Toplumda şiddet alarm veriyor

Hiç bir şiddeti hiç bir şey haklı gösteremez. Eğer şiddet orantısız ve masumları da hedef alıyorsa halkın vicdanını yaralır, öfkesini büyütür. İşte İsrail’in saldırısındaki Gazze örneği.

Kendi küçük toplumumuzda da şiddet haberleri öne çıkar oldu. Önce Fenerbahçe Galatasaray çekişmesi tatlı ezili futbol rakipliğinin ötesine geçerek siyasileşti sonra da şiddet olaylarına tanık olduk. Haringey Green Lanes’de Antepliler Restaurant’ı bilirsiniz. Yan sokak Roseberry Gardens’da üç Fenerbahçeli futbolcunun yağlıboya duvar resimleri vardır. Antepliler Restaurant’ın sahibi Ahmet Üstünsürmeli de Londra Fenerbahçe Kulübü’nün başkanıdır. Lig maçlarının heyecanın yükseldiği son günlerinde bu resimlerin üzerine boya atılarak saldırıda bulunulmuş. Green Lanes, geçmişte uyuşturucu kökenli pek çok çıkar çatışması ve şiddet olaylarına tanık olmuştur fakat bu saldırı neyin nesi şimdi? Bunu niye yapıyorsunuz ki? “Kaygılanmalı mıyız?” derseniz, “Evet” derim, “Çünkü toplumda hoşgörünün azalması, toplumsal birliği de çürütür!”

Bu olayın hemen ardından 29 Mayıs Çarşamba 21.20’de Dalston’daki Kingsland High Street’teki tanınmış bir Türk restoranına, sonradan çalıntı olduğu anlaşılan Ducati Monster marka bir motosiklet sürücüsü silahlı saldırıda bulundu.
Restoranın dışında oturan 37, 42 ve 44 yaşlarındaki üç erkek hafif yaralınırken ailesiyle yemek yiyen 9 yaşındaki bir kız çocuğu ağır yaralandı. Yarım asır öncesi Londra’sında yaygın olan bu tür saldırılar günümüzde de yaşanınca İngiltere medyası geniş yer verdi. Kalabalık bir yere kurşun yağdırılması sonucu masum küçük bir kızın hastanede yoğun bakımda olması haberlerin öne çıkan ögesi oldu.

Saldırının Türk restoranına yapılması ve yaralı erkeklerin toplum üyesi olması haliyle polis ve medyayı Türk ve Kürt çetelerin hesaplaşmasına odakladı. Polis olayın açığa çıkması için direk bizim toplumdan yardım istedi.
Hackney ve Tower Hamlets Polis Müfettişi Dedektif Başkomiser James Conway da şu açıklamayı yaptı:

“Olayı bütün ayrıntılarıyla soruşturuyoruz. Topladığımız deliller ve soruşturmanın gidişi Türk kökenli organize bir suç örgütüyle ilintili olduğunu gösteriyor. 9 yaşındaki küçük bir kızın hastanede yaşam mücadele vermesi olayın bir an önce aydınlatılması için de önemli. Olay hakkında ya da olaya karışanlar hakkında bilginiz varsa bu küçük kızı düşünerek, insanlık adına isim vermeden bu bilgileri 0800 555 111’i arayarak ya da online crimestoppers-uk.org’e mesaj atarak paylaşmalısınız.”

Bu arada Londra’daki “Türk Polis Birliği” de soruşturma yapan bölgedeki meslektaşlarına destek vererek devriye gezmeye ve toplumdan bilgi toplamaya başladı. Gelişmeler polisin bu olayı bir an önce aydınlatmak için çok kararlı olduğunu gösteriyor. Olay eninde sonunda aydınlatacaktır tabii. Dileğimiz son olsun!

Baştan yazdığım gibi bu şiddet sadece karşı şiddet doğurmak, polisi ve basını karşısına almak, halkın öfkesini çekmekten başka bir işe yaramayacaktır. İşin diğer boyutlarına da değinmek istiyorum. Bu olayın haliyle pek çok domino etkisi olacaktır. Bunlardan biri de toplumdaki restoranların yerli, yabancı müşterilerin içine kurt düşürecek, 9 yaşında hastanede yaşam mücadelesi veren o masum kızı hatırlayarak olası bir saldırının masum herefi olmak istemeyecektir. Ne büyük haksızlık. Toplum üyesi restoranlar 1970’den bu yana evrimleşerek özellikle son 20 yılda çıtayı büyütüp Anadolu mutfağının iyi birer temsilcisine dönüşmüş, Çin ve Fransız restoranlara karşı rekabet gücü kazanmış, onbinlerce toplum üyesi emekçiye de ekmek kapısı olmuş ve diğer sektörleri de iş kapasitesi olarak olumlu etkiler olmuştu. Şimdi şiddetin haksız ve ağır gölgesi bana göre her biri Anadolu’nun kültürel temsilcisi olan bu restoranların üzerine düşecektir. Yazık!

Ayrıca başarılı öğrencilerimiz, yazarlarımız ve sanatçılarımızın yıllarca damla damla biriktirdikleri iyiden güzelden yana toplum imajı da bu şiddetin gölgesinde kalacaktır! Daha bitmedi! Bu olay göçmen düşmanlığını da körükleyecek, göçmenlerin oksijenini kesmeye çalışan iktidarın eline de koz verecektir. Türkiye’deki Balkan mafyasının hesaplaşması nasıl canımızı sıkıyorsa, Londra’daki yerli halkın canı da en az o kadar sıkılacaktır.

