Tiyatroda tecavüz

Güzellikler Evi nedir bilir misiniz?
Darülbedayi….
Yani Şehir Tiyatrosu!
Bazı dostlarım soruyorlar, nedir takıntın, iki de bir yazıyorsun bu kurum hakkında?
10 yaşında ilk oyunumu Güzellikler Evi’nde izledim ben.
12 yaşında, ilk oyunum Güzellikler Evi’nde oynandı benim.
13 yaşında seyirci bürosunun 001 numaralı seyirci kartına sahibim Güzellikler Evi’nin.
Kendi evim, yani ikametgah adresim, tesadüfen Güzellikler Evi’nin Muhsin Ertuğrul Sahnesini görür (idi), geçmişin mişli zamanında.
Her perde açıldığında, sanki evime misafir gelmiş gibi titizlenmişimdir yıllarca. Sessiz sessiz yürümüşümdür, Güzellikler Evi’nin o günkü konuklarını rahatsız etmemek için.
Kazmalar vurdular Güzellikler Evi’ne. Eyy lemler yaptık yıkılmasın diye.
Kendimi yıkım ekiplerine yıktırırım diyen kişiler birden bire yok oldular.
Onlar Güzellikler Evi yerine, Güzellikler Avının yöneticisi oldular.
Şimdi odam kireçtir benim. Penceremden tuhaf vinçler, sevimsiz makineler görüyorum.
Kültür komitesi bile olmayan İstanbul’un kültür başkenti olması için böyle gerekiyormuş. Susuyorum.
….
Güzellikler Evi’nde, Yeditepeli Aşk adlı oyun ve Yahya Kemal dizeleri yasaklandı alenen.
Bir de bilinip de şimdilik yazılmayanlar var.
Düşünün komşunuzun çocuğu her gün dayak yiyor, ya da namussuz adam içip içip, karısını dövüyor, sizin de güzellikler evinizin içine sıçıyor, ama aile reisi (!) olur böyle vakalar diyor.
Solcu demesinler diye Yeditepeli Aşk’ın yasaklandığında sustum, sağcı demesinler diye Yahya Kemal’in yasaklandığında yine sustum. Kapadım, perdeleri, duymazdan geldim, komşudan gelen çığlıkları.
Zaten güzellikler evinin dayak yiyenleri de razıydı herhalde ki, pek ses gelmedi oralardan.
Arzu Tramvayı adlı oyunun son sahnesinde Blanche yer dayağı kocasından, kardeşi Stella dehşet içinde girer içeri, ertesi sabah bir bakar ki Stella, kocasıyla yatakta. Dayak yiyen razı, dayak atan razı. Bir de çocuk var yolda.
…..
Dün Güzellikler Evi’ne yeni kadrolar atandı.
Ne zordur biliyor musunuz, maliyeden yeni sanatçılara imza çıkması? Krizin teğet geçmesi için devlet daireleri resmi yazıları bile yarım kağıtlara yazdırırken hele?
Sıkıyönetim zamanında, kenanpaşa, televizyona bir komutan atamış. Onbire on kala ışıkları söndürmüş komutan. Gizli gizli gezerken, birini yakalamış.
“Sen kimsin, elektrik tasarrufu yapılacak. Eve gidilecek, git”
” Canlı yayın var komutanım , ben resim seçiciyim. “
” Oğlum, yarın seç resimleri. Eve gidilecek. Git!”
Ankara bir güzellik yapmış A kadro ataması yapmış.
Ama bizim Güzellikler Evi’nde yine çirkinlik hakim!
Apar topar oyun bırakan bir oyuncuyu A Takımına çıkartmışlar.
Ne var bunda demeyin. Tiyatroda rol bırakmak, Leonardo di Caprio’nun Titanic batmadan kaçması gibi birşey. Bu arkadaşımız, gala gecesinde kurumunu zor durumda bırakmış.
Yönetmeni mi beğenmemiş? Olamaz! Çalıştığı kişi, dünyanın en önemli uluslararası yönetmenlerinden biri!
Piyesi mi beğenmemiş? Olamaz! Oynadığı piyes, dünyanın sayılı klasiklerinden: Üç Kızkardeş.
Sözkonusu şahısa yalvarmışlar, yakarmışlar. Herhalde bir dizi, bir dublaj, bir düğünde ekstra, bir sünnette sunuculuk veya daha mühim birşey vardı ki, bırakmış, gitmiş.
Peki, ceza?
O dönemin karnı yumuşak genel sanat yönetmeni, tazminatla ödüllendirmiş arkadaşı.
Yahu, lokantadan kaçan aşçının üzerine kaynar tencere yemeği dökerler, sen devletten ödenek çıkarttırıyorsun, arkadaşı bando mızıkıyla göndertiyorsun.
Güzellikler Evi’nin genel sanat yönetmenliğine vekalet eden yeni şahıs da, welcome armağanı olarak, senfoni orkesrası ile karşılama yapıyor. Arkasına bakmadan kaçan kişiye A takımından kadro veriyor.
O A kadro ki, bir tek Savaş Ay’a nasip olmuş!
O A kadro ki, 7 yıldır, Güzellikler Evi’nde herkes onu bekliyor. Sadece beş A çıkıyor. Biri de, böyle Aaaaaaaaaaaaa kadro oluyor!
….
Güzellikler Evi’nde 21 yıldır stajyer duran sabırlı bir vatandaş var.Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Metin And ustanın en parlak öğrencilerinden olan biri !
İddia ediyorum, bu kilomla 21 yıl at binsem, olimpiyat kazanırım. Tabi 21 yıl yaşayan at bulunursa!
Uzay mekiğinde kıç sallasam, NASA’yı karıştırmayan namerttir.
Güzellikler Evi’ne ödüller kazandıran, başroller oynayan oyuncular, yazarlar stajyer olarak bir ömür boyu kalacak, bir gala için sabredemeyen kişiye A kadro vereceksiniz?
Pardon ama, yarın sabah konservatuar hocaları, öğrencilerinin suratına nasıl bakarlar?
“Burada ses temrini yapmayın hıyar herifler, gidin Ankara’da iş takipçiliği yapın” demezler mi talebelerine?
Güzellikler Evi’nde Bedia Muvahhit olmaya öykünen, bir gün Vasfi Rıza gibi usta bir oyuncu, Muhsin Ertuğrul gibi şerefli bir insan olmayı hedefleyen genç oyuncular, mızrak tutarlarken, o mızrağı bulundukları yeri haketmeyen çirkin aktörlerin (!)
olmayan yüreklerine geçirmeyi düşünmezler mi?

İşin ilginç yanı, İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş, geçen yıl benim de bulunduğum bir yemekte, aynı masayı paylaştığım danışmanı değerli yazar İskender Pala, genel sanat yönetmeni Nurullah Tuncer, İzmit Büyükşehir Belediye Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Nejat Birecik’in yanında, gayet iyiniyetli biçimde, “bu çocukların hakkını yemeyin” diye emretmişken?

Hadi bütün sene Güzellikler Evi’nden gelen dayak, kötek seslerini duymazdan geldik, şimdi emekçilerin haklarına düpedüz tecavüz ediliyor. Bunu da duymayana meydan dayağı çekerler yahu!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.