TTB Başkanı: Sorunun kaynağı sistem, hedefi sağlıkçılar oldu

“Kışkırtılan, niteliğe değil 5 dakikada bir muayene dayatmasıyla niceliğe önem veren yaklaşımla karşılanmayan her talebin hedefi sistem değil sağlık emekçileri oldu.”

Türkiye’de sağlık sistemi uzun süredir önemli sorunlarla boğuşuyor. İlaç ve tıbbi malzeme yokluğu, hastanelerden randevu almanın zorlaşması, 5 dakikada muayene dayatması ve ciddi düzeydeki personel açığı… Bu devasa sorunlar, can yakıcı bir başka soruna, sağlıkta şiddetin büyümesine yol açıyor.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı, sağlıkta şiddetin temel nedeni olarak ‘sağlıkta dönüşüm’ programıyla birlikte hızlanan özelleştirme ve ticarileştirme politikalarına işaret ediyor: “Sağlıkta dönüşümle sağlık bir meta, alınıp satılabilir bir tüketim nesnesi haline getirildi. Bu da kaçınılmaz olarak kışkırtılmış sağlık talebini artırdı. Dolasıyla bu talebin karşılanmadığı her koşulda talebi karşılamayan Sağlık Bakanlığını ve sağlık otoritesini görmezden gelen bir yaklaşım yerleşti Türkiye’de. Ve hedef sağlık emekçileri oldu.”

“ŞİDDETİN MEŞRULAŞTIRILDIĞI BİR DÖNEMDEYİZ”
Dünya Bankasının önerdiği ‘sağlıkta dönüşüm’ modelinin, sağlığı piyasaya açan, sağlık çalışanlarını güvencesizleştirerek kölelik düzeninde çalışmaya iten bir süreç olduğuna vurgu yapan Prof. Fincancı “Koruyucu hekimliği tamamen gözden çıkardılar ve birinci basamak sağlık hizmeti başka bir yere savruldu. Tedaviyi önceleyen bir yaklaşım söz konusu oldu. Talebine yanıt alamayan insanlar da sistemden kaynaklı sorunlardan sağlık çalışanlarını sorumlu tutmaya başladı” diye konuştu. Öte yandan Türkiye’deki şiddet ikliminin de göz ardı edilemeyeceğini dile getiren Fincancı, “Şiddetin meşrulaştırıldığı, cezasız bırakıldığı bir dönemdeyiz. Şiddet diliyle konuşuyor iktidar ve siyasiler. Ve bütün bunlar birbirini besliyor ne yazık ki” ifadelerini kullandı.

“SAĞLIK SİSTEMİ TOPLUMUN SAĞLIĞINI BOZUYOR”
Sağlıkta şiddetin önüne geçmek için öncelikle koruyucu hekimliğin güçlendirildiği kamusal bir sağlık hizmetine ihtiyaç olduğunu belirten Fincancı, “Böylece daha pahalı olan tedavi edici sağlık hizmetlerindeki yük de azalacak” dedi. Hasta bakmayı 5 dakika ile sınırlandırmayı dayatan sistemin vatandaşın sağlık hakkını hiçe saydığı gibi insanca yaşayacak bir ücret alamayan sağlık emekçilerini de performans sistemiyle, ek ödemelerle hayatlarını idame ettirmeye boyun eğdirdiğini söyleyen Fincancı, tek amacı kâr elde etmek olan sağlık sisteminin toplum sağlığını bozan bir sürece dönüştüğünü vurguladı.

“CEZALANDIRMADAN ÖTE CAYDIRICILIK ÖNEMLİ”
Şebnem Korur Fincancı, sağlık emekçilerinin mücadeleleri sonucu çıkarılan Sağlıkta Şiddet Yasası hazırlanırken, yaptıkları önerilerin bütünlüklü olarak ele alınmadığını, sonuçta ortaya yetersiz bir düzenleme çıktığını hatırlattı. Fincancı, “Bu yasaya sonradan ek bir düzenleme yapıldı. Böylece kamu görevi sırasında saldırıya uğrayan temizlik işçisinden, teknisyenine tüm sağlık emekçilerinin kamu görevlisi sayılarak saldırılar tutuklama gerekçesi sayılacak. Ama yargı mensupları bundan bihaber, yani uygulanmıyor” dedi.

