VALİDEBAĞ KORUSU’NDAN NE İSTENİYOR?

SUZAN BEYAZIT / LONDRA – Doğa, dengesini bozan bizlerden öcünü ziyadesiyle almakta. Fırtınalar, kasırgalar, seller, mevsim normallerini aşan sıcaklıklar dünyanın her köşesinde can kayıplarına neden oluyor. Peki bizler ne yapıyoruz? Gerekli önlemleri alıyor muyuz?
Gemi batmakta ama hala alarma geçmeye niyetli ülke sayısı az. Geniş kitlelerin sessizliği ise geminin batmasına katkı sağlıyor. Bu gidişata evet demeyen yürekli kesimler de var. Onların varlığı ve mücadelesi bir umudu ayakta tutuyor. Bu yeterli mi, elbette değil. Bu istek geniş kitlelere yayılmadığı sürece ve alınacak nefesin hakkını herkes kendi payına düştüğü kadar savunmazsa nefessiz kalacağımız günler yakın demektir.
Devletleri yönetmek kolay değildir elbette. Akıl, bilgi, beceri ve cesaret gerektirdiği gibi ahlak ve erdem gibi kavramlarla da sıkıca sarmalanmış olması gerekir ki halkını kollayan ve çevreyi koruyan adaletli bir devlet ortaya çıkabilsin. Yoksa bugünlerde gündem olan ‘derin devlet’ gibi yapılanmaların gölgesinde saygınlığını kaybedebilir.
Demokrasi ise bir başka sorunlu konu. Ama bizim ülkemizde bu sorun daha da derin. Siyasetçiler halka “gel oyunu ver, sonra çek git ortalıkta görünme, hiçbir şeye karışma” der gibidir. Oysa demokrasiyle yönetilen ülkelerde siyasetçilerin halkın itirazlarını duymak ve dikkate almak gibi bir sorumlulukları vardır. Ama nedense ülkemizde bu itirazları suç gibi görmek ve itiraz edeni de suçlu  göstermek gibi bir çaba var. Ülkenin ilerleyememesinin önündeki en büyük engellerden biri bu zaafiyettir. İşte sessizliğimizin en büyük nedeni de budur.
İstanbul’da yaşamış olanlar bilir, İstanbul 1970’li yıllardan beri hızla çarpık bir yapılaşmayla karşı karşıya kaldı. Vaat edilen gereksiz projeler yüzünden yeşil alanlar hızla yok edildi ve edilmeye de devam ediyor. Ben de bu sürece çocukluğumdan beri tanık olan biriyim. Çocukken oynadığımız, piknik yaptığımız bütün alanlar elimizden alındı. Avuçiçi parklara esir kaldık. Binalardan gökyüzünü göremez haldeyiz.
İlgili meslek örgütlerinin bu süreçlere dahil edilerek bilgisi ve yetkisi dahilinde yapılması gereken projeler, daha çok talancıların lehine günübirlik, plansız, programsız, anlık ya da karanlık kararlarla yürütüldüğünden İstanbul bugün yeşil alanlarını çoğunu kaybetmiş durumda.
Bugünlerde İstanbul Anadolu yakasının ikinci büyük yeşil alanı olan Validebağ Korusu, Üsküdar Belediyesi’nin Koru’nun doğal halinin bozulmasına neden olacak ‘Millet Bahçesi’ projesi tehlikesiyle karşı karşıya. ‘Millet Bahçesi’ ne güzel fikir diyenleriniz çıkabilir. Peki 2500 m² otopark yapımına neden gereksinim duyuluyor? Merak konusu. Politikacıların halkın yararına olmayan ve doğayı korumaya dair hassasiyet konusunda sicili de sağlam olmayınca ister istemez bir güvensizlik oluşuyor. Yapılaşmanın önü mü açılıyor gibi soruları beraberinde getiriyor. Koru halkın hali hazırda gidip nefes aldığı bol oksijenli yeşil bir alan. Çevredeki halk buraya dokunulmasının doğal dokuyu bozacağını ve  geri dönülmez zararlar verebileceğinden dolayı endişeli.
VALİDEBAĞ GÖNÜLLÜLERİ
Validebağ Gönüllüleri ve Validebağ Savunması gibi koru çevresinde yaşayan halk, korunun doğal halinin korunması için takdire şayan bir mücadele yürütüyorlar. Kamunun malını devleti yönetenlere karşı koruyorlar. Tuhaf bir durum.
Koru, 1990’lı yıllardan bu yana çevrede yaşayan bu duyarlı kesim tarafından Üsküdar Belediye’sine karşı korunabilmiş ve bugünlere kadar getirilebilmiş. Gerçek bir vatandaşlık örneği gösteren bu gönüllüler, verdikleri bu mücadeleyle Üsküdar halkına temiz oksijen alabilecekleri bir nefes alanı armağan ediyorlar. Devleti yönetenlerin kamu yararına olmayan bu tutumları karşısında sivil hareket bu vesileyle daha da güçlenmekte. Üzüntümüzü umuda dönüştüren bu karşı koyuşu desteklemek her duyarlı vatandaşın görevi olmalı diye düşünüyorum.
