Telefonu ve mesajı yanıtlamamak

Dostlar bu hafta toplumda beni kızdıran bir konuya değinmek istiyorum: Telefonu ya da mesajı yanıtlamamak… Şimdi akıllı telefonlar aranan ismi gösteriyor, mesajlar da okunmuşsa belli oluyor. Hani herkese gönderilen isimsiz kutlama ve kandil mesajlarından söz etmiyorum. İsme gönderilen özel mesajlardan… Telefonu ve mesajı yanıtlamamak çok saygısız ve bencil bir davranış. Eğer cesaretiniz varsa yanıtlar, hatta bir daha rahatsız edilmek istemediğinizi söylersiniz olur biter.

Ben genellikle teknolojinin de sorun yaratabileceğini düşünerek aradıklarıma ikinci şans veriyorum ama sonrasında yine yanıt yoksa, benim için karşı taraf “psikolojik vaka” katagorisine giriyor.

Bir de kendisine bir türlü ulaşılamayan kendisini Einstein, Robert De Niro ya da Virgin Grup Başkanı Richard Branson sanan bir grup var ki onlar da ayrı bir psikolojik vaka. Nasıl bir ego geliştirmişlerse onlar arayınca size ulaşıyor, siz arayınca muhatap olmayıp telefonu kaldırmaya tenezzül bile etmiyor zaarlar.

Her şeyde olduğu gibi telefonda da, eski dilde “adab-ı muaşeret kuralları” denilen görgü ve nezaket kuralları var. Bunların başında sizi arayanları mutlaka aramak gelir. İkincisi telefonda eğer siz arıyorsanız, önce kendinizi tanıtıp “uygunsanız” nezaketiyle konuşmayı sürdürmek gerekir. Eğer aranansanız ve uygun da değilseniz, izin isteyip belirteceğiniz süre sonrasında mutlaka arayanı arayacağınızı belirtmelisiniz.

Günümüzde görüntülü telefon da çok yaygın kullanılır oldu. Eğer aradığınız çok yakınınız değilse, görüntülü aramaktan kaçınmak ve sesli konuşmada görüntüye geçmeyi teklif etmek de nezaket kuralları gereğidir. Ayrıca konuşmada sesi dışarı veriyorsanız ve yanınızda da başkaları varsa, mutlaka ama mutlaka sesin sahibinin bilgisi ve izni içinde olmalıdır. Görüşmeyi kaydetmek için de kesinlikle karşı tarafın onayı gerekir, yoksa etiğin ötesinde bu bir suçtur. Son olarak çok yakınınız değilse telefon görüşmesini gereksiz uzatarak karşı tarafı zor durumda bırakmak da hoş değil. Telefon görüşmesi kesinlikle nazik sözlerle başlanıldığı gibi sonlanmalı.

Grahambell’in telefonu bulalı 150 yıl olmasına karşın bu basit kuralları bir türlü öğrenemeyen toplum üyelerini nezakete davet ediyorum. Onlara yeni yıl ödevi olsun!

***

BBC’nin geçen haftaki haberine göre; “Birleşik Krallık genelinde, ‘Real Living Wage’ uygulamasına göre ödenen 250 bin işçinin ücreti saat başına 20p artarak 9,50 sterline çıktı. Londra’daki bu rakam ise 10p artarak 10,85 sterline yükseldi.”

İşverenlerin gönüllü olarak kaydolduğu “Real Living Wage” uygulaması, hükümetin belirlediği asgari ücretten (National Living Wage) farklı. Asgari ücret şu anda 25 yaşın üzerindekiler için saat başına 8,72 olarak uygulanıyor. Ülke genelindeki tüm işçilerin yüzde 20’sini oluşturan 5,5 milyona yasal haklarının altında ödeme yapıldığı sanılıyor.

Bizim topluma gelirsek bu oranın yüzde 50’nin üzerinde olduğunu düşünüyorum. Daha önce pek çok kez yazıp çizdim, ne yazık ki toplum üyesi patronlar yine kendileri gibi göçmen işçileri asgari ücretin yarısına üstelik kötü koşullarda çalıştırıyor, yıllık izin gibi sosyal hakları da tanımıyorlar. Ayrıca çabaları çok yetersiz kalan toplumdaki emek odaklı oluşum ve dernekler, daha da geçikmeden “Bu konuda daha etkin neler yapılabilir” sorusunu tartışılıp ciddi adımlar atmalı.

Öte yandan iş yasalarına göre eğer bir işveren işçisini asgari ücretin altında çalıştırırsa, her işçi için 20 bin sterlin para cezası ödemek zorundadır. Ayrıca şirket kamuoyuna teşhir edilmekte ve menajeri de 15 yıl boyunca kara listeye alınmaktadır. Hani biz toplum üyesi işvereni uyaralım da “bilseydik yapmazdık” demesinler…

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

4 + fifteen =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.