Sağlık emekçilerine şiddet uygulayanların ifadesine başvurulduktan sonra çoğunlukla serbest bırakıldığını ve bu kişilerin daha sonra tekrar şiddet uyguladığına şahit olduklarını anlatan Fincancı, cezalandırmadan öte cezanın caydırıcılığının önemli olduğunu ifade etti. “Birçok ülkede sağlıkçıya şiddet uygulayan kişi o sağlık kurumundan hizmet alamıyor. Bizde ise tam tersi şiddet uyguladığı sağlıkçıdan başka bir sağlıkçı yoksa tekrar ondan hizmet alabiliyor” diyen Fincancı, sağlık kurumlarını güvende tutacak düzenlemelere de ihtiyaç olduğunu söyledi: “Örneğin aile sağlığı merkezleri… Güvenlikleri ve bağımsız binaları yok. Saldırganlar silahla ellerini kollarını sallayarak girebiliyorlar.”

BAKANLIK ŞİDDETE KARŞI TWEET ATIYOR!
Sadece 2021 yılında 1405 hekimin yurt dışına gitmek için TTB’den iyi hal belgesi talep ettiği bilgisini veren Şebnem Korur Fincancı, “Bu, her yıl tıp fakültelerinden mezun olan 15 bin doktorun yüzde 10’u civarında. Hakları ödenmeyen, ekonomik ve çalışma koşulları kötüleşen, mesleki saygınlığı değersizleştirilen sağlık emekçileri, özellikle de hekimler, bir de şiddetle karşılaşınca, daha uygun koşullarda çalışacaklarını düşünerek göç etmeye karar veriyorlar” dedi. Sağlık çalışanlarının tükenmesinin halk sağlığının bozulması anlamına geldiğini vurgulayan Fincancı, “Şiddete uğrayan bir hekim şiddet sonrası sağlık hizmeti veremez duruma geliyor ya da sağlık hizmeti verirken canla başla, özveriyle çalışamıyor. Bu şekilde devam ederse toplumun sağlık hakkından geriye hiçbir şey kalmayacak” uyarısında bulundu. Sağlık Bakanlığının ise sağlıkta şiddete karşı tweet atmakla yetindiğini belirten Fincancı, halkın kendi sağlık hakkına sahip çıkmak için de şiddete tepki göstermesi gerektiğini söyleyerek “Bizler de çalışma ve ekonomik koşullarımızın düzeltilmesi ve sağlıkta şiddete karşı 8 Şubat’ta G(Ö)REV’de olacağız” dedi.

AHEF BAŞKANI DR. KEMAL NOYAN: CEZA YÖNETMELİĞİNİN KENDİSİ DE SAĞLIKTA ŞİDDETTİR
Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF) Başkanı Dr. Kemal Noyan, fiziksel şiddetin yanı sıra her gün binlerce sağlık çalışanının sözel veya psikolojik şiddete de maruz kaldığını belirterek, “Aile hekimleri tüm bunların yanı sıra bir de Sağlık Bakanlığının yürürlüğe koyduğu ceza yönetmeliği ile ekstra bir şiddet altında” dedi.

Şiddete karşı sağlık kurumlarına girişten itibaren alınması gereken önlemlerin alınmadığını belirten Kemal Noyan, bu açıdan aile sağlığı merkezlerinin (ASM) durumunun daha da kötü olduğunu vurguladı. Tedbirlerin yetersizliğinin yanı sıra cezaların da caydırıcı olmadığını, ‘Şiddeti uygulayanın yanına kâr kaldığını’ ifade eden Noyan, “Saldırganların salıverilmesi, hukukun buna göz yumuyor olması da bir şekilde saldırganları cesaretlendiriyor” diye konuştu.

