‘Yurtseverlik karşılıksız ve zararlı bir taktik’

1980’lere kadar Türkiye’yi ayağa kaldıran sosyalistler, darbeye karşı toplumsal bir tepkiyi neden örgütleyemiyor? Sol nereye gitti, niye hayata dahil olamıyor? Nihayetinde insanlığın evrensel hümanizmasını kurma iddiasında olan Marksizm’in, bu gidişata dair bir çift lafı olmalı.  Akşam gazetesinden Erol Aral, sosyalist solun genel eğilimlerini temsil ettiğini düşündüğü 9 kişiyle ‘Sol Kendini Arıyor’ yazı dizisi için sohbet etti…


Aral’ın Kalyon ile söyleşisi şöyle:


– Solun toplumda kayda değer bir karşılık yaratamamasını 12 Eylül’e ve ‘sosyalist’ blokun çözülüşüne bağlamak yeterli mi?
Yurtseverlik karşılıksız ve zararlı bir taktikHer ikisi de önemli etkenler. Ama solun halihazırdaki etkisizliğini kanıksatacak bir mazeretçilikten uzak durmalıyız. Mevcut durumumuzun temel nedenlerini şöyle özetleyebilirim: 1. Türkiye’nin son 20 yılına damgasını vuran Siyasal İslam/laiklik ve Kürt sorunu eksenli kutuplaşmalar, solun tarafı olduğu saflaşma eksenini gölgeledi ve geriye itti. 2. Bugün artık kendi çözülüş evresine girmiş, içermeyen, dışlayan ve marjinalleştiren bir kapitalizm altında yaşıyoruz. Sol buna uygun bir mevzilenmeye girmiş değil. 3 İşçi hareketi zayıflamışsa güçlü bir sol olamaz. İşçi hareketinin yeniden kuruluşu ile solun toparlanması tek bir sürecin iki ayrı veçhesi haline gelmiştir.


– Sosyalistlerin hata ve zaafları…
– Son 20-25 yılda, sol, insan hakları ve toplumsal/sınıfsal bağlamından koparılmış bir demokrasi mücadelesiyle haddinden fazla iştigal etti. Sınıftan kaçış eğilimine paça kaptırdı. Üzerinde sörf yapacağı ve gittikçe radikal ifadelere büründüreceği temelsiz bir ‘sol dalga’ beklentisine kapıldı. Kendi örgütsel sorunlarına gömülüp kaldı. Siyasete belirli bir ölçek büyüklüğüyle müdahale edip solda verili tabloyu sarsmak bakımından bir imkan olan ÖDP girişiminin hakkını veremedi, vb.


EMPERYALİZM İÇSEL BİR OLGU


– Antiemperyalist mücadeleyi temel eksen kabul edenler de var ulus devletlerin aşıldığını düşünenler de… Bu saflaşmayı değerlendirir misiniz?
– Ulus devlet ölçeği, sonuç almak bakımından, öteki mücadele ölçeklerine göre hala başat mücadele ekseni. Çünkü sınıflar arasında belirleyici iktidar mücadelesi burada veriliyor. Sorun bunu hangi perspektifle yaptığınız. Yurtseverlik ve milliyetçilik akraba kavramlar. Dolayısıyla, yurtseverlik milliyetçilikle keskin bir sınır çizmeye ve hesaplaşmaya kesinlikle elverişli olmayan bir zemin. Mahir Çayan emperyalizmin bir ‘içsel olgu’ haline geldiğini yıllar önce söylemişti. O zamandan beri bu süreç adamakıllı derinleşti. Artık anti-kapitalızmin yanı sıra ayrı bir başlık olarak, farklı bir ittifak siyasetine ve güçler manzumesine tekabül eden bir anti-emperyalist mücadele olamaz. Bugün solda yurtseverliği öne çıkaranlara elbette milliyetçi denemez. Onlar, söz uygunsa ‘taktik’ yapıyorlar. Ama zararlı ve karşılığı olmayan bir taktik. 1960’lara öykünüyorlar. Yurtseverliği öne çıkaranlar yükselen milliyetçi dalga karşısında bir meşruiyet zırhı kuşanmak istiyor. Ama burdan sağlıklı bir kutuplaşma ve ayrışma doğmaz. Ezilen sınıfların çıkarlarını ‘genel çıkar’ olarak sunacak bir güçte ve uğrakta değilseniz, ‘birleştirici’ kavramlar sarılmak, size değil çoğu kez muarızlarınıza yazar. Marks, işte tam da bugünü anlatıyordu


