Şule Perinçek Viyana’daydı

Bu sene Viyana’da değerli insanları ağırlayarak, onları tanıma fırsatım oldu. Viyana’yı gelip, burayı gezenler gördükleri şehre dair yazı kaleme alırken ben onları yazmak istedim. Bunlardan ilkini “Tadları, şifaları ve yaşamlarıyla Giritliler” yazımla konu etmiştim.
Bu sefer yazıma konu etmek istediğim Aydınlık Gazetesi yazarı Şule Perinçek oldu. Kendisiyle zamanın elverdiği ölçüde Viyana’yı tekrar keşfetme fırsatım oldu. Viyana’nın tarihi binaları, anıtları ve onlar içerisinde sol düşünceye ve Türk kültürüne dair izleri sürmeye çalıştık. Friedrich Engels Platz, Karl Marx Hof, Josef Stalin’in büstü, Osmanlı’nın Avusturya Macaristan yenilgisine dair heykeller bunlardan bazılarıydı. Bunların dışında Şule Perinçek’in Avusturya’nın iki ayrı kentinde vermiş olduğu konferansı takip ettim. Perinçek, 14 ve 15 Nisan günleri Viyana’da bulunan Avusturya Atatürkçü Düşünce Derneği ve Wiener Neustadt şehri Atatürkçü Düşünce Derneği lokallerinde geniş katılımlı „Atatürkçü Düşünce ve Kadın“ konusunu irdeledi. O konuya geçmeden Şule Perinçek seçkin katılımcılar önünde konferansa ev sahipliği yapan dernek temsilcileri tarafından övgülerle tanıtıldı.
Wiener Neustadt Atatürkçü Düşünce Derneği adına açılış konuşmasını Efendi Şimşek yaptı. Oldukça duygulu konuşmaydı Efendi Şimşek’in konuşması. Efendi Şimşek konuklara Şule Perinçek’i „Faşist diktatörlüğe meydan okuyan, dört yıldır Silivri Zindanı’nda hukuksuz mahkemeler karşısında savunma yapan, dünya tarihinde yaptığı savunmalardan dolayı 24 yıl hapis cezasına çarptırılan büyük yurtsever ve devrimci İşçi Partisi Genel Başkanı sayın Doğu Perinçek’in sevgili eşi; sözde Ermeni Katliamı’nın büyük bir yalan olduğunu Türk, Ermeni ve Rus arşivlerinden belgelerle ispat eden genç bilim adamı Mehmet Perinçek’in değerli anasıdır“ sözlerini ifade ederken sesi çatallaşmıştı. Efendi Şimşek, “Perinçeklerin yurtseverliklerinden, talancılara karşı duruşlarından Türkiye’nin bağımsızlığını ve milli bütünlüğünü savunan bilim adamları, komutanlar, subaylar, gazeteciler ve politikacılarla birlikte Silivri Zindanları’ndadırlar, kendilerine buradan sevgi ve saygılarımızı gönderiyorum“ sözleri alkışlarla destek bulurken, izleyiciler de selam göndermenin dışında bir şey yapamamanın burukluğunu yaşıyorlardı.
Viyana’da bulunan Avusturya Atatürkçü Düşünce Derneği’nin Atatürk Kültür Merkezi’nde de Şule Perinçek konferansa gelenlere tanıtılırken farklı kelimeler kullanılmadı. Konferans yöneticisi hanım yapmış olduğu tanıtım konuşmasında ise Şule Perinçek için “Türkiye’nin gurur duyduğu bir aileden geliyor, biz de Şule Perinçek’in kendisi ve ailesiyle gurur duyuyoruz” ifadesini kullandı. Bu sözler de izleyiciler tarafından çoşkuyla alkışlandıktan sonra Perinçek konuşmasına başladı.
Şule Perinçek konuşmasına Atatürk’ün arkadaşlarıyla bir gizli toplantısına kulak misafiri olan annesi arasında geçen bir anıyı anlatarak başladı. Her anne, çocuklarının odalarında neler kouştuklarına merak kesilirler diyen Şule Perinçek, Mustafa Kemal’in annesinin „Padişah efendimize mi karşı çıkıyorsun?“ sorusuna Atatürk’ün „Evet, padişahımıza karşı duruyorum, anne benim yanımda mısın yoksa padişahın mı yanındasın? “ konuşmasını dinleyicilerle paylaştı. Perinçek, feodal kültürün yaşama katkılarına karşı duruşa değer vererek , “Hıristiyanlıkta da Müslümanlıkta da padişah ve kral kendisini yeryüzünde tanrının elçisi görmüştür”, bugün, bu tanrının elçiliğinin köy ve şehirlerdeki temsilcisinin adının şıh, şeyh ve toprakağası olduğunu, bu ilişkilerde ise efendi ve kul (köle) ilişkisinin bulunduğunu, bu kul ve efendi ilişkisine ise Atatürk’ün Cumhuriyet Devrimleri ile son verildiğini anlattı. Konuşmasında, bazılarının sandığı gibi bu devrimlerin hiç de kolay hayata geçirilen devrimler olmadığını, onların toplumdaki ve özellikle de kadınlar için önemi üzerinde durdu.
