Yuvarlak masa örtüsü

Erzurum’da yaptırdığımız dikdörtgen masa çelik gibi sağlamdı, evladiyelikti, çık üstünde tepin, ancak çok yer kaplıyordu. Evlerimiz küçük zaten. O masayı gözden çıkardık, yerine yuvarlak bir masa aldık yıllar önce. Yuvarlak masayı daha uygun bulmamız biraz da başköşesi olmadığı içindir. Böylesi bizim kafamıza daha uygundur. “Siz şöyle başa geçin efendim!” gibilerden özel bir hava yaratmaya gerek olmuyor. Bizim yaşamımız yalın bir yaşam oldu her zaman: özel olarak başa geçip oturmasını isteyeceğimiz ne şefimiz ne müdürümüz ne başkanımız oldu. O formika kaplı masanın üstüne bir şey yaymak gerekmiyordu, şöyle bir sildik mi tamamdı. Bu yenisini biraz da korumak zorundaydık. Her neyse, çıplak masanın üstüne bir muşamba yayıverdik. Muşambanın biri eskidi öbürü geldi. Son zamanlarda yani geç vakitte ben de biraz kibarlaştım mı nedir, yeni aldığım muşamba iyiden iyiye açık renk olduğu için biraz da, muşambanın üstüne kumaş örtü örtmeye başladım. Ne yapıyorsun, bu örtü iki günden kirlenir dediler. Yenisini sereriz dedim. Kirlenen doğru çamaşır makinesine! Çok lekeleneni atıyordum, yenisini alıyordum.
Bu sabah bir iki örtü almak için çıktım. Uygunsuz bir iki şeyin dışında kafama göre örtü bulamadım. Yuvarlak örtü yok diyorlar. Migros’da hazır örtü gördüm, aldım iki tane. Yolda içime kurt düştü: üstülerine yazmamışlar ama sakın bunlar muşamba olmasın. Eve gelir gelmez açtım birini, gerçekten muşamba. Küçük bir sövgü olayına girdikten sonra her ikisini de çöpe attım. Bunun yolu var, diyeceksiniz, en azından açılmamışını değiştirebilirdin. Haklısınız, eskiden olsa öyle yapardım. Önce bir güzel canım sıkılırdı. Kendime dediğimi bırakmazdım. Ne eşekliğim kalırdı ne aptallığım. Sonra yapılacak olanı yapıp hiç değilse paranın yarısını kurtarmak için dükkanın yolunu tutardım. Ne üzüldüm olana ne de kızdım kendime. Hatta burası böyledir diye düşündüğüm için üretip sattığı malın nasıl bir şey olduğunu gizleyen adama bile kızmadım. Şimdi hemen hemen hiçbir şeye kızmıyorum. Neden diyeceksiniz? Gözden çıkarmaya alıştım da ondan.
Eskiden benim olan bir şeyi ya da benim saydığım bir şeyi gözden çıkarmak bana çok zor gelirdi. Örneğin bir insanı gözden çıkarmak? Sevmişsiniz inanmışsınız, saçmalıklarını bile akla yatkın bulmuşsunuz, şımarıklıklarını görmezden gelmişsiniz, yüklediği her türlü yükü sabırla omuzlamışsınız, o bir gün size hiç yapmaması gereken bir şeyi yapmış. İşte eskiden ben onun bana yaptığı yanlış için de acı çekerdim. Şimdi en küçük bir duygusallığa kapılmadan arkamı dönüp gidiyorum dostlarım. Zaman beni katı mı yaptı dersiniz? Hayır, akıllandım ben, enayi gibi acı çekeceğime bir güzel gözden çıkarırım diye bir ilke benimsedim. Eskiden diyorsun ama ne kadar eskiden, bize bir zaman söyle mi diyorsunuz? Gençlik yıllarım her insanın iyilikle yola gelebileceğine inandığım aptallık yıllarımdı. Evet sonra güzel bir iş yaptım, gözden çıkarmayı öğrendim. En sevgili bildiğim kişiyi bile pek güzel gözden çıkarabiliyordum gerektiğinde. Birini gözden çıkardığınız zaman rahatlarsınız. Artık onunla çekişmezsiniz, ondan bir şey beklemezsiniz, söylediği söze inanmazsınız, zaman zaman yaptıklarına pişman olmuş gibi davransa da umursamazsınız, artık ona hiç mi hiç güvenmezsiniz. O sizinle kavga etme şansını bile elden kaçırmıştır. Kavga etmek bir şans mı diyeceksiniz. Elbette şanstır, hiçe indirgenmektense. Ancak adam yerine koyduğunuz kişilerle sorunlusunuzdur, onlarla kavga edersiniz gerekirse. Adam yerine koymadığınız kişilerle ne diye çekişesiniz. Birini gözden çıkardım mı ona karşı davranışlarımı değiştirmem. Gözden çıkarıldığını bile anlamaz kişi. Ama o artık yoktur benim için. İki şeye dayanamıyorum dostlarım: öküzlüğe ve yalana. Doğal olarak inekliğe de.
Bakırköy’de bulamadım ama ne yapıp yapıp bir yerlerde yuvarlak sofra örtüsü bulmalıyım. Bunun için İstanbul’a inmek ya da Kadıköy’e geçmek gerekecek belki de. Çarşı gezmeyi de sevmem ki. Alacağımı ilk girdiğim yerden almakla eleştirildim her zaman. Çarşı dolaşma zevkini şu yetmiş beş yıllık ömrümün hiçbir döneminde yaşayamadım. Bir dükkandan çıkıp öbür dükkana girenlere her zaman gıptayla bakmışımdır. Neyse, bir şey yapacağız. Şimdilik elimde üç dört tane örtü var. Bulamazsak da bulamayız, masa örtüsü olmadan yaşanmaz diye bir doğa yasası yoktur yanlış bilmiyorsam. “Keşke” sözcüğünü hiç sevmeyen ben neredeyse keşke vaktiyle birkaç tane alsaydım diyecektim. Keşke yani hiçbir şey… İleriye bakalım, masa örtüsü için de her şey için de.

644790cookie-checkYuvarlak masa örtüsü

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

2 × 2 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.