– Marksizm aşıldı mı?
– Sartre’ın sözleriyle ‘Marksizm çağımızın aşılamayan ufkudur’. Aşılması için kapitalist çağı aşmamız gerekiyor. Doğru, işçi sınıfının yapısı ve bileşimi durmaksızın değişti ve bugün bunun çarpıcı bir evresine daha tanık oluyoruz. Ama Marx’ın hikayesini anlattığı işçi sınıfı tam da böyle bir işçi sınıfı değil midir? Bu niye Marx’a karşı kanıt olsun? Kol emeğinin ya da daha yerinde bir ifadeyle ‘canlı emeğin’ ölü emek ya da bugünkü biçimiyle sermaye karşısında irtifa kaybetmesi kapitalizmin genel bir eğilimidir. Ama bu aynı zamanda emek sermaye çelişkisinin keskinleşmesidir. Zira bu çelişkinin önemli bir içermesi de canlı emek ve sermaye biçimi altındaki ölü emek karşıtlaşmasıdır. İşçi sınıfının tarih sahnesinden çekilmesi şöyle dursun, bugün bileşimi ve kapsamı olağanüstü genişlemiş, adeta ‘halklaşmış’ bir işçi sınıfı dokusu oluşuyor. Yeni mücadele ve örgütlenme biçimleriyle bu işçi sınıfını ayağa kaldırmaya var mıyız? Karşımızdaki gerçek soru budur?


KENAN KALYON?


İki kez Turkiye Komünist Emek Partisi soruşturması nedeniyle tutuklandı. BSP ve ÖDP’nin kuruluş süreçlerinde yer aldı. Halen Sosyalist Emek Hareketi Parti Girişimi içinde yer alıyor.


DİĞER AYAKÜSTÜ SOHBETLER:


– Sol Kendini Arıyor VI: Hayri Kozanoğlu
– Sol Kendini Arıyor V: Aydemir Güler
– Sol Kendini Arıyor IV: Oğuzhan Müftüoğlu
Sol Kendini Arıyor III: Aydın Çubukçu
– Sol Kendini Arıyor II: Çiğdem Çidamlı
– Sol Kendini Arıyor I: Mihri Belli:
– Hayalet yazar Hüdai Nabit
– Çitlembik ağacıyla söyleşi
– ‘Çocuğa şiddet, çok yaygın’
– İran PKK’yi neden bombalıyor?
– Serdar Denktaş: Mal mülk davaları en zor sorun
– ‘Kıbrıs’ta kısa dönemde çözüm olmaz’
– Tayvanlı yazardan ‘Sıcak bir öpücük’
– Kavakçı: Başörtü, dini bir mesele
– Perinçek: MHP tabanını dışlayarak solculuk yapılmaz!
– ‘Tek dileğim iki dengeli bir dünya…’
– ‘Beni en çok korkutan: Google’
– ‘Sorunumuz Yahudiler’le değil, siyonizmle’
– O bir ‘peynir avcısı’
– ‘Çernobil’den ders çıkarmadık’
– Bir kültür taşıyıcısı: Aydın Çukurova…
– Afşar Timuçin ile insana dair ne varsa…
– 12 Eylül iddianamesine ne oldu?
– Akın Birdal: Evren yargılanmalı!
– Hitler ile söyleşi…
– ‘Baş örtüsünü ilk kez Sumerliler taktı’
– ‘Türk solu titreyip kendine gelmeli’ 
– ‘Hepten pusulasız olmadığımız kanaatindeyim…’
– ‘Siyasi güç, her zaman kendi hukukunu yaratır’
– ABD işdünyasında çöküş
– ‘ABD Anayasası Patara’dan’
– Çocuklar öldürülmesin!
‘- ‘Bir Gün Mutlaka’
– ‘Derin devlet sorunları çözmek istemiyor’
– Kaş’taki gözyaşı
– ‘Son 15 yılda bilinçte sıçradık’
– Piref. H. Ökkeş ile ‘dörtköşe’ sohbet…
– Sorgun Ormanı’nı kurtaralım
– Devrim Bize Yakışırdı!
– G-8 protestosundan gözlemler…
– Başkaların hayalleri…
– Hurafeler gölgesinde Gelibolu…
Çokuluslu tekellere karşı ‘Adil Ticaret’
– Kuzey çikolata, Güney ekmek derdinde
– Fokları, katliamdan kurtaralım!
– Nükleer denemelerin faturası: Doğal felaketler
– Türkiye’de de nükleer silah istemiyoruz!
– Çocuk işçiler
– İsrail dünyanın 6’ncı büyük nükleer silahına sahip!
– Faşizm neden Almanya’da kök saldı? 
– Demirel davasında tekelci medya da suçludur

730430cookie-check‘Yurtseverlik karşılıksız ve zararlı bir taktik’

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

13 − 5 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.