Vatandaşlık

Son günlerde ülke gündemine oturan tartışma konuşlarından birisi, nüfus ve vatandaşlıkla ilgili tartışmalardır. Ülkenin varlığına son verip Rumlara azınlık olma hayali peşinde koşanlara “Çözümcü” ismini verdiğimi biliyorsunuz. İşin gerçeği, Çözümcü medya, başarılı biçimde bazı konuları kamuoyu gündemine getiriyor ve başta Hükümet olmak üzere ülkeyi yönetenleri de cidi biçimde etkilemeyi başarıyor.

Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere ülke nüfusunun arttırılması için çok ciddi bir çaba varken ve ABD gibi bazı ülkelerde çekilişler ile vatandaş sayısı arttırılmaya çalışılırken, ülkemizde Türkiye korkusu kaynaklı bir vatandaşlık fobisi oluşmuş durumda. Önceleri Tıp-İş isimli doktorlar sendikasının ülke yönetimine kafa tutar biçimde vatandaşlık için sağlık raporlarına imza atmama kararlarına karşı suspus kalan Hükümet, şimdi Çözümcülerin oyununa gelerek vatandaşlıkları durdurduğunu açıkladı.

Hükümet eğer Çözümcülerin kontrolü ve denetiminde ülkeyi yönetecekse, bunca insan niye CTP mentalitesini cezalandırmak için UBP’ye oy vermiştir? Bunu sorgulamak gerekir.

Hükümetin bazı önemli konularda çok cesur kararlar alıp uygularken, bazı konularda cesur kararlar alamaması ve teslimiyetçi görünüm vermesi, hem Türkiye ile ilişkilerde pürüzler yaratmaya hem de hükümette acizlik görüntüleri vermeye başladı. Birisinin çıkıp bu gerçeği hükümetin yüzüne vurması gerekiyor.

Bugüne kadar nüfus ve vatandaşlık konuları üzerinden politika yapan Rumcu ve Türkiye düşmanı marjinal kesimlerin ağzını sulandıran son açıklamalar, hükümet için ciddi bir olumsuz puan anlamına geliyor. Bu tür tavırlar, YKP gibi Türkiye düşmanlarının fikirleri iktidarda, kendileri muhalefette görünmelerine neden oluyor. Bunları hükümete hatırlatmayı bir görev olarak görüyorum.

Bir ülkenin dışa kapalı biçimde ve nüfus artışı korkusuyla yaşaması kadar aciz ve mantık dışı bir seçenek olmaz. Öyleyse niçin AB’ye üye olma hedefiniz vardır. AB üyesi olunca ülkenize gelecek Yunan vatandaşlarına, İtalyanlara, İspanyollara, Bulgarlara, Romenlere engel mi olacaksınız?

Ülkeyi 200 bin nüfuslu bir köye çevirmeye çalışan ve sonra da Rumlara yama yapma hayali kuranlara teslim olmuş bir hükümetin Kıbrıs Türklerinin aydınlık geleceğini yaratması, ülkeyi refaha ulaştırması ve KKTC’yi uluslararası toplumun güçlü bir üyesi haline getirmesi söz konusu olabilir mi? Elbette olamaz.

Hükümetin vatandaşlıklar konusunda teslimiyetçi görünüm vermesini eleştirmek, dünyaya açılmaya çalışan Kıbrıs Türklerinin asli bir görevidir. Bu böyle biline …

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.