“AİLE HEKİMLERİNE CADI AVI BAŞLATILDI”
Noyan, pandemide önemi bir kez daha ortaya çıkan birinci basamak sağlık hizmetlerinin Sağlık Bakanlığı tarafından geliştirmesi ve güçlendirilmesi beklenirken tam tersi bir tutumla karşılaştıklarını dile getirdi. Son yıllarda aile hekimlerinin iş yükünün arttığını, cari ödemelerin giderek azalmasıyla ekonomik koşullarının kötüye gittiğini, 30 Haziran 2021’de yürürlüğe giren ‘Ceza ve Ödeme Sözleşmesi Yönetmeliği’ ile üzerlerindeki baskının arttığını ifade etti. Noyan, “Ceza yönetmeliğiyle aile hekiminin bir sözleşme dönemi yani iki yıl içinde 200 ihtar puanıyla sözleşmesi feshedilebiliyor. Hatta bir sözleşme dönemi içerisinde 5 kez ihtar alan kişinin sözleşmesinin feshedilmesi var” diye anlattı. Bu yönetmeliğin aile hekimlerinin üzerinde idarenin sopası olarak Demokles’in Kılıcı gibi sallandığını söyleyen Noyan’a göre “Ceza yönetmeliğinin kendisi de sağlıkta şiddettir.” Yönetmelikle aile hekimlerine yönelik adeta bir cadı avı başlatıldığını belirten Noyan, “Bu yönetmelik psikolojik olarak bizi olumsuz etkiledi, moral motivasyonumuzu düşürdü, işsiz kalma kaygısı yaşattı. Bu da şiddet değil mi?” diye sordu.

“SORUNLARIMIZI BAKANLIKLA ÇÖZEMİYORUZ”
AHEF’in bünyesindeki 75 il derneği, 29 bin 300 aile hekimi ile birlikte 80 milyona temas eden bir federasyon olduğunu belirten Noyan, şunları söyledi: “Buna rağmen sorunlarımızı Sağlık Bakanlığıyla çözemiyoruz. Bakanlıkla yaptığımız görüşmelere, sunduğumuz raporlara rağmen özellikle ceza yönetmeliği ve mali konularda bir dönüş alamadık. Aralık ayında aile hekimlerinin sözleşmelerinin yenilenmemesi konusunda Bakanlığın olumlu bir müdahalesi oldu. Ama bu yönetmelik orada durduğu müddetçe biz bu sorunu geçici olarak çözmüş oluruz. Bu yönetmelik varken hiçbir aile hekiminin iş güvencesi yoktur. Kalıcı çözüm için evrensel ilkelere dayalı bir yönetmeliğe ihtiyaç var.”

Kemal Noyan, sağlıktaki bugünkü kötü tablonun sağlıkta dönüşüm programı, popülist politikalar ve sahanın gerçeklerinden kopuk idare ve yönetimin bir sonucu olduğunu vurguladı: “Sağlığa ilişkin politika geliştirirken bizlerden görüş alınmamasının, önerilerimizin dinlenmemesinin sonuçlarını yaşıyoruz. Sahadan kopuk, sağlık emekçilerinin ve vatandaşın ihtiyacını bilmeyen, sadece sağlık alanındaki niceliksel verilerin yükselmesine odaklı yaklaşım nedeniyle yönetmelikler daha sert hale getiriliyor.” AHEF olarak, ceza yönetmeliğine karşı 17-18 Şubat’ta iş bırakacaklarını ve bir kez daha yönetmeliğin geri çekilmesini isteyeceklerini duyurdu.

