AVUSTURYA’DAN… İşte onun için büyük adamdı’

Ekim ve Kasım ayları Türkiye tarihi için önemli aylardır. Ekim ayının sonunda Cumhuriyetimizin ilanı Türkiye halkına sevinci ve  mutluluğu yasatmıştır. Yıkılan ve işgal edilmiş Anadolu toprağı üzerinde yeni bir devlet kurulmuştur. 83 yıl önce kurulan kurulan Cumhurriyetimiz kutlu olsun.

Her 10 Kasım`da ise, Cumhuriyetimizin kurucusu büyük devrimci ve önder Mustafa Kemal`i kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Bu iki olaydan dolayı 29 Ekim günü sevinci ve kıvançı, 10 Kasım günleri hüznü kısa aralıklarla birarada yaşıyoruz.

Günümüz Türkiye`sinde basbakanlık, bakanlık ve yerel yönetimlerde belediye başkanlıkları yapan politikacilari düşündüğümüzde, Atatürk`ün gerekliliğini ve ona duyduğumuz ihtiyaci daha da fazla hissetmekteyiz. 

Bu hissiyati yıllar önce bilgisayaralarda dolaşan ve bana da ulaşan bir elektronik mesajında tekrar duymuştum. O mesaja zaman başvurur tekrar okur ve duygulanırım. Bu duygusallığı bir de Açık Gazete yazarlarından Tudora Arnaut’un kendi milli değerlerine, milli bayramlarına sahip çıktığı yazılarında hissederim. Ne kadar da güzel yapar, sanki bizlere ders verir.  Bizlere Ukrayna’yı tanıtan Tudora Arnaut özellikle ülkesinin milli bayramlarına ait yazılarını okudukça, ona gıpta ederek neden biz 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos, 29 Ekim ve 10 Kasım gibi kendi özel günlerimize gereken ilgiyi göstermiyoruz diye hayıflanırım. 

Tudora Hanımdan da cesaret alarak 10 Kasım’da Atatürk’ü tekrar anmak için okuyucularımızın mutlaka tanımış oldukları bir yazıyı burada paylasmak istiyorum. Mesajın sahibi bir ortaokul ögrencisi olduğunu okumuştum. Türkiye`deki gelişmelerden etkilenmiş olacak ki, aşağıdaki yazıyı kaleme alıp, okulunun duvar gazetesinde yayımlatmış. Bu minik kardesimizin ismini bilmiyorum, hangi ilde, ilçede veya köyde ikamet eder, o da bilinmemekte. Ancak her kimse, o tertemiz duygularını kağıda dökmüş olan ortaokul ögrencisine binlerce kez teşekkür ederek ve onun izni ile yazısını buraya olduğu gibi alıyorum.

“Bu ülkede yasayan her insanın bagımsızlığını ve
demokrasisini borçlu
oldugu insan: ATATÜRK … Gençliginde kot pantolon
giyememiş…
Sevgilisinin elinden tutup hasılat rekorları kıran
bir sinema filmine
gidememiş… Padisah ona Trablusgarp Cephesi’nde görev
verdiginde, lüks uçak şirketinin, First Class”
koltugunda viskisini
yudumlayarak görev yerine gidememiş… Halkına
bağımsızlık fikrini
anlatabilmek için kortej eşliginde Mercedes’lerle
gezememis
Anadolu’yu…Kurtulus hareketini baslatmak için 19 Mayıs’ta Samsun’a ayak
basarken ayagında spor ayakkabısı ya da kovboy çizmesi
yokmuş… Kazandığı her savaştan sonra savaş sahasına fırlayıp moral veren
mini etekli ponpon kızlar da yokmuş… Tarih kitaplarına bakılırsa,
Yunanlıları İzmir’den
denize döktükten sonra timsah yürüyüşü de
yapmamışlar… Ülkesinde yapacağı
devrimleri, inkilaplari unutmamak için not alacağı
bir cep bilgisayari olmadığı gibi, kendisine suikast girişiminde
bulunacaklarını da cep
telefonundan ögrenememiş! Atatürk için üzülüyorum.
Dağ gibi adam, bir radyo
programına faks çekemeden, İsmet Pasa için Safiye
Ayla’dan bir istek
parçası isteyemeden gitti. Lozan Zaferi’nden sonra
veya Cumhuriyet’in
ilanından sonra arabaya atlayıp sabahlara kadar
korna çalıp, elinde
bayraklarla sokaklarda tur atamadı. Evinin balkonuna
çikip, bir sarjör
mermiyi havaya sıkamadı. Atatürk’e
aciyorum. Sen kalk, dört kadinla evlenebilecegin
bir dönemde dünyaya gel,
sonra değerini bilmeyip tek kadınla evlilik
sistemini getir. Aaaah ah…
Çılğın diskolara gitmek, sabahlara kadar içip içip
dans etmek, babasının
mercedesini alıp şöyle bir Emirgan turu çekmek
dururken… Bunları yapmadı
Atatürk… Keyif çatmadı…Tüm hayatını ülkesinin kurtuluşuna ve
uygarlaşmasına harcadı…
İŞTE ONUN İÇİN BÜYÜK ADAMDI.

O büyük adamı On Kasim`da bir daha anıyor, anıları önünde saygıyla eğiliyorum.

1597130cookie-checkAVUSTURYA’DAN… İşte onun için büyük adamdı’

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

18 − 17 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.