Türkiye’de 40 yıl önce sahip olduğu 1 milyon mandayı nasıl yok etti

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın manda yoğurdu açıklaması ülke gündeminde tartışma konusu oldu…
Manda yoğurdu ile kestane balı ve yulaf ezmesini karıştırıp yediğini anlattığı sözlerinin tartışma yaratmasının ardından yeni bir açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin manda fakiri bir ülke olmadığını savundu. Ancak rakamlar Türkiye’nin son 40 yılda Türkiye’nin nasıl manda fakiri bir ülke haline geldiğini gösteriyor. Türkiye’deki manda sayısı 1930’da 500 binin üzerindeyken bu rakam 1960’larda 1 milyon 250 bin seviyesine çıktı. 1980’de 1 milyonun üzerinde manda varlığına sahip olan Türkiye’deki TÜİK verilerine göre 2021 yılındaki manda sayısı 185.574 olarak açıklandı. Bu rakam, 192.489 manda varlığı kaydedilen 2020 yılına göre yüzde üç oranında daha az. Hayvancılıkta girdilerin yükselmesiyle süt sığırlarını kesime göndermek zorunda kalan üreticiler zor günler geçirirken, et ve süt ürünlerindeki fahiş fiyatlar tüketicilerin de belini büküyor.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN MANDA YOĞURDU DEDİ, TARTIŞMA BAŞLADI

Geçtiğimiz hafta üreticilerle bir araya gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Şimdi ben bir şey tavsiye edeceğim. Ben şunu yapıyorum, her akşam yatarken manda yoğurdu. Manda yoğurdu hakikaten kalitedir, çok iyidir. Onun içine şöyle Medine hurması doğrarım, 3 tane veya 5 tane. Ona biraz çay kaşığı kestane balı ve yulaf ezmesi atarım. Bu dörtlüyü karıştırarak yer yatarım, şifa” ifadelerini kullanmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sözlerinin ardından manda yoğurdu fiyatları ve hayvancılık konusunda yaşanan sorunlar kamuoyunun gündemine geldi.

ERDOĞAN: ‘SANKİ TÜRKİYE MANDA FAKİRİ BİR ÜLKE’

Bu tartışmaların ardından Özbekistan ziyareti dönüşünde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, manda yoğurdu üzerinden yapılan eleştirilere yanıt vererek, “Sanki Türkiye manda fakiri bir ülke. Anadolu’da benim insanım istediği marketten, istediği gibi her türlü yoğurdu bulabiliyor mu? Manda yoğurdunu da buluyor, koyun yoğurdunu da buluyor, keçi yoğurdunu da buluyor. Kaldı ki zaten evinde kendisi yapıyor. Onunla da kalmıyor, ondan her tür tereyağını da üretiyor” görüşünü dile getirdi.

TÜRKİYE 40 YILDA MANDA FAKİRİ OLDU

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin manda fakiri bir ülke olmadığını savunmasına karşın TÜİK verileri ülkedeki manda varlığının son 40 yılda nasıl eridiğini gösteriyor. TÜİK verilerine göre Türkiye’nin 2021 yılındaki manda sayısı 185.574 olarak açıklandı. Bu rakam, 192.489 manda varlığı kaydedilen 2020 yılına göre yüzde üç oranında daha az.

MANDA SAYISI 1930’DA 500 BİNİN, 1960’DA 1 MİLYONUN ÜZERİNDEYDİ

Ancak Türkiye’nin ağır savaşlardan çıktığı Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki manda sayısı bile bugünkünün yaklaşık 3 katıydı. 1930’lu yıllardaki manda sayısı 500 bin civarında seyrederken, bu rakam 1960’lı yıllarda 1.250.000 seviyesine yükseldi.1990’lı yıllarda hızla düşüşe geçen manda sayısı, 2007 yılında 80 bin seviyesine indi. Bu büyük düşüşün ardından alınan tedbirlerle 2015 yılında 133.766’ya çıkan manda sayısı günümüzde halen 1930’ların rakamlarının çok uzağında.

KIRSAL NÜFUS GÖÇE ZORLANDI, TÜRKİYE HAYVAN İTHALATINA BAŞLADI

Kırsal nüfusun yerinde kalmasının en önemli nedenlerinden biri olan küçük aile çiftçiliği ve buna bağlı olarak sürdürülen geleneksel hayvancılık çökertildikçe Türkiye önce kırmızı et, ardından ise canlı hayvan ithal eden ülkeler arasında dünyada ilk sıralara yükseldi. Et ve süt ürünlerinin yanı sıra zor koşullara dayanıklı olması nedeniyle geçmişte kereste ve yük taşımacılığında da kullanılan manda varlığının azalmasının en önemli nedenleri arasında kırsal göçün önlenememesi, sulak alanların hızla yok edilmesi ve hatalı tarım politikaları bulunuyor.

2597170cookie-checkTürkiye’de 40 yıl önce sahip olduğu 1 milyon mandayı nasıl yok etti
Önceki haberABD Dışişleri Türkiye’ye F-16 satışına sıcak bakıyor
Sonraki haberZaman öğretir… 
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

thirteen + 9 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.