KİRASINI ÖDEYEMEYEN ASM’LER VAR
Avrupa’da bir aile hekimi 1500-2 bin hastaya bakarken Türkiye’de ortalama 4 bin hastaya hizmet verdikleri bilgisini veren Dr. Kemal Noyan, pandemide devlet ve üniversite hastanelerine gidemeyenlerin yükünü de taşıdıklarını, buna rağmen aile hekimlerinin desteklenmediğini belirtti. Kiralara, medikal malzemelere, elektriğe yapılan fahiş zamları hatırlatan Noyan, son 5 yılda ASM’lerin giderlerinin yüzde 167 arttığına işaret etti: “Cari gider ödemelerine yüzde 30 zam yapıldı, geçen sene ise bu yüzde 12 civarındaydı. Aradaki farkı düşünebiliyor musunuz? Bu ay itibariyle ASM’lerde çalışan sağlık personeli, ebe, hemşire, tıbbı sekreterlerin birçoğunun işsiz kalma ihtimali var. Çünkü bize verilen cari gider ödemesiyle hem kirayı hem elektriği hem doğal gazı hem medikal malzemeleri hem personel giderlerini, deterjanı, sabunu alabilme şansımız yok. İki aile hekiminin çalıştığı bir ASM’nin kirası 10 bin TL iken mülk sahiplerinin ihtarname gönderip ‘Binayı boşaltın, biz daha uygun koşullara kiraya vereceğiz’ denildiğini duymaktayız. Dolayısıyla bakanlığın ASM’lere kira desteği sağlaması lazım, hatta ASM’lerin devlet eliyle yapılması gerekiyor. Cari ödemeleri bu dengelere göre yapmazsanız bu haliyle aile hekimliği sistemi çöker.”

BAHANESİ ÇOK, ÖNLEMİ VE CEZASI YOK SALDIRIYA KARŞI BARİKAT
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cebeci Hastanesi Çocuk Yoğun Bakım Servisine kaldırılan hastanın yakınları, sağlık personeline saldırı girişiminde bulundu. Sağlık çalışanları kendilerini korumak için yoğun bakım kapısının arkasına tıbbi cihazları koyarak barikat kurdu. Ankara Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesinde de yine hasta yakınları, sağlık çalışanlarına saldırmıştı. Sağlık çalışanları, saldırıdan korunmak için kapının arkasına barikat kurmuştu.

TEHDİT EDEN SAVCI, YARGILANAN DOKTOR
Osmaniye Devlet Hastanesinde, randevu almadan tedavi olmak isteyen Cumhuriyet Savcısı M.B, K.G.G’yi önce tehdit etti ardından da gözaltına aldırdı. Taraflar birbirinden şikayetçi olurken, savcı hakkında ‘Kovuşturmaya yer yok’ kararı verildi. Doktora ise ‘kamu görevlisine hakaret’ gerekçesiyle dava açıldı.

BİR GECEDE 4 SALDIRI
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Acil Servisindeki sağlık çalışanları bir gecede tam 4 kez saldırıya uğradı. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haluk Çokuğraş, hastane önünde açıklama yaparak “Korkarım bir süre sonra hasta olduğunuzda size bakacak hekim bulamayacaksınız” dedi.

MERMERLİ SALDIRDI
Antep 25 Aralık Devlet Hastanesinde görevli Uzman Doktor Sadık Oluk, randevusuz muayene olmak isteyen hasta yakınının saldırısına uğradı. Doktorun mermer aksesuarla vurulan başına 8 dikiş atıldı.

KOVİDDEN ÖLÜM ŞİDDET NEDENİ OLDU
Mersin’in Mezitli ilçesinde, tedavi gördüğü özel hastanede kovid-19’dan hayatını kaybeden hastanın yakınları, 3 sağlık çalışanına saldırdı. Yakınlarının ölümünden sağlık çalışanlarını sorumlu tutan saldırganlar bir doktor ve iki hemşireyi darbetti.

ARACINDAN İNDİRİP DARBETTİLER
Urfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Acil Servisinde görevli Hemşire Mustafa Arslan, damar yolu açtığı hastanın yakınlarının saldırısına uğradı. Arslan, şikayet için gittiği polis merkezinden dönüşte aracından indirilip tekrar darbedildi. Arslan’ın otomobiline de hasar verildi.

“KİLO VERMELİSİN” DEDİĞİ İÇİN
Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesindeki Lunapark Aile Sağlığı Merkezinde, H.E. adlı kadın, kronik rahatsızlığını hatırlatıp kilo vermesi gerektiğini söyleyen Dr. Aziz Tanelçi’ye bıçakla saldırdı. Dr. Tanelçi, elinden ve omuzundan yaralandı. EVRENSEL

2582500cookie-checkTTB Başkanı: Sorunun kaynağı sistem, hedefi sağlıkçılar oldu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

14 + eighteen =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.