Türkiye’nin Açılım Politikaları KKTC için bir şans

Elbette eli kanlı bir terörist kimliğine sahip Abdullah Öcalan’ın komutuyla ve emir komuta zincirinin işlemesiyle TC Sınır Kapısı’na gelerek “aldıkları talimat gereği” teslim olduklarını söyleyen “bazıları üniformalı” şahısların Türkiye’de geniş yığınlar tarafından “kaygıyla” izlenmesini iyi anlayabiliyorum. İnsanlar haklı olarak “ne oluyor?” diye sorma ihtiyacı duymaktalar. Bunca yıl terörizme karşı mücadelede evlatlarını yitiren genel olarak Türkiye’nin “sıradan” insanları anne ve babalar “vatana için şehit oldu” dedikleri oğullarının duvarda asılı resminin önünde duran televizyonun ekranında gördüklerine inanamıyorlar. Haklılar. Ancak öte yandan daha kaç oğul ölmeli ve ana, bacı, eş, çocuk göz yaşı dökmeli ki bu kan dursun?

İşte bu nedenle Ankara’da hükümetin başlattığı bu açılım politikasını desteklemek gerektiği inancındayım. Alternatifi yok akan kanı durdurmanın. Sadece silahla olmadı, olmuyor ve olmayacak. Bunu biliyoruz. Hükümetin bu çabası elbette çeşitli rizikolarla dolu. Ama tekrar ediyorum bu politikanın alternatifi yok. Denenmek zorunda!

Deniz Baykal ve çevresine kümelenmiş “koltuk düşkünü” “şakşakcıları” ne zaman neyi doğru yaptılar ki şimdi aslında gerçek bir sosyaldemokrat parti için öncü rolü oynanması gereken “silahların edebiyen susması girişimine” destek versinler. Meclisteki “içi boş vatan, millet nutuklarıyla” Türkiye’de akan kan durmuyor.
Devlet Bahçeli beni şaşırtmıyor. Aslında MHP tabanı onun çok daha ilerisinde. Ama işte Türkiye ne çekiyorsa “koltuğuna yapışan parti liderlerinden çekiyor”.
PKK’nın bir terör örgütü ve Öcalan’ın bir terörist olduğu gerçeğine rağmen “açılım politikası” çok önemli Türkiye için. PKK gibi terörizmden “nemalanan” örgütlerin bir daha Kürtleri istismar edememesi için.

Azerbeycan’da Türk Bayraklarını indiren zihniyetin “aklı almasa da” Ankara’nın “Ermenistan ile attığı” her olumlu adım aslında Karabağ Sorunu’nun çözümü için de bir şans. Türkiye ve Ermenistan yakınlaştıkça ve tarihlerini birlikte araştırıp geçmişleriyle hesaplaşmayı başardıkça Fransa ya da ABD’de “geçmişteki düşmanıkları geçim kaynağı yapmış” olan diaspora da bu konudan “nemalanamayacak”. Bir vakitler Asala terör örgütünün masum diplomatları katletmesini “politik eylem” diye alkışlayanlara bir daha hiç bir şans olmayacak.

Türkiye’de gerçekten çok anlamlı bir süreç yaşanmakta. Gönül isterdiki Ankara “Alevi Açılımı” ile ilgili olarak da övebileceğimiz adımlar atabilsin. Maalesef Aleviler ile ilgili olarak bir duraklama dönemi yaşanmakta. Dileyelim ardından “gerileme” gelmesin.

Ancak bugün geldikleri noktada “açılım politikaları” KKTC’de bazı kesimler bunu anlayabilmek için zamana da ihtiyaç duysalar Kıbrıs Sorunu konusunda Türkiye’nin elini güçlendirmekte. Türkiye daha düne kadar çok cephede bir çok sorunla boğuşurken ve tüm bu sorunlar Türkiye’ye karşı kullanılırken şimdi cephelerin sayısı azalmakta. Ermenistan ile ilişkiler ya da TC’nin Kürt kökenli vatandaşlarına yönelik adımlar konusunda Ankar’nın samimiyetini tüm dünya kamuoyu görmeye başladı. Kıbrıs Konusu’nda da çözüm isteyen tarafın Kuzey Kıbrıslı Türkler ve Türkiye olduğunu anlatmak şimdi biraz daha rahat olacak.
Ankara Protokolü kapsamında Türkiye’nin Rumlar tarafından gasp edilen Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanıması ve limanlarını açması taleplerine karşı Türkiye çok daha rahat direnme şansına sahip olacak. Rumlar bu konuda daha düne kadar çok güvendikleri Ermenileri ve Kürtleri öyle kolay, kolay kullanamayacaklar.
BM, AB, ABD ve Rusya’da tüm dünyayı şaşırtan gelişmelerde ilk adımı atan bir Türkiye’yi Kıbrıs’ta üstelik haklı olduğu bir alanda eskisi gibi baskı altına alma şansına sahip değiller artık. Açılım Politikaları Kuzey Kıbrıs için verilen kavgada Türkiye’nin elini güçlendirmekteler.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.