Öyle ya da böyle

Purdue

Amerikalı, yabancı dil öğrenmek istemez! Yabancılar İngilizce öğrensin ister…
Yabancılar da ne yapsın, elleri mahkûm, öğrenirler çata pat; Tarzanca…
Artık her aksanda, her dilde İngilizce vardır… ABD’ye geliniz, buradaki Çinlileri bir dinleyiniz, kendinizi onların yanında İngilizce profesörü sanacaksınız. Aksan, ifade, vurgu, her şey berbattır. Gelgelelim dilin kurallarına uygun olarak konuşurlar; ama, şöyle böyle…
Amerikan halkı başka dil öğrenmez, öğrenmemeye inat etmiştir âdeta… Irak Savaşı’ndan sonra Arapça bir ara ünlendi, birçokları Yalelli kurslarına devam etti, ama baktılar ki olmuyor, “Elifi görse mertek sanır” duruma düşmemek için ondan da vaz geçildi. Oysa, Arapça bilene verilen maaşlar ayda 5 bin Dolardan başlıyordu…
2008 yılındaki Başkanlık seçimlerinde Obama’ya yöneltilen sorulardan birisi, yabancı dil eğitimine ilişkindi. Barrack Obama, Amerikan halkının başka dillere ilgi göstermemesini “utançla karşıladığını”, seçim arefesinde olduğu hâlde, cesur bir dille ifade etmiştir. Obama’nın tasarıları arasında tüm eğitim sistemini iki dilli yapmak vardı; ne ki şu âna kadar adım atılmış değildir.
Seçim vaatleri bir yana, gerçekler bir yana: Tersine, tüm ABD okullarında yabancı dil eğitimi sıfır noktasına yaklaşıyor. Bu, şu anlamı taşımaktadır: Amerika daha fazla içine kapanıyor ve dışarıdaki dünyaya sırt çeviriyor! Eyvah…
Obama döneminde okullarda alınan yabancı dil dersleri yüzde 38’den yüzde 25’e düşmüştür. Özellikle liselerde düşüş, yüzde 75’den yüzde 40 mertebelerinedir. (Kaynak: The Wall Street Journal)
Bush döneminde yabancı dil eğitimini artırmak ve geliştirmek için bütçeden ayrılan 114 milyon Dolar bu işe yetmemiş görünüyor. Obama, Beyaz Saray’a gelir gelmez, bu rakamı iki katına çıkardı ama Arapça ve Farsça, son zamanlarda Urduca dışında bu paraya tamâh eden de pek olmadı.
Benzer bir durumu 1957’de, Soğuk Savaş zamanı yaşamışlardı. SSCB’ye ve komünizme karşı Amerikalıyı uyanık tutmak için Rusça’ya ağırlık verildi. Amerikan eğitim sisteminde Rusça öğrenilsin diye yapılan harcamalar, kısa sürede hebâ olmuştu.
İngilizce’nin dünyada bu kadar meraklısı varken, Amerikalı’nın durduk yerde Çince öğrenmesine ne gerek var?! Aksi gibi Çinliler de İngilizce’ye bir meraklı ki, sormayın gitsin! Çin’de İngilizce’nin padişahı sayılan Li Yang adlı bir hoca efendi, açtığı kurslara slogan olarak şunu kullanmaktadır; gerisini varın, siz anlayın:
“Çince’yi daha güçlü yapmak için İngilizce öğrenin…”
Bunu Türkçe’ye çevirelim: “Türkçe’yi daha güçlü yapmak için İngilizce öğrenin…”
Ama dil öğrenmek zahmetlidir. Bu fıkranın yazarı, bir vakitler Amerikalı bir kızcağıza Türkçe öğretmeye kalkıştığından işin zahmetini gayet iyi bilir. Amerikalı’ya Türkçe öğretmek deveye hendek atlatmaktan beterdir…
Kızcağız, Türk sevgilisine yaranmak için, hani belki evlenir de Türkiye’ye gelin gider diye, 120 kilolardan 70 kiloya irtifa kaybetmek amacındayken bir yandan da Türkçe dersleri almak istiyordu. Purdue Kampüsü’nde ders verecek birini arıyorlardı; bana kısmet oldu! Erkek arkadaşı, Purdue Üniversitesi’nde doktora öğrencisiydi ve bundan on yıl evvel mezun olup, YÖK sözleşmesi gereği Doğu illerinden birindeki bir yurdum üniversitesine tayin olacaktı. Hem kilo kaybetmek, hem de Türkçe öğrenmek hevesindeki Amerikalı sevgilisi ise onun ardından taş topluyordu. Nasılsa beni bulmuş, haftada 3-4 gün Türkçe dersi vermeye razı etmişti.
Türkçe yazmak başka, onun dersini vermek çok başka bir şeydir. Becerebildiğim kadarıyla ders verdim; haftalar sürdü… Dersleri bir gün kesmek zorunda kaldık!
Yok, benim yüzümden değil, bizim vefâsız damat adayından kaynaklandı: Delikanlımız Amerikalı kızı kendine eş yapmaktan vazgeçip terk etti, diplomasını alıp ülkeye döndü. Şimdi nerededir, ne yapar, bakın bunu bilmiyorum… Kızcağız da çekip giden sevgilisi ardından canına yandığımın Türkçesini öğrenecek değildi ya! O da beni terk etti… Ben, haftada aldığım 100 Dolarlık Türkçe ders ücretinin kesilmesine yanarım…
Ama son dersimizi anımsıyorum: Bir deyişi konuşuyorduk… Türkçe’de “öyle ya da böyle” deriz ya! Elimizin ayasını da evire çevire gösteririz. Kızcağız el ayasını bir yukarı, bir aşağı çevirerek sormaktaydı: “Hangisi şöyle, hangisi böyle…” Gel de anlat!
Ben hâlâ hangisinin şöyle, hangisinin böyle olduğuna yanıt bulamıyorum…
Galiba elin tersi öyle olunca İngilizce, böyle olunca English!

__________________________
* 3 Ekim 2010 Cumhuriyet gazetesinde yayınlanmıştır

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.