Teşekkürler Nazım Beratlı

Gene o an gelip çattı. Hangi an mı? Zaman diliminden bahsetmiyorum. Noelmiş, Yılbaşı imiş, onlara boşverin. 

“Fasulyanın yahnisi, gitti geldi aynisi” derdi Ciğerci Ahmet dayı. Gerçi o bu sözleri politikacılar için söylerdi, ama günler, aylar, yıllar için de geçerlidir bu sözler bence. Hele son iki yıldan beri.

Neyse, benim “o an” dediğim, köşe yazarının yazacak bir şey bulamaması anıdır. Daha doğrusu ne yazacağı konusundaki kararsızlık anından bahsediyorum. 

Kadim Dostum Nazım Beratlı’nın taktiği çok hoşuma gitti. “Bunların konuştuğu anlamsız lakırdılar yerine” diyerek birkaç haftadan beri yemekler, yemek kültürü üzerine nefis, eğitici yazılar yazıyor. 

Büyük bir zevkle okuyorum bu yazıları, ve söylenen o “anlamsız lakırdılardan” çok daha fazla ilginç şeyler öğreniyorum dostumun yazdıklarından.

Örneğin, “Koyun cezveyi kuma da geldim” yazısından sonra Yaşar Halim’e gidip kocaman iki paket Con kahve aldım. Biraz reklam gibi oldu ama Çetin Şadi hem çok eski bir arkadaşımdır, hem de yıllar önce mahallemizde imal edilen Con kahvenin anılarımda çok özel bir yeri vardır. 

Dostumun yazısını okuyalı hiç Türk kahvesi içmezken şimdi günde en az iki kahve içerim. Vay be, ne çok yararı varmış kahvenin.

Geçen yıl birkaç hafta üstüste depresif yazılar yazdığımda bir arkadaşım yakınmıştı. Ona: “Dertler çoktur, hangisine yanayım / gündem çirkin, nasıl güzel yazayım?” demiştim, Karacaoğlan’dan esinlenerek. 

Gerçekten de çok depresif günler yaşıyoruz. Medyayı takip etmekten korkar olduk. Her gün kötü haberlerle dolu etrafımız. Yaşadığım ülke İngiltere tekrar bir kapanmanın eşiğinde. Kıbrıs’ta anlamsız bir seçim yarışı, v.s.

O yüzden ben de karar verdim, bugün siz okurlarımı daha fazla depresyona sokmayacağım ve yazımı bir fıkra ile bitireceğim. Fıkracık da tam yukarıda bahsettiğim kahve olayına suk diye oturdu ha! Yaşşa Nazım. Bin kere teşekkürler. 

Fıkrayı büyük bir ihtimalle bilirsiniz. O zaman bilenler bilmeyenlere de anlatsın. Bakarsınız okumazlar.
Bir gün Ahmed dayıyla Ayşaba, İstanbul’a tatile giderler.
Ahmed dayı kaldıkları otel odasından resepsiyonu arar..
Amed Dayı: İki sade Türk gavesi isterim
Resepsiyonist: Mehmet Efendi mi?
Amet Dayı: Yok Ahmeddir gonuşan
Resepsiyonist: Mehmet Efendi burdaki bir kahve markasıdır efendim
Amet Dayı: Annadım. CON yok mu CON?
Resepsiyonist: Burda Con diye biri çalışmıyor efendim. Ben yardımcı olayım.
Amet Dayı: Yok isdemez beytambal galsın.

İyi Noeller.
 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.