TİP Milletvekili Ahmet Şık, 1987 MİT raporu, Susurluk ve Ergenekon’u hatırlatarak bugün yaşananların da yeni bir “devlet içi hesaplaşma ve yeniden dizayn süreci” olduğunu söyledi.
TBMM Başkanvekili Pervin Buldan’ın başkanlığında toplanan TBMM Genel Kurulu’nda, 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin görüşmeleri sürüyor. Teklifin 13. maddesi görüşülürken söz alan Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, gündemdeki soruşturmalara ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.
Eski Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy’un gözaltına alındığı soruşturmanın arka planına değinen Şık, yürütülen sürecin bir “Saray içi güç mücadelesini” açığa çıkardığını söyledi. Şık, “Savcılık kanalıyla sızdırılan ve ayıplanması istenen ilişkiler, iktidar medyası tarafından en ince detayına kadar ifşa ediliyor. İddialar doğruysa vahim, değilse daha da vahim. Gizli tanık ifadelerinin sızdırılması, Saray içi taht kavgasını somutlaştırmıştır” dedi.
“Hedefte Fidan, Kurtulmuş ve Çelik var”
Ahmet Şık, Sabah gazetesi ve AKP’li eski milletvekili Şamil Tayyar’ın gizli tanık ifadelerini referans alarak hedef alınan isimleri atış menzilinde tuttuğunu söyledi. Şık, “Her ne kadar ekim ayından bu yana ilişkilerini kesmiş olsalar da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT’ten beri yanında olan yakın çalışma ekibinden kişiler hedefte. HAS Partinin genel başkanlığı döneminde özel kalem müdürlüğünü yapan Furkan Torlak’ı AKP bürokrasisine sokan Numan Kurtulmuş hedefte. Ersoy’la yakınlığı vurgulanarak, özellikle muhafazakar camiada hezeyana yol açacak ifadelerde adı geçirilen Ömer Çelik de hedefte” dedi.
“Çakarlı araç sorusu yanıtsız”
Şamil Tayyar’ın, “Alem esnasında görüntülü arandı” dediği kişinin Süleyman Soylu olduğunu belirten Şık, Soylu’nun kendisine yöneltilen iddiaları yalanladığını ancak Ersoy’a kendi İçişleri Bakanlığı döneminde hangi gerekçeyle çakarlı araç tahsis edildiğini açıklamadığını söyledi.
İletişim Başkanlığı ve MHP vurgusu
Şık, “Yeni yetme gazeteci Kübranur Uslu’nun Cumhurbaşkanı uçağına bindirilmesi, yöneticilerinden birinin sevgilisi olan bankamatik memurunun uyuşturucu soruşturmasının şüphelilerinden birisi çıkması hasebiyle İletişim Başkanlığı kadroları hedefte” dedi. Avukat Serkan Toper üzerinden rüşvet iddialarıyla MHP’nin hedef alındığını söyleyen Şık, yenidoğan çetesi soruşturmasına karışan bazı hastanelerin sahiplerinin, sahte diploma soruşturmasında adı geçenlerin ve savunma sanayii alanındaki bazı soruşturmalarda tutuklanan isimlerin MHP bağlantılı olduğuna dikkat çekti.
AKP medyasının içinde MHP’lilerin yer aldığı bir fotoğrafı “Siyasi Susurluk” başlığıyla vermesini hatırlatan Şık, bunun “aba altından sopa göstermek” anlamına gelip gelmediğinin sorgulanması gerektiğini söyledi.
“Her yeni dönemde devlet içi bir savaş yaşandı”
Hapiste bulunan bir medya yöneticisi ve bir avukatın, bürokrasi ve yargıdan bazı isimlerle ilişkiler kurarak kararları etkilediğine dair iddialara da değinen Şık, “Bu ifadelerle yargı ve bürokraside kimlerin tasfiye edileceğini bekliyoruz” dedi.
Ersoy’un ilişkileri sayesinde korunan PKK’li birinden ve bir MİT mensubunun para karşılığı sorun çözdüğüne dair iddialardan da söz eden Şık, yaşanan süreci geçmişteki Susurluk ve Ergenekon süreçlerine benzetti.
“1987’deki MİT raporu, Susurluk ve Ergenekon süreçleri devletin yeniden dizaynı için kullanıldı. Her yeni dönemde devlet içi bir savaş yaşandı. Bugün yaşananlar da bundan ibaret” diyen Şık, 2016’da çıkarılan Varlık Barışı Yasası’yla Türkiye’nin kara para aklanan bir çamaşırhaneye dönüştüğünü, son iki yıldır ise bu paralara el koymaya yönelik soruşturmaların açıldığını ifade etti.
Şık, “Üzerindeki koruma zırhını kimin, şimdi ve neden kaldırdığını bilmediğimiz Ersoy’la ilgili soruşturma da bize Saray içi bir taht kavgası olduğunu söylüyor. Kara para ve uyuşturucu merkeze konularak iş insanları, avukatlar, medya yöneticileri, yargı mensupları, popüler ekran yüzleri ve bürokratlardan oluşan bir çete inşa ediliyor” dedi.
“Bu dosyalar birer maymuncuk”
Soruşturma konularının “şimdilik” aynı olmadığına dikkat çeken Şık, bağlantılı isimler yönünden aynı noktalara çıkabileceğine işaret etti. “Sezgin Baran Korkmaz soruşturması üzerinden Soylu’ya, Cihan Ekşioğlu üzerinden Fidan’a ulaşmak mümkün” diyen Şık, “Rezzan Epözdemir soruşturması da Kenan Tekdağ üzerinden Can Holding’e bağlanabilir. Ersoy soruşturması Epözdemir’e hem Tekdağ hem de Adem Soytekin’le iddialar üzerinden de İBB’ye bağlanabilir” ifadelerini kullandı.
Bu soruşturmaların hepsinin, istenildiği anda istenilen kapıyı açacak birer maymuncuk olduğunu söyleyen Şık, şunları söyledi: “Tayyar’ın “Hem yerel hem merkezi iktidarla eş zamanlı flört ediliyor” demesinden yola çıkarak bu kapıların sonunda tek bir havuza çıkıp özellikle seçim öncesinde kullanılacak devasa bir davaya dönüşebileceğini söylemek kahinlik olmaz.”
Konuşmasının sonunda sürecin doğrudan halkı ilgilendirdiğini vurgulayan Şık, “Halkın pençesine düştüğü yoksulluk ve yoksunluk ile buna neden olan yağma/talan düzeniyle çok ilgili bir süreç yaşanıyor. Yani doğrudan halkı ilgilendiriyor” dedi.
Bu habere emoji ile tepki ver