Konuya devam etmeden önce Validebağ Korusu’nu tanıyalım. 354 bin metrekarelik bir alanı kapsayan Validebağ Korusu, İstanbul Anadolu yakasının ikinci büyük yeşil alanıdır. İçinde Adile Sultan Kasrı (Hababam Sınıfı’nın çekildiği bina), Abdülaziz Av Köşkü, Çamlı Köşk gibi tarihi eserleri de barındırıyor. Üsküdar ve Kadıköy’ü birbirine bağlayan Koşuyolu, Altunizade ve Barbaros mahallelerinin kesiştiği noktada bulunuyor.
ANIT AĞAÇ – 217 YAŞINDAKİ SAKIZ AĞACI
200 yaşında anıt ağaçların da yer aldığı koruda, 72 anıt ağaç bulunmakta olup, 101 farklı ağaç, ağaççık ve çalı türüne rastlanabiliyor. 7000 farklı bitki türünün varlığını sürdürdüğü bu koru, 123 farklı kuş çeşidiyle de oldukça zengin bir konuma sahip olduğu gibi böcek, sürüngen, kaplumbağa, kirpi, sincap gibi birçok hayvanı da barındırıyor. Göçmen kuşlarının da önemli geçiş alanlarından biri olan Validebağ Korusu aynı zamanda 30 farklı türdeki kelebeğe de ev sahipliği yapıyor. Çocukların, yaşlıların ve çevrede yaşayan halkın İstanbul’un binalardan oluşan kaotik yapısından bir an bile olsa uzaklaşabilecekleri ve ruhsal olarak kendilerini iyi hissedebilecekleri bir yer. Yani burası bir nefes alanı.  Ayrıca 1999 İstanbul depreminde insanların toplanabildikleri bir alan görevi de üstlenmiş. İnsan elinin değmesine gerek olmayan bu doğal halin korunması çevrede yaşayan halkın tek dileği.
Ne yapılmak isteniyor?
Koru uzun süredir Üsküdar Belediyesi’nin projeleri dahilinde yapılaşma tehdidi ile karşı karşıya kalmış. 1998’de Eğitim-Sen ve çevrede yaşayan vatandaşların çabaları sonucu Koru’nun tarihi dokusunun korunması amacıyla Üsküdar Belediyesi’nin bu alan üzerinde yapılaşma girişimleri mahkeme kararıyla durdurulmuş. 1999 ise, Validebağ Korusu, Birinci Derece Doğal Sit Alanı ilan edilmiş. Koru çevresinde yaşayan duyarlı halkın oluşturduğu Validebağ Gönüllüleri Derneği de bu süreçte kurulmuş.
2007’de, Üsküdar Belediyesi, Validebağ Korusu’nun bakım onarım ve yeşil alanlarının kullanımı ile ilgili olarak Koru’da 6 metre eninde yol açma girişiminde bulunur. Koru’yu koruyan gönüllü çevre halk, bu protokolün iptali için dava açar. 7 yıl süren dava iptalle sonuçlanır.
2014 yılında yine Üsküdar Belediyesi, Koru’nun Acıbadem çıkış kapısına bitişik yeşil alana cami yapma istemi yine bir başka dava konusu olur. Belediye böyle hassas bir konuyu kullanarak kendini haklı gösterme çabasına girer ve cami inşaatına başlar. Oysa etrafta 24 cami varken bu caminin yapımı masum bir istekten öte başka amacı olan bir durumun olduğuna işaret ediyor. Validebağ Gönüllüleri ve çevrecilerin protestoları ve gece gündüz süren nöbetlerine rağmen cami polis zoru ve TOMA’ların korumasında tamamlanır.
Koruya dair tahrip projeleri bitmez ve 2018’de ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı ‘Millet Bahçesi’ projesi gündeme gelir. Bugünlerde yine gündem konusu olan ve Üsküdar Belediyesi tarafından gerçekleştirilmesi düşünülen bu proje, Validebağ Gönüllüleri ve Validebağ Savunması gibi çevredeki halk tarafından koruya zarar vereceği kaygısıyla devam etmekte olan imza kampanyaları ve yargı yoluyla engellenmeye çalışılıyor. Mimarlar Odası bu projenin korunun % 40’nı tahrip edeceğine işaret ediyor.
VALİDEBAĞ SAVUNMASI
Validebağ Korusu’nu savunanlar ne diyor?
‘Koruda ne yapılmalı, nasıl yapılmalı, ne yapılmamalı, niye yapılmamalı?’  gibi soruların yanıtını çağırdıkları farklı disiplinlerden akademisyen ve uzmanların bilgisi ışığında arayan Validebağ Savunması, bu yönde düzenledikleri seminerlerle koruyu betonlaşma faaliyetlerine karşı korumak  için mücadelelerini sürdürüyorlar.
