TOKİ’den baraj mağduru köylülere 1 milyon 200 bine yeni ev!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Artvin’de inşa edilen Yusufeli Barajı’nda su tutma aşamasına gelindi. Baraj projesi yüzünden yerinden edilen halk için DSİ’nin TOKİ’ye yaptırdığı evlerin fiyatları ise 1 milyon TL’yi geçiyor…

Bu fotoğrafta görünen yapılar, Artvin’in Yusufeli ilçesinde TOKİ tarafından baraj mağduru aileler için inşa edilen konutlar. İlk bakışta ürkütücü gelen bu manzaraya köy, mahalle ya da bir yerleşim demek hayli zor. Ancak Yusufeli ilçesiyle birlikte 7 köyü kısmen ya da tamamen su altında bırakacak olan baraj yüzünden mağdur olan yöre halkı, evlerine, bahçelerine ve yaşam alanlarına veda ederek bu evlerde yaşamak zorunda. Üstelik bu evlerde yaşamak için 1 milyon 200 bin TL’ye yakın ücret ödemek zorundalar…

BARAJIN YUTACAĞI YUSUFELİ YENİ YERLEŞİME TAŞINIYOR

Baraj projesi nedeniyle geçtiğimiz hafta yeni yerleşimdeki hükümet konağına taşınma işlemleri başladı. Yusufeli Kaymakamlığı’nın resmi internet sitesinde ilçeye bağlı Çevreli, İşhan, Tekkale, Çeltikdüzü ve Yeniköy köylerinde baraj mağduru aileler için yapılan konutların ödeme koşulları yayınlandı. Buna göre TOKİ tarafından inşa edilen yeni evlerin borçlandırmaya esas fiyatları 1.183.497 ile 1.189.166 TL arasında değişiyor. Evlerin tutarlarının peşin olarak ödenmesi durumunda ise 414 bin ila 416 bin TL gibi rakamlar çıkarılıyor.

TARİH VE KÜLTÜR SULARA GÖMÜLÜRKEN TEK TİP YAŞAM DAYATILIYOR

Yusufeli’ne bağlı Tekkale köyü de barajın sularına gömülecek yerleşimlerden. Eski adı Dörtkilise olan Çoruh Nehri kıyısındaki yerleşim, Ortaçağ’dan kalma 10. Yüzyıl yapısı manastırları, tarihi kale kalıntıları ve özgün mimari dokusuyla önemli bir kırsal turizm ve yaşam merkeziydi. DSİ Çoruh Projeleri 26. Bölge Müdürlüğü, 14 Eylül’de yaptığı duyuruda, Yusufeli Barajının göl sahasında kalacak olan Tekkale köyünün taşınacağı yeni yerleşimin fotoğraflarını paylaşarak şu bilgileri aktardı: “DSİ Çoruh Projeleri 26. Bölge Müdürlüğünce inşa edilmekte olan ve tamamlandığında Ülkemizin en yüksek barajı olacak olan Yusufeli Barajının göl sahasında kalacak olan Yusufeli İlçe Merkezi ile arazisi kısmen veya tamamen etkilenen 7 adet köy için Yeni Yerleşim Yerleri inşa edilmektedir. Arazisi kısmen baraj gölü altında kalacak olan Tekkale Köyü için Yeni Yerleşim Yeri altyapı çalışmaları tamamlanmıştır. Tekkale Köyünde 225 adet konut ve 6 adet işyeri inşa edilecektir. Üstyapı çalışmaları devam etmektedir.”

GEÇİMLİK TARIM VE YEREL MİMARİYLE AYAKTA KALAN HALKIN DRAMI

Artvin gibi zor coğrafya koşullarının hüküm sürdüğü, tarım arazilerinin ve iş olanaklarının çok kısıtlı olduğu bir ilde bile kamunun enerji bahanesiyle yerinden edilen insanlara sunduğu konut fiyatları bu. Arazi koşulları gereği ancak “geçimlik tarım” ve yerel malzemeyi doğru ve akıllıca kullanarak geliştirilen kırsal mimarinin ayakta tuttuğu binlerce aile, köklerinden ve içinde yaşadıkları doğal-kültürel çevreden vahşice koparılıp, üstelik de birçoğu ömür boyu ev borcu ödeyecekleri yeni yaşam alanlarına taşınmaya hazırlanıyor…

