Teoman hayranlarına süper haber…

Ani bir kararla müziği bırakan Teoman üzerine çok yazılıp çizildi bugüne kadar. O, az konuştu, kendini dinledi daha çok.

Müziği bıraktığından televizyon izlemeyen, gazete okumayan Teoman, 10 ay aradan sonra konuşmak için Milliyet CADDE’yi seçti. Bundan sonra uzun süre röportaj vermeyecek Teoman’la, müziği bırakma kararının sebepleri, 10 aylık tatili nasıl geçirdiği ve bundan sonra yapacakları üzerine konuştuk. Teoman bir de müjde verdi…

– Müziği bırakma kararının üzerinden 10 ay geçti. Sebebini daha iyi anladın mı?
– Zaman geçtikçe daha iyi anladım. Yavaş yavaş anlıyorum. Kendi kendime soruyorum neden bıraktım müziği diye; hâlâ bilmiyorum aslında. Bu kararın sebebini kendime bile anlatamıyorum. Sonradan fark ettim; bu işte bir sürü parametre var…

– Son albüm ‘Aşk ve Gurur’ çıktıktan çok kısa süre sonra aldın bu radikal kararı, neydi o parametreler?
– Müzik sektörünün durumu belli. Klip çekmediysen bir şarkıya; o şarkı yokmuş gibi… Son albümü yaparken artık kreatif tarafımın da giderek tükendiğini hissettim. İşin tuhaf kısmı son albüm çok beğenildi. Yine de düşüncem değişmedi. Bende kreatif anlamda iş bitmiş.

– Konser de vermiyorsun artık…
– Çalıyorduk, paramızı da kazanıyorduk ama konserlerimde istediğim kaliteye hiçbir zaman ulaşamadım. Bir sürü hayal kırıklığım var. Yaptığımız şey nedir? Albüm yapıyoruz, onun kliplerini yapıyoruz; bir de güzel konserler vermek istiyoruz. İşin albüm satış tarafı zayıflayınca; bir de konserlerde istediğim seviyeyi yakalayamayınca kişisel tatminim çok azaldı.

– “Kendimi başarısız buluyorum”
– Böyle diyorsun ama Türkiye’de sponsorlu turne yapabilen 3-5 büyük isimden biriydin…

İstediğim kaliteyi sadece sponsorlu konserlerde sağlayabiliyordum. Ben gişe için yapılan konserlerden söz ediyorum. Kendini geliştirmek, daha iyisini yapmak için uğraşıp didiniyorsun ama bir arpa boyu yol gidemiyorsun. Ben konserlerimden tatmin olmamış ve sinirli bir biçimde çıkmaya başlamıştım. Açıkçası kendimi başarısız da buluyordum.

– Son dönem albümlerin için de böyle mi bu?

– Evet, albümler için de böyle. Tamam; yazılıyor, çiziliyor, beğeniliyor ama halk senin o yeni şarkılarını bilmiyor. Eskiden bilmem kaç yüz bin sattığımız dönemlerde ben
albümümün tamamını çalabilirken konserde artık sadece video klibi olan şarkıları çalabiliyordum. O zaman “Bu işi niye yapıyorum, niye yeni şarkı yapıyorum eskilerle idare ediyorsam?” diye düşünmeye başladım.

“Bir grubum bile olmadı benim”

– Bırakma kararını verdiğin günden bugüne ne değişti peki?
– Büyük bir boşluk duygusu var içimde. Müzik benim hayatımla çok iç içe bir şeydi. Hep ve sadece müziğin peşinde dolaştım. Ama aynı zamanda bırakma nedenim olan şeylere de geri dönemem artık. Geçmişe baktığımda “Ulan o kadar zaman uğraştın, beceremedin” gibi bir hissim var şu anda. “Daha iyisini yapabilirdim” diye düşünüyorum.

“Beceremedim” çok başka bir sonuç, “Daha iyisini yapabilirdim” çok başka… Bu karar; kendine karşı acımasızlığının ve mükemmeliyetçiliğinin sonucu olabilir mi?
Doğru, haklı olabilirsin. Yine de sonradan kendime kızdım. “Şimdi bulunduğum pozisyondan daha iyisi olabilirdi zamanında fark etseydim” diye düşündüm. Daha çok konsantre olsaydım müziğe, daha iyisini yapabilirdim. Şöyle bir örnek vereyim; benim sürekli birlikte çalıştığım bir grubum bile olamadı. Orada da sürekli bir tatminsizlik içindeydim. Sürekli insan değiştiriyordum, ne yapacağıma bir türlü karar veremiyordum. Ekip ruhunu yakalayamadım.

– Şebnem’in (Ferah) grubu gibi bir gruptan söz ediyorsun sanıyorum…
– Evet, ben onu yapamadım. Bir bakışta birbirinin ne yapacağını anlayan, birbirini seven, uzun zamandır birlikte çalan, aynı amaca hizmet eden bir grup oluşturamadım. Çok sinirli olmuştum bu nedenle. Hem sorunları çözemiyor, hem de insanları kırıyordum. Sertleşmiştim, hakaret ediyordum… Böyle bir grubu kurmayı becerseydim, devam ediyor olabilirdim. Bu durum kendimi daha ‘yalnız’ hissetmeme neden oldu. Kendi kendimin karikatürü olmuşum gibi hissettim. “Müzik dünyasında beğenmediğim insanlar var acaba onların yolunda mı gidiyorum” dedim kendime.

“Karikatür olmaktan korktum”
– Kendi kendinin karikatürü olmak ne demek senin için?
– “Acaba…” diyordum “…Bunca zamandır yapıyorum ama hala aynı şeyi mi yapıyorum; ben bunu geliştiremezsem, eskisinin devamı olacak…” Bir iş yapmak için kolumu kaldırırken bile “Acaba bir rolün içinde miyim?” diye düşünüyordum. Daha eskiden; yaptığım işten zevk alırken böyle şeyler hissetmezdim.

– Gelecekle ilgili kaygıların nelerdi en çok?
– Hem sıkılmıştım hem de gelecekten korkmaya başlamıştım. Hep aynı şarkıları mı yapacağım, söyleyeceğim? Hep aynı istemediğim ortamlarda mı bulunacağım? Bundan daha iyisini yapamayacak mıyım? Her şey gitgide daha mı kötü olacak? ‘The Wrestler/Güreşçi’ filmindeki Mickey Rourke gibi bir herif mi olacağım? Ama yine de bırakma kararını bu kadar rahat verebilme ihtimalim az görünüyordu gözüme. Kendimden beklemiyordum.

“Yılda maksimum 10 konser vereceğim”

– Zaten böyle bir karar çok düşünerek verilemez. Ne kadar düşünürsen kararından dönme ihtimalin o kadar artar…
– Aynen öyle. O nedenle kararı verdiğim anda açıkladım ben de. Aslında o mektubu da kendi kendime yazdım ki sözümden dönemeyeyim. Şunları da düşündüm tabii; “Hâlâ o istediğim şeyi yapma ihtimalim var mı? İstediğim kaliteyi bir gün tutturursam bu işin bana hala zevk verme ihtimali var mı?”

– Var mı?
– Şöyle bir düşüncem var: Yılda maksimum 10 konser verirsem, o bana istediğim tatmini verebilir. Hatta kendimi iyi hissedersem yaz sonrası bunu deneyeceğim.

SÖYLEŞİNİN DEVAMI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

RÖPORTAJ: TOLGA AKYILDIZFOTOĞRAFLAR: OZAN GÜZELCE

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.