Bu seminerler kapsamında Prof. Dr. Ünal Akkemik 350 dönümlük Validebağ Korusu’nun doğal dokusunun kent ekosistemi ve bölge için büyük önem taşıdığını belirtiyor. Koru’nun hektarda 93 ton olmak üzere 3000 tonun üzerinde karbon depoladığını, her yıl hektarda 921 ton toz tuttuğunu ve bölgenin havasını temizlediğini ifade ediyor
Yine  aynı seminerler dizisinde Yüksel Demirtaş  ise Üsküdar Belediyesi’nin “Millet Bahçesi Peyzaj Projesi” kapsamında ağaç kesim ve budama hakkına sahip olacağını dikkat çekerek şöyle devam ediyor;
VALİDEBAĞ KORUSU MİLLET BAHÇESİ PEYZAJ UYGULAMA PROJESİ
“…Gündemde olan proje Yüksek Mimar Deniz Alkan’ın raporu ve Prof. Dr. Doğan Kantarcı’nın 7.12.2018 tarihli değerlendirme raporuyla 11877 m2 koşu, yürüyüş yolu ve bisiklet yolu, 10 tane açık hava fitness spor alanı, çocuk oyun alanları, futbol sahası, beton basamaklı seyir yeri, 2736 m2 otopark, mevcut sert zeminlerin yenilenmesi, şehir mobilyaları konması, 300 adet elektrik direği dikilmesi ve 3000 metre elektrik tesisatı için kanal açılması, yüzey sularının açılması için kanal açılmasını kapsamakta olduğu ortaya konmuştur. Raporda bu imalatların yapılması sonucunda korunun 37.577 m2’sinin taş ve beton ile kaplanacağı, 76.857 m2’sine hafriyat sonucu çıkacak materyalin serileceği, 140.000 m2’sinin ise makine ve kamyonla çiğneneceği ortaya konmuştur. Sonuç olarak 354.076 m2 olan Validebağ Korusu’nun % 40 kadar olan alanı betonlaştırılarak, kazı materyali serilerek, çiğnenerek tahrip edilmiş olacağı rapor edilmiştir.”
Aynı seminerler kapsamında Prof. Dr. Zeynel Arslangündoğdu, 1971’de İstanbul’un yüzölçümünün % 52’si orman iken 2012’de bu oranın % 46’ya düştüğünü, yine  aynı şekilde 1971’de % 41 olan tarım alanının ise 2012’de % 29’a düştüğünü işaret ediyor. Buna karşılık 1971’de % 4 olan yerleşim alanın 2012’de % 21’e  yükseldiğini belirtiyor.
“World Cities Culture adlı kuruluşun yayınladığı son istatistiklere göre İstanbul yeşil alan olarak yüzde 2.2’lik bir oranla dünyanın önde gelen 34 şehri arasında son sırada yer alıyor.
Durumun vehameti ortada. Bu durumda İstanbul’un tek bir ağacına bile dokunmak İstanbulluların nefes almasını engellemek anlamına gelir. Yeşil alanların arttırılması İstanbul’un yöneten belediyelerin en önemli görevleri arasında olmalıyken, var olan az sayıdaki yeşil alana göz dikilmesi inanılacak gibi değil.
Siyasetçilerin halka hizmet amaçlı projeleri ve programları olması son derece normal bir durum olarak görülebilir. Ama doğanın korunması önceliklerimiz arasında olmalı. Sınırlı sayıda kalan yeşil alanları tahrip edecek herhangi bir proje aklımızın ucudan bile geçmemelidir. Küresel ısınmanın neden olduğu doğal felaketler Türkiye’de de kendini göstermişken birilerinin zengin olmasına yarayacak bu lüzumsuz lüks projenin toplum yararına olmadığı aşikardır. Koru’yu kullanan halk da Koru’ya girmeye çalışan Üsküdar Belediyesi’ne inanmadığı için 22 yıldır Koru’yu korumak için mücadele veriyor. 2014’ten beri de 200 binin üzerinde imza toplayarak Koru’nun doğal halinin korunması için verilen mücadele, Cumhurbaşkanı sözcüsü İbrahim Kalın’a ulaşamamış olmalı ki O şehrin veya bölgenin ahalisi, biz bunu istemiyoruz, bu yanlış desinler”  diyebilmiş. Validebağ Gönüllüleri ise şöyle bir yanıt vermiş; “Biz de HAYKIRIYORUZ; Validebağ Korusu proje, rant alanı değil, DOĞAL SİT alanıdır. SESİMİZ DUYULSUN!” .
7
VALİDEBAĞ GÖNÜLLÜLERİ İMZA KAMPANYASI
Uzmanlar, 3. köprü ve 3. havaalanı yapımı esnasında tahrip edilen ormanlık alanların İstanbul’un doğal hayatına ve ekosistemine geri dönülemez zararlar verdiğini ifade ediyorlar. Hal böyle iken İstanbul’un, ne ‘Kanal İstanbul’a, ne de Validebağ Korusu’nun doğal halini bozacak projelere ihtiyacı var.
Halkın yoksullukla boğuştuğu, çaresizlikten intihar edenlerin haberleriyle sarsıldığımız, çözülmesi gereken binlerce sorunun olduğu bir dönemde, halkı ilgilendirmeyen ve sorunlarına deva olmayan bu gereksiz lüks betonlaşma projeleri bir an önce durdurulmalıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

two × 2 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.