Basın ve meslek örgütlerinden çağrı : Ses çıkarmadıkça şiddet artıyor

Gazeteci Bülent Kılıç’ın uğradığı şiddet bir ilk değil . Gazeteciler son dönemde artan bir şiddet ile karşı karşıya. Meslek örgütleri ses çıkmadıkça polis şiddetinin arttığına dikkat çekiyor

AFP Muhabiri Bülent Kılıç, Mis Sokak’ta gözaltına alındı. Kılıç, boğazına basılınca, ‘Nefes alamıyorum’ dedi

Onur Haftası Yürüyüşü’nü izlerken, boğazına bastırılarak gözaltına alınan AFP Foto Muhabiri Kılıç “Metin Göktepe’yi öldüren kötülük bugün beni nefessiz bırakmak istedi ama başaramadılar” dedi. Polisin uyguladığı şiddet basın örgütlerinin tepkisini çekti. Yaşanılan bu durumun cezasız kalmamasını isteyen meslek örgütleri, özellikle Emniyet Müdürlüğünün yayımladığı ‘Görüntü alınamaz’ genelgesine atıf yaparak, bu genelge ile şiddetin dozunun arttığını söylediler.

İstanbul’da cumartesi günü düzenlenmek istenen LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’ne polis sert bir biçimde müdahale etti. Sadece eyleme katılmak isteyenler değil civar kafelerde oturanlar ya da balkonlardan polise tepki gösterenler de polisin şiddetine uğradı çok sayıda kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanları görüntülemek isteyen, haber yapmak isteyen gazeteciler de engellenmek istendi. Bir çok gazeteciye basın kartı soruldu ve gazeteciler polis tarafından tartaklandı.

‘NEFES ALAMIYORUM’

Ancak, yürüyüşü görüntüleyen Fransız haber ajansı AFP’nin Foto Muhabiri Bülent Kılıç polisin adeta özel muamelesine maruz kaldı. Kılıç, polis tarafından boğazına bastırılarak ve hareketsiz bırakılarak gözaltına alındı. Kılıç’ın gözaltına alınış biçimi ABD’de Geoge Floyd’un polis tarafından katlediliş biçimini anımsatırken Floyd’un ölmek üzereyken kullandığı ‘Nefes alamıyorum’ sözü Sosyal medyada Kılıç için de kullanıldı. Binlerce kişi ‘Nefes alamıyorum’ diyerek Kılıç ile dayanışma gösterdi.

Kılıç ise gözaltından bırakıldıktan sonra “Canıma kastedilmeye çalışıldı” derken konunun mahkemeye taşınacağını söyledi. Kılıç’ın Twitter’dan gösterdiği tepki şöyle:

Canıma kastedilmeye çalışıldı, nefesim kesilmek istendi, bana bunu yapandan, Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları, her ne ise, bu dünyada hangi mahkemeyse hesap soracağım, yaşadığım sürece bunun mahkemede hesabı verilecek. Ulu Divana kalmayacak.#NefesAlamıyorum #Pride2021

Metin Göktepe’yi Eyüp Spor Salonu’nda öldüren kötülük bugün boynuma bastırıp beni nefessiz bırakmak istedi ama başaramadılar. Sağolsun halk gazetecisine sahip çıktı. Tüm dostlar seferber oldu. Kolay değil öyle. Daha işimiz var. #NefesAlamıyorum #Pride2021

Bütün gazetecilik meslek örgütlerine çagrı yapıyorum, ortada bir can güvenliği sorunu var maalesef, ortak bir tavır alınmalı.

Basın ve meslek örgütlerinden de Bülent Kılıç’ın şiddete uğradığı görüntülere tepki geldi. Gazeteci meslek örgütleri şiddetin Emniyet Genel Müdürlüğünün yayımladığı genelgenin ardından arttığına dikkat çekerek polislerin ceza almasını istedi. Gazetemize konuşan meslek örgütleri temsilcileri, hem mesleğin hem de toplumun nefes alabilmesi için yüksek sesle taleplerin dile getirilmesi gerektiğini söyledi.

SESSİZ KALINDIĞI ZAMAN SALDIRILARIN DAHA DA ARTTIĞINI GÖRÜYORUZ

Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş: Emniyet Genel Müdürlüğünün toplumsal olaylarda görüntü alınmasının engellenmesine yönelik genelgesinin ardından gazetecilere yönelik polis şiddetinin daha da arttığını görüyoruz. Gazeteciye, eylemci olmayan vatandaşlara dahi düşmanca bir bakış olduğunu görüyoruz. Dünkü eylem görüntülerinde de gördük ki şiddete bir de küfürler, hakaretler eklenmiş. İçişleri bakanlığı vatandaşa küfürler yağdıran polisler hakkında işlem yapacak mı önümüzdeki günlerde göreceğiz. Sessiz kalındığı zaman saldırıların daha da arttığını görüyoruz.

