‘Özelleştirmeler, Türkiye’ye karşı bir suç’

Koramaz’ın açıklaması aynen şöyle:


“Bilindiği gibi Türkiye, Cumhuriyetin ilk döneminde tütün dahil bütün “inhisarlar”ı (tekelleri) millileştirme/devletleştirmeler yoluyla kaldırıp, ekonomik bağımsızlığını kazanmıştır. Bu kapsamda “Reji Şirketi”nin elindeki tütün işletmeleri imtiyazı da alınmış ve başta TEKEL olmak büyük sanayinin öncü kuruluşları oluşturulmuş, kurulmuştur.


Bugünkü TEKEL özelleştirmesiyle TEKEL’in bütün mülkiyeti satılarak Osmanlı dönemindeki “Reji” uygulamasından da geriye gidilmektedir. Zira “Reji inhisarı” döneminde bile tütün işletmelerinin mülkiyeti devlete ait idi.


1980 sonrasında Türkiye genelinde sanayide sübvansiyonların kaldırılması, KİT yatırımlarının durdurulması, ihracata dayalı modelin ithalata bağımlı kılınması ve özelleştirmelerle, “sanayisizleştirme” olarak tanımlanabilecek bir süreç yaşanmıştır.
Sanayideki bu durum tarıma dayalı sanayileri doğrudan etkilemiş; tarımsal destekler ile tarımsal ürünlerin fiyatları baskı altına alınmış ve Dünya Bankası Dünya Ticaret Örgütü ile yapılan anlaşmalarda tarımsal iç desteklerin azaltılması ve uluslararası tekellerin iç pazara girişi kolaylaştırılmıştır. 1999’da IMF’ye verilen taahhüt ile de arz fazlası ürünlere verilen tarımsal destekler % 70 azaltılmış; o günden bu yana IMF’ye verilen dört ayrı “niyet mektubu”nda TEKEL’in tasfiyesi ve özelleştirilmesi taahhüt altına alınmıştır. 2001’de çıkan Tütün Yasasından sonra tütün üreticilerimiz uluslararası şirketlere teslim edilerek ABD’nin pazarı haline gelmiş, “Reji” dönemindeki gibi iç pazar şirketlere devredilmiştir.


Böylelikle 2002 sonrasında TEKEL’in pazar payı % 68’den % 20’lere düşürülmüştür. Alkol bölümü özelleştirilerek büyük oranda tasfiye edilen üzüm üreticiliğini, TEKEL’in sigara bölümünün özelleştirilmesiyle Türkiye’nin altı bölgesinden beşinde üretim yapan tütün üreticiliğinin yıkımı izleyecek, “teröre karşı ekonomik yatırım” söylemlerine karşın Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki tütün üreticiliği tamamen yok edilecek, yalnızca bu iki bölgede 1–1,5 milyon insan işsizler ordusuna eklenecektir.


Şimdi yapılan, TEKEL nezdinde Türkiye’nin ekonomik bağımsızlık ve sanayileşme tarihine bir darbe daha vurulmasıdır. Daha birkaç yıl önce kamu işletmeciliği, kamu maliyesine 20,4 katrilyon net faktör geliri aktarıyordu. TÜRK TELEKOM, yılda 2,3 katrilyonluk kâr transferi ile bu toplamın % 10’undan fazlasını aktarmaktaydı. TÜPRAŞ 1 yıl içindeki vergi ve fonların % 20’sini, TEKEL ile birlikte % 42’sini karşılıyordu. Kurumlar Vergisinin % 53’ü de bu kuruluşlarca karşılanmaktaydı. Bu maddi kayıpların önemi yanı sıra bugün izlenen ekonomik programlar ve tüketilen ekonomik birikimler itibarıyla Türkiye ERDEMİR, PETKİM, TÜPRAŞ, TEKEL’i bir daha kuramayacaktır.


Türkiye’deki kamu tekellerinin özelleştirilmesi, birçok özel kuruluşun yabancı sermayenin eline geçmesiyle birlikte yabancılaştırma ve yeni bir sömürgecilik dönemini ifade etmektedir. Odamız bu nedenlerle özelleştirmelerin Türkiye’ye karşı işlenen bir suç olduğunu düşünmektedir. Tarih özelleştirmeleri böyle kaydedecektir.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

nineteen − ten =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.