Mustafa Bildircin / BirGün – MEB ile TÜGVA arasında 2020 yılında beş yıl süreyle imzalanan protokolün süresi, uzatıldı. TÜGVA’ya eğitimde sınırsız alan açan ve 2026 itibarıyla tamamlanması beklenen protokolün bitiş süresi 2030 oldu.
Anayasa’da yer alan, “Eğitim devletin sorumluluğundadır, üçüncü kişi ve şahıslara devredilemez” hükmüne karşın AKP hükümetleri döneminde eğitim alanında vakıf ve derneklere geniş alanlar açıldı. AKP ile birlikte eğitimde söz sahibi olan vakıfların başında gelen TÜGVA, MEB ile imzaladığı protokoller kapsamında okullara girdi, öğrenciler üzerindeki etkisini artırdı.
MEB ile TÜGVA arasındaki en geniş protokole, 2020 yılında imza atıldı. Bakanlığın TÜGVA ile imzaladığı, “Sosyal, Kültürel ve Sportif Faaliyetlerin Yapılması” protokolü yargı kararlarına karşın ısrarla sürdürüldü. Amacı, “Öğrencilere milli, manevi ve kültürel değerlerin kazandırılması kapsamında kulüp çalışmaları, sosyal, kültürel ve proje yarışmaları düzenlemek” olarak açıklanan protokol ile MEB’e ağır sorumluluklar yüklendi. Protokol, vakfın öğrencilere yönelik seminer, gezi, yaz okulu ve “Değerler Eğitimi” düzenlemesinin önünü açtı. MEB’in, TÜGVA’nın öğrencilere yönelik düzenleyeceği etkinlikler için vakfa bina, salon ve derslik tahsis etmesi de hükme bağlandı.
2030’A KADAR
Tartışmalı protokole, “Protokol beş yıl geçerlidir. Süre bitiminden en az altı ay önce taraflarca protokolün bitirilmesine yönelik yazılı bir bildirim olmaması halinde protokol hükümleri aynı şartlar ile beş yıl daha uzar” hükmü eklendi. Ocak 2026 itibarıyla süresi dolan protokolün geçerliliği beş yıl daha uzadı. MEB ile TÜGVA arasında eğitimcilerin tüm tepkisine karşın imzalanan protokolün 2030 yılının sonuna kadar geçerli olacağı bildirildi.
“KLASİK BİR İLİŞKİ ÖTESİNDE”
Protokolün içeriğine ve süre uzatımına tepki gösteren Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, BirGün’e konuştu. Özbay, iktidarın, “Eğitim sistemini ideolojik hedefleri doğrultusunda dizayn etme çabasının” vakıf ve derneklerle imzalanan protokollerle sürdürüldüğünü kaydetti. MEB ile TÜGVA arasında kurulan ilişkinin, “Klasik bir Devlet-STK ilişkisinin ötesine geçtiğini” ifade eden Özbay, “Protokole süre uzatımı maddesi eklenerek TÜGVA’nın eğitim kurumlarındaki varlığı kalıcı hale getirilmiştir” dedi.
KAYNAKLAR TÜGVA’YA
TÜGVA’nın Halk Eğitim Merkezleri’ndeki ağırlığına da dikkati çeken Özbay, şunları söyledi:
“Geçtiğimiz yıllarda Halk Eğitimi Merkezleri’nde yıllık ortalama 128 bin saat olan ders kapasitesi, son iki yılda ortalama 13 bin-18 bin saate kadar düşürülmüştür. Bu kısıtlamalar nedeniyle halkımızın ilgi gösterdiği kurslar son bulmuş, Halk Eğitimi Merkezleri’nin omurgasını oluşturan usta öğreticiler ders saatlerinin kısılması veya tamamen kaldırılması nedeniyle işsiz bırakılmıştır.
Halk Eğitimi Merkezleri’ne yıllık ortalama 13-18 bin saat ders süresi tanımlanmış bu sürenin yarısından çoğu doğrudan TÜGVA tarafından kullanılmıştır. Bir ildeki eğitim kapasitesinin yarısının tek bir vakfa ayrılması bakanlığın, önceliği halkın eğitim ihtiyacına değil, siyasi iktidarın organik vakıflarına verdiğini göstermektedir. Öğretmenler, kurum yöneticileri TÜGVA memuru değildir. Okullarda yeterli personel yokken öğrencilere bir öğün yemek çok görülürken, veliler bağış adı altında haraca bağlanmışken bakanlık bütçesinin muslukları bu vakıflara sonuna kadar açılmaktadır.”
Bu habere emoji ile tepki ver