Dostlar toplumdaki her türlü şiddete karşı çıkmak yalnız polisin ve toplumda faaliyet gösteren derneklerin ya da çatı kuruluşlarının değil hepimizin işi olmalı!

2783930cookie-checkToplumda şiddet alarm veriyor
Önceki haberNormandiya anması ve Avrupa seçimleri: ‘Im Westen nichts Neues’
Sonraki haberAdvantage Avukatlık, Londra’nın Palmers Green Bölgesinde
FARUK ESKİOĞLU
Faruk Eskioğlu, (1958, Akşehir) gazeteci ve yazar. 1985'ten bu yana yaşadığı Londra'dan Türkiye'deki ulusal medyaya yönelik muhabirlik, temsilcilik yaptı. Londra'da yayınlanan Türkçe toplum gazetelerinde çalıştı ve bazı gazetelerin kuruluşunda yer aldı. Halen sosyolojik değeri olan haber ve araştırmalara ağırlık veren yazar, halen 2004'te kurduğu Açık Gazete'yi (acikgazete.com) yönetiyor ve köşe yazarlığını sürdürüyor.Eskioğlu, 13'üncü yüzyılın sonunda Horasan'dan Akşehir Maruf köyüne yerleşerek tekke kuran Hasan Paşa soyundan geliyor. Hasan Paşa'nın oğlu Şeyh Hacı İbrahim Veli Sultan'ın "Mülk Allahındır" felsefesiyle Anadolu'da bir ilk sayılan kendine adına kurduğu yoksullara yardım vakfı ise halen faaliyettetir.Eskioğlu, ilk ve orta öğrenimini Akşehir'de tamamladıktan sonra 1979’da AİTİA Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu’nu bitirdi. 1984’te Gazi Üniversitesi Ekonomi Fakültesi’nde "master" yaptı. THA’da gazeteciliğe başladı. Aralık 1985’te kendi deyimiyle "siyasi sürgün" olarak geldiği Londra’da ilk 2 yıl baba mesleği kasaplık yaptı. İngilizce öğrendikten sonra medya okudu. Uzun yıllar Nokta dergisi İngiltere Temsilciliği, Hürriyet Londra bürosunda habercilik yaptı. Gazeteciliğin yanısıra 1986-98 arasında grafiker tasarımcı olarak çalıştı. Ayrıca pek çok siyasi afiş ve logo tasarladı.1998’de Türkiye’ye döndü. Hürriyet Gazetesi Ekonomi Servisi’nde haberci ve star.com.tr’de ekonomi editörü olarak görev yaptı. “Basında etik ve toplam kalite yönetimi” üzerine araştırmalar yaptı, bu konudaki konferans ve panellere katıldı.Türkiye’deki 2001 ekonomi krizinde Londra’ya dönerek grafiker tasarımcılık ve gazeteciliği sürdürdü. Toplum gazetelerinden Olay’da genel yayın yönetmenliği yaptı. Londra’da ilk Türkçe internet gazetesini çıkardı ve toplum gazetelerine ilk ajans hizmeti sundu. 2004’te dünya haberleri veren acikgazete.com’u kurdu. İki ayrı toplum gazetesini yayına hazırladı. Türkiye’deki bazı tv kanallarına haber geçti, uzun süre Akşam Londra Temsilciliği’ni üstlendi.Londra'da 2004’te "İçimizden Birisi: Vanunu" başlıklı bir kısa film çekti. Londra'daki toplumu anlatması açısından bir ilk sayılan "Aşkolsun! Adı Aşkolsun" başlıklı belgesel romanı 2007’de Türkiye’de yayımlandı. Türkiye'den 150 ve Kıbrıs'tan 100 yıllık İngiltere'ye göçün anlatıldığı 3 ciltlik "Londra'da Bizim'Kiler" başlıklı araştırması 2019 sonunda çıktı. Eskioğlu’nun Su ve Defne (2004) adlı ikiz kızları bulunuyor.

1 Yorum

  1. Aziz dost,
    yazılacak en can alıcı noktayı yazmışsın;
    “Daha bitmedi! Bu olay göçmen düşmanlığını da körükleyecek, göçmenlerin oksijenini kesmeye çalışan iktidarın eline de koz verecektir. Türkiye’deki Balkan mafyasının hesaplaşması nasıl canımızı sıkıyorsa, Londra’daki yerli halkın canı da en az o kadar sıkılacaktır.

    Dostlar toplumdaki her türlü şiddete karşı çıkmak yalnız polisin ve toplumda faaliyet gösteren derneklerin ya da çatı kuruluşlarının değil hepimizin işi olmalı!”

    Irkçı sağ bağıra bağıra geliyor.
    Dut yemiş bülbül gibi,
    hapı yutmuş şaşkın gibi susuyoruz.
    Başımıza gelenin ilacını Musa, İsa, Muhammed, Ali, Marks ve Mao eczanelerinde bulamıyoruz.
    Kırk yıldır susuyoruz.
    Susarak siniyoruz.
    Sindikçe siliniyoruz.
    Mukadderat!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.