Türkiye’nin başarılı dış politikası KKTC için tek teselli

Almanya ve Türkiye Futbol Milli Takımları maç yaptığında bu Almanya için çok büyük bir olay haline geldiyse bunun tek bir açıklaması var: o da Türkiye’nin günümüzdeki Dış Politikası’nın hem dünya genelinde hem de bölgesel düzeyde üstlendiği misyonun başarı ile yürümesi. “Kendinden emin”, “iddialı” ve “onurlu” bir Dış Politika “güçlü Türkiye” olmaksızın bir çok sorunun çözülemeyeceği gerçeğini de kabul etmek zorunda bırakmakta Türkiye’yi izleyenleri.
Almanya Cumhurbaşkanı’nın yıllar sonra Türkiye’yi ziyaret etmesi bir tesadüf değil!

Almanya’nın eyaletleri Türkiye’de “Türklerin kara kaşı ve şaçına” olan hayranlıkları nedeniyle “partner” arayışı içine girmediler.
Bu durum sadece Almanya için geçerli değil. Elbette Almanya ve Türkiye ayrı bir konumdalar. Ancak Türkiye’ye artık farklı bakılması gereğinin Türkiye Politikaları’nı da değiştirdiği çok sayıda ülke var dünyada!

Bu hafta Almanya Sosyaldemokrat Partisi SPD’nin Türkiye Politikaları Birimi olarak Türkiye’deyiz. Partimize yakın olan Friedrich Ebert Derneği İstanbul’da “Türkiye Dış Politikası” konulu bir konferans gerçekleştirmekte. Konferansın katılımcıları aslında Türkiye’nin günümüzde oynadığı rolü de göstermekteler. AK Parti milletvekilleri Abdülkadir Emin Önen ve Prof. Dr. Yusuf Ziya İrbeç ya da Başbakan Danışmanı Ömer Fatih Sayan hükümetin politikaları üzerine açıklamalar yaparken CHP milletvekili Gülsün Bilgehan, Emre Gönen, Şahin Alpay, eski bakanlaran Tayyibe Gülek ya da Dr. Burcu Gültekin Punsmann gibi bu alanda uzman konumda olan isimler konuya katkılarını sunuyorlar.

Türkiye dışından eski Almanya Bundestag milletvekili Gerd Andres, Almanya Bundestag miletvekili Dietmar Nietan, eski İsrailli Büyükelçi Alon Liel, eski Ürdün Ekonomi Bakanı Dr. Mohammad Halaiqah, Bosna’dan Denisa Sarajlic-Maglic, Almanya’dan Türkiye uzmanı Heinz Kramer, Ermenistan’dan Richard Giragosian ve Rusya, Malta ya da Sıbistan gibi daha nice ülkeden politikacılar ya da uzmanlar Türkiye Dış Politikası’nı tartışıyorlar.
KKTC açısından da ilginç iki isim aramızda. PASOK Uluslararası İlişkiler Sorumlusu Paulina Lampsa’yı CTP’li dostlar çok iyi tanımaktalar. Niyazi Kızılyürek ise
sosyal demokrat tartışma platformlarında sürekli var olan bir uzman.

Benim de Salı Günü AK Parti milletvekili Prof. Dr. Yusuf Ziya İrbeç ve CHP milletvekili Gülsün Bilgehan’ın tartışacakları “Türkiye’nin Avrupa ve Dış İşleri Politikası” başlıklı bir paneli yöneteceğim bu konferansta da Türkiye’nin oynadığı rol artık bu ülkenin eski Türkiye ile çok az ilişkisi kaldığını ve günümüz Türkiye’sinin bir çok sorunun çözümünde aktif bir “aktör” olduğu defalarca dile getirildi.

BM nezdinde Türkiye bir “güç”

Mevlüt Çavuşoğlu’nun Avrupa’da üstlendiği tüm Avrupalı Parlamenterler’in Başkanlığı büyük bir Dış Politika başarısı.

İşte günümüzde konumu bu derece güçlenen Türkiye’de SPD Heyeti olarak Salı ve Çarşamba günleri CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ömer Çelik ya da Almanya ve Türkiye arasında çok önemli bir köprü konumunda olan AK Parti milletvekili Mustafa Ünal ile görüşmek bizim için çok aydınlatıcı olacak. ABGS Genel Sekreteri Büzyükelçi Volkan Bozkır, BDP milletvekilleri Ufuk Aras ve Akın Birdal ve Fikret Bila, Muharrem Sarıkaya, Ahmet Şık gibi gazeteciler Türkiye konusunda SPD’nin bilgilenmesine önemli katkı sunacaklar.

SPD ve CHP kardeş partiler. Uzun bir süre “küs kalmışlardı”. CHP Geneş Başkanı’nın bu konuya gösterdiği hassasiyet bu kardeşlik ilişkisinin gene canlı bir hale gelmesini sağladı. SPD Heyeti olarak iki gün içinde Haluk Koç, Umut Oran, Gülsün Bilgehan, Erol Tuncer, Murat Karayalçın, Sencer Ayata, Burhan Şenatalar, Ercan Karakaş ve Aydın Cıngı ile biraraya gelecek olmamız çok şeyin değiştiğinin kanıtı.

Tüm bunları yazıyorum. Çünkü ben Türkiye’yi ve KKTC’yi iyi tanıdığına ve gözlemleyebildiğine inanan biri olarak gözlemlerimin başkalarının değerlendirmelerini dinlediğimde doğru olduğunu tespit etmek sevindirici.

KKTC’nin Türkiye’nin dünyadaki bu konumunu çok iyi değerlendirmesi gerekiyor. Türkiye geçmişte olduğu gibi “bir iki boykotla tehdit edilebilecek” bir ülke değil artık. Ne ABD’nin, ne Rusya’nın ne Çin’in ne de AB’nin Türkiye’yi “kaybetmeyi göze alma” lüksleri yok artık.

İşte bu nedenle Türkiye ile çok sıkı bir işbirliği ve Türkiye Dış Politikası koordinatlarına sadık bir şekilde belirlenecek KKTC Politikası Kuzey Kıbrıs’ın içinde bulunduğu “çıkmaz sokak” konumundan çıkabilmesinin tek yolu bence!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.