ERDOĞAN VE LİMAK’IN PATRONU ARASINDA TARİHE GEÇEN KONUŞMA

Yusufeli Barajı’nın temeli 26 Şubat 2013’te atıldı. Gövde yüksekliği bakımından “dünyanın üçüncü büyük barajı” olarak tanıtılan projenin inşasını iktidarın en çok kamu ihalesi verdiği şirketlerden Cengiz ve Limak üstlendi. Bu bir mühendislik projesiydi ve bilimin, mühendisliğin kuralları vardı.  Ancak temel atma törenine partisinin TBMM’deki grup toplantısında canlı bağlantı ile katılan dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Limak Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir arasında geçen konuşma ve pazarlık aynı zamanda tarihe de geçti.

‘EMREDİN SAYIN BAŞBAKANIM’

Baraj inşaatının erken bitirilmesini isteyen Erdoğan, Limak’ın patronu Nihat Özdemir’e “Yedi yıl size yakışmaz, bunu ne kadar daha geri çekip süratle bitireceğiz?” diye sordu. Canlı bağlantı sırasında barajın inşaat süresini 5 yıl 3 aya indiren Özdemir, “Projeyi 18 Haziran 2018 tarihinde bitirme arzusundayız. Emredin Sayın Başbakanım” dedi.

‘29 MAYIS’TA ARTVİNDE MEVSİM BİR BAŞKA OLUR’

Bunun üzerine Erdoğan, “O zaman mevsim koşulları iyi olmaz. O zaman şöyle yapalım: 29 Mayıs 2018’de mevsim koşulları baharla beraber Artvin’de bir başka olur. Açılışını tüm çevre düzenlemesiyle birlikte bitirmiş olalım” ifadelerini kullandı.

Yusufeli Barajı’nın temel atma töreninde projenin bitirilmesi istenilen tarihe doğru geriye sayan bir de dijital sayaç konuldu: Kalan süre 73 ay, 20 saat, 02 dakika, 57 saniye!

‘HES’ÇİLERİN ORTAĞIYIM’ DİYEN BAKAN’IN SAYAÇ POPÜLİZMİ

“HES’çiler benim ortağım” sözleriyle hafızalarda yer eden Dönemin Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun bu tür temel atma törenlerinde sıkça başvurduğu bir yol olan sayaç koyma yöntemi siyasi popülizmin önemli bir aracıydı ve eski Bakan’ın birçok projede uyguladığı yöntemdi.

ÜÇ MİLYONUNCU TON BETONUN DÖKÜLMESİ İÇİN TÖREN DÜZENLENDİ

Beton fetişizmi o hale geldi ki, Yusufeli Barajı’na dökülen “3 milyonuncu metreküp beton” için bile Haziran 2020’de tören düzenlendi ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan bu kez Cumhurbaşkanı olarak beton dökme törenine eşlik etti.

YUSUFELİ’NDE YENİ YERLEŞİME TAŞINMA DÖNEMİ

Ancak Yusufeli Barajı dijital sayaçta saniyesine kadar vaat edilen tarihte bitirilemedi. Mayıs 2018’de tamamlanması vaat edilen baraj inşaatında toplamda 4 milyon ton beton döküldüğü kaydedildi ve beton dökme işlemi Temmuz 2021’de tamamlandı. Eylül 2022 itibariyle su tutma işlemleri öncesinde Yusufeli ilçe merkezinde kamu binaları taşınmaya başlandı.

ACELE EL KOYMA UYGULAMASI VE KAMU ELİYLE MÜLKSÜZLEŞTİRME

DSİ tarafından TOKİ’ye yaptırılan yeni ilçe ve köy yerleşimleri, son 20 yıldır Türkiye’de gereğince tartışılamayan kamu eliyle “yerinden edilme” konusunu bir kez daha görünür kılıyor. İnsanların rızası üretilmeden, kamu gücünü kullanarak bir tür dayatma yoluyla yaşanan yerinden etmeler, çoğu projede ancak savaş dönemlerinde uygulanan ve adına “kamulaştırma” denilen “acele el koyma” uygulamasıyla sürüp geldi. Yapım sürelerini kısaltmak amacıyla önce el koyma, ardından hukuki itiraz sürecinin dayatılmasıyla ülke genelinde binlerce aile üretim ve yaşam alanlarından koparıldı. Bir tür mülksüzleştirmeyi de beraberinden getiren bu süreç, aynı zamanda kültürel ve sosyal bağlarında kopmasına yol açtı ve bundan en çok etkilenen kentlerden biri Muratlı, Borçka, Deriner ve Yusufeli gibi büyük baraj projelerinin hayata geçirildiği Artvin oldu.