Bülent Kılınç’a yapılan müdahalede de bunu görüyoruz. Cebinden basın kartını çıkartıp göstermesine dahi izin verilmeden yere yatırılıp, boğazına basılması, kamerasının kırılması, ters kelepçe yapılması asla kabul edilemez. Arkadaşımız o polisler hakkında suç duyurusunda bulundu, biz de sendika olarak suç duyurusunda bulunacağız. Bu kadar baskı ortamının içerisinde elbette gazetecilere büyük görev düşüyor. Hem mesleğin hem de toplumun nefes alabilmesi için gerçekleri su yüzüne çıkartacağız. Mesleğimize yönelik baskılara karşı basın özgürlüğü talebimizi daha yüksek sesle haykıracağız.

POLİS ZORBALIĞI İŞKENCEYE DÖNÜŞTÜ

RSF Türkiye Temsilcisi ve Bianet Medya Özgürlüğü Raportörü Erol Önderoğlu: Türkiye’de son beş yılda medya temsilcilerine yönelik gözlenen polis zorbalığı İstanbul Taksim’de görev yapan AFP Muhabiri Bülent Kılıç ve diğer gazetecilere karşı bir işkenceye dönüştü. Bu bir işkencedir. RSF olarak, Kılıç’ın şeklen gözaltına alınmasına karşın resmi olarak prosedürden uzak muamele gördüğü, savcılık ve karakol görevlilerinin sorumlu Kılıç’ın boğazına basarak soluksuz bırakan polise darp ve cinayete teşebbüsten işlem yapmaya yanaşmadığı, kırılan fotoğraf makinesinin tamire götürülüp gazeteciye bunu tescil eden belge vermeye yanaşılmadığı, polis yeterince korunamayınca bu kez kavga havasına sokmak için gazeteciye de ‘polise mukavemet’ işlemi yapıldığına acı şekilde tanık olduk. Bu cezasızlıktır ki Anayasa Mahkemesinde Erdal İmrek ve Beyza Kural başvurularında devletin mahkumiyetine neden oldu. Süleyman Soylu’nun İçişleri Bakanlığı dönemi, sadece habercilere yönelik polis şiddetinde cezasızlığın kol gezdiği değil,  medya temsilcilerine yönelik güvenlik kuvvetleri kaynaklı müdahalelerde de tam bir cezasızlık güvencesi içerisinde hareket edildiği izlenimini güçlendiren bir dönem oldu. Gazetecilerin, tıpkı polis ve yargıç gibi, kamu görevini en güvenli şartlarda yapabilmeleri için ve devletin hukuk içerisinde kalmasını gözetmede, meslektaşlarımızla tam dayanışma içerisinde kalmaya devam edeceğiz.

‘NEFES ALAMAMA’ MESELESİ TÜM TOPLUMU İLGİLENDİRİYOR

DİSK/Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren: Bülent’e yönelik müdahalenin özellikle yapıldığını düşünüyorum. Boğaziçi protestolarında çektiği fotoğraflardan hatırlarsınız, benzer bir polis zulmünü fotoğraflamıştı. Aynı şeyi Bülent’e yaptılar. Bunun özellikle yapıldığını düşünüyorum. Boğaziçi protestolarında çekilen fotoğrafların bu şekilde hesabının sorulduğunu düşünüyorum.

‘Nefes alamama’ meselesinin tüm toplumu ilgilendirdiğini düşünüyorum. Tek başına basın meslek örgütlerinin meselesi değil. Basın meslek örgütleri üzerine düşeni yapıyor. Nefes alan bir toplumu, toplum kendisi yaratabilir. Nefes alamamak sadece gazetecilerin yaşadığı bir sorun değil. Gazeteciler bedel ödeyerek haber yapıyor; gerçekleri kamuoyuna ulaştırmaya çalışıyor. Sonuçta bu bir demokrasi sorunu. Demokrasiye tüm toplumun ihtiyacı var. Gazetecilerin üzerine gereğinden fazla bir yük yükleniyor. Gazeteci haberini yapar ki bugün haber yapıyor, yargılanıyor, tutuklanıyor; fotoğraf çekiyor boğazına çökülüyor. EVRENSEL / Fotoğraf: Hacı Bişkin

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

18 + 18 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.