“Atatürk emperyalizme başkaldırının, başı dik bir toplumun adıdır” diyen Şule Perinçek, “bugün yapılmak istenenin bu dik duruşu sindirmek ve Türkiye’ye boyun eğdirmektir” derken başı dik ama hüzünlüydü. “Türkiye’nin bağımsızlığını savunan, başı dik ve başımıza çuvalın geçirilmesinekarşı çıkanlar Silivri’de tutsak edilmişlerdir” tespitinde bulunurken siyasi duruşundan eşinin içerde esir tutulmasını kanıksamış görünürken, oğlunun Rusya’dan geldiği günün iki gün sonrasında esir alınmasını kabul edemediğini hissettiriyordu. Rus arşivlerinde çalışmalar yapıp, onları kitaplaştıran ve böylece de Türkiye’yi güçlendiren oğul Mehmet Peinçek tutuklanma yerine, havaalanında çiçeklerle karşılanmalıydı.
Şule Perinçek konuşmasına Türkiye ve dünyadaki güncel konulara dair düşüncesini ifade etti. Kadın çalışanların 12 Eylül sonrası sürekli azalması ve azalan çalışma oranında bulunan kadınların da yüzde 60’ının herhangi bir sosyal güvencesinin olmadığını anlatırken, bunun 12 Eylül’ün bir ürünü olduğuna vurgu yaptı.
Konuşması dikkatle dinlenen ve alkışlarla kesilen Perinçek „Darbelerden en fazla zararı gören bizlerin darbecilikle suçlanması acı vermektedir, 12 Eylülcüler hakkında açılan davalarla esas olan darbelere karşı durulduğundan değil, üniformanın ve askerin yıpratılmasıdır“ sözlerini kullandı.
Konuşmasının devamında ise kendisine oğlu ve eşinin hapiste olduğu sürede başını nasıl dik tutabildiği gibi sorulara verdiği cevabının„Atatürk’ün yetiştirmiş olduğu kadınlardan birisi olduğum için başım diktir“ sözleri alkışlarla karşılandı.
Perinçek sözlerine „Birçoğumuz eş, çocuk ve yakınımızı kaybetmenin acısını yaşamışızdır, bu acıya rağmen yaşamımızı sürdürmüşüzdür. Ancak vatanını kaybedip de yaşayabilecek insan olacağını düşünemem” sözleri izleyiciler sırasında yutkunmalara sebep oldu. Konuşmasının devamında ise “Bir kadının ayaklarını özgürce basabileceği ülke toprağı olmadığı takdirde, alacağı hava bile temiz hava olamaz” ifadesi de dinleyicileri canevinden vurdu.
Ergenekon, Balyoz, Andıç ve diğerleri gibi çeşitli davaların ne şekilde yürüdüğüne dair gözlemlerini de anlatan Perinçek, Genelkurmay Başkanı’nın, subayların, parti liderlerinin, gazeteci ve üniversite hocalarının yüz kızartıcı suçlar işleyen gizli tanıkların ifadelerine dayanarak suçlanmakta olduğunu örneklerle anlatması ve o davaların içeriğinin düzmeceliğini gözler önüne serdi.
Bilinen davalarda yargılandığı iddia edilen tutsaklar özellikle milli güçler arasından seçilmiş olmalarının tesadüf olmadığını, bunun amacının Türkiye’nin bölünme ve parçalanmasına dur diyecek güçleri etkisizleştirmek olduğunu ifade eden Perinçek, “Türkiye halkı Alevisi, Sünni’siyle, Türkü ve Kürdüyle Türkiye’nin bölünmesine müsaade etmeyecektir” ifadesini kullandı.
Daha sonra izleyicilerin sorularına cevap veren Perinçek’in muhatap olduğu sorular hiç şüphesiz Eregenekon Davası oldu. Konuşmasına sorulara verdiği cevaplarla son verdi. Konuşması sonrasında dernek yönetim kurulu üyeleri başörtülü başörtüsüz kadınlar ve izleyicilerle hatıra fotoğrafı çektirirken “çek fotoğrafımı çek, gazetede de yayımla da düşmanlar çatlasın” diyordu başörtülü bir hanım.
Gezi için geldiği Viyana’da Şule Perinçke boş durmamış, bizlere Ergenekon, Balyoz, Odatv vb davalarını birinci ağızdan anlatmıştı. Eşi ve oğlu yıllardır Silivri’de yatan Şule Perinçek’in dik duruşu bizleri mutlu etti. Viyana’yı tekrar keşfetmek için yeni konukları ağırlamaktan mutlu olacağımı ilgilenenlere buradan duyuruyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.