BUNCA YIKIMA KARŞIN ENERJİDE DIŞA BAĞIMLILIK SONA ERMEDİ

Bu tür büyük baraj projelerinin enerjide dışa bağımlılığı azaltacağı propagandası yapılarak kamuoyunda sempati kazanmasına çalışılsa da 2022’nin ilk yarısı itibari ile nehir tipi ve barajlı hidroelektrik santrallerin güç bakımında ülkenin toplam enerji üretimindeki payı yüzde 31 düzeyinde. Üretimdeki payı ise yüzde 19 civarında. Türkiye halen kullandığı elektriğin yarıdan fazlasını termik santrallerden karşılıyor. Bir başka deyişle birçoğu Yap-İşlet- Devret (YİD) modeli ile özel şirketlere ihale edilen 600’ün üzerindeki HES’e rağmen Türkiye’de bunca yıkım, yerinden etme ve sosyal problemlere karşın halen enerjide dışa bağımlılık sona ermedi.

ENERJİ KAMUSAL BİR HİZMETKEN ŞİRKETLERİN RANT ALANINA DÖNDÜ

Enerji konusunda günümüzde gelinen noktanın, enerji üretiminin kamusal bir ihtiyacı karşılamanın ötesinde bir tür özel şirketlere kamu kaynakları kullandırılarak yeni ticari kazanç kapıları yaratma sürecine dönüştüğünü söylemek mümkün. Asıl iştigal alanı tekstil, turizm, inşaat ve başka alanlar olan birçok firmanın, kendi sektöründeki kazanç kapılarının azalmasıyla devletin 49 yıl alım garantisi verdiği enerji sektörüne yönelmesine neden oldu. Aynı şekilde elektrik dağıtım hizmetlerinin de özelleştirilmesiyle birlikte en temel kamusal hizmetlerden biri olan enerjide devlet eliyle şirketler para kazanır hale getirilirken ülke genelinde on binlerce insan bu sürecin hem mağduru hem de pahalı bir elektrik tüketicisi oldu. Özetlemek gerekirse Türkiye’nin enerji politikası bir tür “politikasızlığa” dönüşüp istikrarsız bir seyir izleyerek yönünü bir kömüre, bir suya, bir güneşe dönerken enerji lobilerinin yarattığı baskıların rüzgârıyla sürüp gidiyor…

TÜRKİYE ONBİNLERCE İNSANIN SESSİZ ÇIĞLIĞINI HENÜZ DUYMADI

Artvin’de Yusufeli Barajı ve Hidroelektrik Santralinin su tutma başlamasının hemen öncesinde yaşanan mağduriyetler ve dönüşüm ülke gündeminde yer bulmuyor. Onlarca, yüzlerce benzer örneğin yaşandığı Türkiye’de bu tür projeler nedeniyle yaşanan barınma, mülkiyet, sağlıklı bir çevrede yaşama gibi temel insan hakkı ihlallerinin yarattığı iç göçün hesabı henüz yapılabilmiş değil. Son yıllarda yalnızca Artvin’den büyük kentlere doğru yapılan göçün yarattığı sosyolojik dönüşümün çalışılması bile ortaya çarpıcı bir tablo koymaya yeter.

YUSUFELİ’NE AĞIT: ‘GİTTİ YUSUFELİ GELMEZ Kİ GERİ/ NUH TUFANINA KAZIR HER YERİ’

Artvinli Gazeteci Sami Özçelik’in yazdığı şiir, Yusufeli Barajı’nın neden olduğu sosyal yarayı özetliyor:  “Gitti Yusufeli gelmez ki geri/ Kaç kez öldürdüler ezelden beri/ Nuh’un tufanına hazır her yeri/ Ne bahtı karasın ah Yusufeli!”

 

2634660cookie-checkTOKİ’den baraj mağduru köylülere 1 milyon 200 bine yeni ev!
Önceki haberCHP ‘karşı değiliz’ dedi: Cumhur İttifakı’ndan ‘af’ hamlesi
Sonraki haberEmek ve Özgürlük İttifakı yol haritasını cumartesi günü açıklayacak
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.