan, “Ben bu köyde doğdum. Kızılırmak ve Burunören köyü benim için yaşamın anlamı. Yüzmeyi Kızılırmak’ta öğrendim. Burası bizim toprağımız, kimliğimizin bir parçası. Atalarımız bu köyün kurucularından. İran Horasan’ından Halep’e, ardından da Maraş’tan bu yaylalara gelip yerleşmişler. Köyüme geldiğimde mutlu oluyordum ama bu tahribatları görünce bütün mutluluğum hüzne ve çaresizliğe dönüşüyor. Kendimi hastalanmış gibi, elim ayağım kopmuş, gözlerim kör olmuş gibi hissediyorum. Ben adalete inanan bir insanım. Bu yüzden dava açtık. Yargının buradaki tahribata dur diyeceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.

‘ŞEHİRDEN KAÇIP GELEN İNSANLAR ASTIM HASTASI OLDU’

Kum ocaklarından çıkan tozun insan sağlığına da zarar verdiğinin altını çizen Mahmut Graf Doğan, “İnsanlar astım hastası oldular. Şehirden, egzoz gazından, stresten kaçıp köyüne nefes almaya gelen emeklilerimiz burada rahat edemez haldeler” dedi.

‘YERALTI SULARI ÇEKİLDİ, MEYVE AĞAÇLARI KURUDU’

Kızılırmak kıyısındaki Üzerlik ve Karaözü köyleri arasındaki yaklaşık 10 kilometrelik alanda kum ocakları yüzünden derin çukurlar oluştuğunun da altını çizen Doğan, bazı noktalarda çukurların yüksekliğinin 8-10 metreyi bulduğunu belirterek, “Buna bağlı olarak yeraltı suları çekildiği için ağaçlarımız bile kurudu. Bir komşumuzun 300 meyve ağacı kurudu” diye konuştu.

TARİHİ ŞAHRUH KÖPRÜSÜ DE KUM OCAKLARININ TEHDİDİ ALTINDA

Kum ocaklarının Kızılırmak üzerinde bulunan tarihi Şahruh Köprüsünü de tehdit ettiğine dikkati çeken Doğan, “Kum ocaklarının aldığı kumlardan dolayı tarihi köprünün ayakları tehdit altında. Bu konuda acil önlem alınmazsa Şahruh Köprüsü’nün geleceği tehlike altına girecek” uyarısında bulundu.

ÖNCE KUM OCAĞI AÇILDI SONRA ÇED RAPORU HAZIRLANDI

Burunören köyündeki kum ocaklarından biri de köyün bağlı olduğu Sarıoğlan ilçe Belediyesi tarafından işletiliyor. Belediyenin aldığı 21 Eylül 2017 tarihli ruhsata göre 6 ayrı noktada, 97.700 metrekarelik alanda kum ve çakıl çıkarma izni verilmiş. Ancak Eylül 2022’de süresi dolacak olan ruhsat sahasında daha önce ÇED raporu olmadan çalışan kum ocağı için 3 yıl sonra, 20 Eylül 2020’de bir Proje Tanıtım Dosyası (ÇED Raporu) hazırlanarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunulduğu ortaya çıktı.

ÇED RAPORU: ‘PROJE ALANINDA AKARSU YOK!’

Proje adı ‘Kum-Çakıl Ocağı Yıkama Eleme ve Kilitli Parke Tesisi’ olan işletmeyle ilgili hazırlanan ÇED Raporunda yer alan bilgiler, Türkiye’de çevre konusunda vaatlerin ve gerçeklerin ne kadar birbirinden uzak olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Kum ocağının ÇED raporunda, Kızılırmak nehrinin ortasında faaliyet yürüten proje alanında akarsu bulunmadığının öne sürülmesi dikkat çekiyor.

VAATLER KÂĞIT ÜSTÜNDE KALDI, NEHRİN ALTINI ÜSTÜNE GETİRDİLER

Kum ocağı için hazırlanan ÇED raporunda, “İşletme sırasında dere yatak stabilitesini bozacak ve serbest akışa engel olacak şekilde malzeme alınmamalı, ayrıca mahmuz, servis yolu ve benzeri yapılar tesis edilerek suyun akış yönünü değiştirmek suretiyle kıyı oyulmasına neden olabilecek çalışmalardan kaçınılacaktır” ifadelerine yer veriliyor.

TARİHİ COĞRAFYANIN MEKREKÜPÜ SADECE 10 TL

Yılda 9 ay süreceği belirtilen çalışmalar kapsamında 49 bin metreküp kum ve çakıl üretileceğinin altı çizilen ÇED raporunda, nehir yatağından çıkartılan kumun metreküpünün 10 TL’den satıldığı kaydedilerek yılda 490 bin TL gelir elde edileceği belirtiliyor.

 

Önceki haberEnerji faturası kabarıyor, kömüre rağbet artıyor
Sonraki haberSendika ve odalar 2022 bütçesine karşı eylem yapacak
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.