Tehlikeli oyun

Murat Birdal/ EVRENSEL – MB Başkanı Kavcıoğlu göreve geldiği ilk günlerde politika faizini beklenen ve gerçekleşen enflasyonun üzerinde tutarak fiyat istikrarını gözeteceklerini ifade etmiş, piyasalardaki güven erozyonun önüne geçmeyi amaçlamıştı. Son haftalarda ise söyleminde revizyona giderek manşet enflasyonun yerine “çekirdek enflasyon”un referans alınacağını vurgulamaya başlamıştı. Bu politika değişikliği merkez bankasına faiz indirimi için 200 baz puanlık bir manevra alanı sağlıyordu. Geçtiğimiz ay gerçekleşen 100 baz puanlık indirim sonrası bu ay da 100 baz puanı aşmayan bir indirim beklentisi piyasalara hakimdi. Ancak Merkez Bankası bir kez daha piyasaları yanılttı ve beklentilerin üzerinde 200 baz puanlık bir indirime gitti. Böylece politika faizi yüzde 16’ya geriledi.

Eylül ayı itibariyle TÜFE’de yıllık artış yüzde 19.58, çekirdek TÜFE’deki artış ise yüzde 16.98 seviyesinde bulunuyor. Dolayısıyla politika faizi geçmiş söylemlerin aksine çekirdek enflasyonun dahi altına sarkmış durumda. Mevduat faizi ise kamu bankalarında yüzde 17’yi bulmakla beraber, büyük özel bankalarda yüzde 11 seviyelerine kadar geriliyor. Mevcut tabloda TL’de durmak mevduat sahibinin reel olarak yüzde 8’e varan kayba uğraması anlamına geliyor. Bu durum Türk Lirası’ndan kaçış eğilimini güçlendiriyor.

 

Öte yandan, mevcut faiz indiriminin küresel konjonktürü gözetmeksizin gerçekleştirilen bir hamle olduğunu da vurgulamakta fayda var. Enflasyondaki küresel yükseliş eğiliminin yanı sıra Fed’in önümüzdeki aydan itibaren tahvil alımını kademeli olarak azaltmaya başlayacağı yönündeki sinyaller pek çok gelişmekte olan ülke Merkez Bankasının faizleri yukarı çekmesine neden oldu. Bank of England’ın da yılın ilk aylarında faiz artırımına gitmesi bekleniyor. Küresel piyasalarda sıkılaşma eğiliminin böylesine güç kazandığı bir ortamda TCMB’nin ters yönde kürek çekmesi ilerleyen günlerde TL’nin değer kaybını hızlandırma potansiyeli taşıyor.

Son günlerde karşılaştığım hemen herkes aynı soruyu soruyor “Erdoğan ne yapmak istiyor?. Halkın alım gücünün enflasyon karşısında hızla gerilediği, işsizliğin ve yoksulluğun yaygınlaştığı bir ortamda anketlerde partisinin her geçen gün kan kaybettiğini gören Erdoğan içine sürüklendiği bu açmazdan bir çıkış yolu arıyor. Önce Merkez Bankası’nın başına piyasaların güvendiği bir isim atıyor, yapısal reformlar, fiyat istikrarı sermayenin duymak istediği ne varsa en gür sesle dile getiriliyor. Bekleneni göremediği anda ise direksiyonu keskin bir şekilde kırıp aksi yöne tam gaz ilerliyor. Kısacası panikle tüm tuşlara aynı anda basan bir bilgisayar oyuncusu profili çiziyor.

Erdoğan’ın ekonomideki yavaşlama sinyallerine karşılık kredi genişlemesiyle piyasaları canlandırmayı düşündüğü görünüyor. MB’ndan yapılan açıklamadaki “parasal duruşun sıkılığının ticari kredilerde öngörülenin ötesinde daraltıcı etki yapmaya başladığı” yönündeki vurguyla bu noktanın altı çiziliyor. Diğer yandan, TL’nin değer kaybının düşük oranda yabancı girdi kullanan emek yoğunluklu sektörlerin rekabet gücünü arttırması ve ihracatı yukarı taşıması umuluyor. Ancak bu filmi daha önce izledik. Merkez Bankası’na dönük baskılar ve küresel koşulları hiçe sayarak aşağı çekilen faizler önce kuru sonra enflasyonu oradan da orta-uzun vadeli faizleri yukarı taşıyor. Kısacası enflasyonun belini kıracağım diye yola çıkılıyor ancak derinleşen güvensizlik ortamında faizler rekor üstüne rekor tazeliyor. Bundan sadece 1 ay kadar önce yüzde 17 civarında seyreden 10 yıllık tahvilin faizi MB’na yapılan son müdahaleler ve faiz indiriminin ardından yüzde 20.4 seviyesine ulaştı.

Peki bundan sonra ne beklemeliyiz? MB’ndan yapılan açıklamada faiz indirimi yönünden bu yıl için bankanın önünde “sınırlı bir alan” kaldığı belirtiliyor. Dolayısıyla MB önümüzdeki aylarda yeni bir faiz indirimine kapıyı açık bırakmakla birlikte bunun daha mütevazi bir adım olacağının da altını çiziyor. Bu haliyle açıklama piyasaya güven telkin etmekten ziyade faiz indirimi konusundaki ısrarını sürdürdüğü anlaşılan Cumhurbaşkanı’na hesap verme niteliği taşıyor.

Hükümetin ekonominin gerçekleriyle savaşı bu faiz hamlesiyle hiç kuşku yok ki yeni bir boyut kazandı. Ancak bu tehlikeli bir oyun. Unutmamak lazım, küresel likiditenin daralmasıyla birlikte bu yanlışların faturası kabaracak, ileride telafisi zor sonuçlar doğuracaktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.