Dibe vuran tarım sektörü için seferberlik çağrısı

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Tarımla ilgili meslek odaları, sendikalar, üretici ve tüketici örgütleri ile kooperatifler bir araya gelerek Tarım Platformu’nu kurdu. Platformun yaptığı açıklamada, tarımda neoliberal politikaların terk edilerek kamucu uygulamalara geçilmesi istendi…
Bir zamanlar tarımsal üretimde kendi kendine yeten dünyanın sayılı ülkelerinden biri olmakla övünen Türkiye yıllardır uygulanan hatalı tarım politikaları sonucu birçok stratejik üründe ithalata bağımlı hale getirildi. Pandemi süreci, döviz artışı ve tarımsal girdileri etkileyen zamlara bir de Rusya-Ukrayna savaşının yarattığı sorunlar eklenince gıda konusunda tehlike çanları çalmaya başladı. Kan kaybeden tarım sektörünün ayağa kaldırılması alanı serbest piyasanın insafına bırakan için neoliberal politikaların terk edilerek kamucu uygulamalara geçilmesi gerektiğini savunan meslek odaları, üretici birlikleri ve sendikalar ‘Tarım Platformu’ çatısı altında bir araya gelerek ortak bir açıklama yayımladı. Tarımda yaşanan sorunların çözümü için ortak mücadele etme kararı alan 20 kuruluşun oluşturduğu Tarım Platformu’nun açıklamasında, Tarımsal kamu yönetimi güçlendirilmeli, Tarım Bakanlığı yeniden yapılandırılmalı, liyakatlı kadrolar yönetime gelmelidir” çağrısında bulunuldu.
Tarım ve gıda sektöründe yaşanan sorunların çözülebilmesi ve doğa korumaya yönelik çalışmalar yürüten meslek odaları, sendikalar, dernekler ve kooperatifler ‘Tarım Platformu’ çatısı altında bir araya gelerek sektördeki sorunların çözümü için ortak hareket etme kararı aldı. Platformun kuruluş amaçlarını açıklamak ve sektörde yaşanan sorunların çözüm yollarına işaret etmek amacıyla ZMO genel merkezinde ortak bir basın toplantısı düzenlendi.

TARIMSAL KİT’LER ÖZELLEŞTİRİLDİ, DIŞA BAĞIMLILIK ARTTI

Burada yapılan basın açıklamasında, Türkiye’de 1980’li yıllarda uygulanmaya başlanan ve günümüzde halen sürdürülen neoliberal tarım politikalarının sonucu piyasayı düzenleyen tarımsal KİT’lerin özelleştirildiğine işaret edilerek, “kamu kurumları işlevsizleştirildi, üretici kooperatifleri güçsüzleştirildi, tarımsal destekler azaltıldı, küçük üreticiler büyük şirketler karşısında korumasız bırakıldı, girdilerde ve ürünlerde dışarıya bağımlılık arttı, alan tümüyle kâr mantığıyla çalışan özel sektörün insafına terk edildi, üreticiler ve tüketiciler sürekli kaybeden taraf oldu” denildi.

KRONİKLEŞEN GIDA ENFLASYONU YETERLİ GIDAYA ULAŞIMI ENGELLEDİ

2020 yılından bu yana içinde bulunulan pandemi döneminin yarattığı olumsuz koşullara dikkat çekilen açıklamada, şöyle denildi: “2021 yılında yaşanan ciddi kuraklık, ülkemizde derinleşerek yaşanan ekonomik kriz ve 2022 yılındaki döviz kuru baskısı, Rusya-Ukrayna savaşının ülkemize etkileri, yapısal ve altyapısal sorunları çözülemeyen tarım sektörümüzü çok boyutlu yeni ve ciddi bir kriz ortamına sürükledi. Bu süreçte üretim ekonomisi yerine rant ve faiz ekonomisinde ısrar edilmesi, girdi ve ürünlerde dışa bağımlılığın kesintisiz sürdürülmesi sonucu üreticinin alandan çekilmesi hızlanırken sektör dışı piyasa aktörleri sektörü daha fazla etkiler hale geldi, kronikleşen gıda enflasyonu tüketicinin yeterli gıdaya ulaşmasını engelledi.

OLAĞANÜSTÜ KOŞULLARDA BİLE TARIMI KORUYACAK POLİTİKA YOK

Tarım, doğa koşullarına bağlı, mutlaka korunması gereken ve uzun vadeli planlanması gereken bir sektördür. Tüm dünyada özellikle küresel salgının ilk çıktığı günlerden bugüne kadar geçen sürede tarımın ve gıdanın yaşamsal önemi herkes tarafından kabul edilirken, tarım ve gıda sektörü ‘milli güvenlik sorunu’ olarak görülmüş, gelişmiş ülkeler dâhil ek ekonomik tarımsal destek paketleri ile korumacı politikalar uygulamaya konularak sektörün tümüyle serbest piyasaya bırakılamayacak kadar önemli ve stratejik bir sektör olduğu anlaşılmıştır. Ülkemizde ise; olağanüstü koşullarda bile somut korumacı politikaların yaşama geçirilmemesi, yerli üretimi ve üreticiyi koruyucu somut desteklerin gündeme gelmemesi, üreticilerimiz ve tüketicilerimiz boyutunda yaşanan sorunların giderek artması sonucunu doğurmuştur.

DOĞAYI YOK EDENLERE KARŞI SOMUT YAPTIRIMLAR UYGULANMALI

Tarım politikasında emek aleyhine sermaye lehine yapılan her düzenleme; yetersiz ve dengesiz beslenmeden yüksek gıda enflasyonuna, çarpık kentleşmeden çevre felaketlerine, toplumsal tahribattan kültürel yozlaşmaya kadar çok çeşitli alanlarda sorunlara neden olmaktadır. Küresel iklim değişikliği somut bir gerçekliktir. Ancak ranta dayalı ve sermaye çıkarı öncelikli uygulamalar yüzünden yaşanan iklime dayalı doğal afet ve felaketlerin sorumluluğunu ‘iklim değişikliği’ kavramına yüklemek haksızlıktır. Yapılması gereken doğal dengemizi bozan, başta su ve toprak olmak üzere doğal kaynaklarımızı yok eden ve kirletenlere karşı somut yaptırımların ayrımsız derhal uygulanmasıdır.

SADECE BAKANLIKLARIN DEĞİL, HER KESİMİN GÖRÜŞÜ ALINMALI

Çok sayıda değişkeni ve bileşeni bünyesinde barındıran, sadece ekonomik değil toplumsal ve ekolojik bir üretim alanı olan tarıma yönelik politika belirlemede sadece ilgili Bakanlıkların değil, neredeyse toplumun her kesiminin görüş ve önerileri dikkate alınmak zorundadır. Bu nedenle politika belirlemede; meslek odaları, sendikalar, kooperatifler, üretici dernekleri, yerel kuruluşlar, ekoloji kuruluşları ve tüketici kuruluşları daha etkin rol alabilmeli ve tepeden değil doğrudan aktörlerin belirleyici olduğu aşağıdan yukarıya bir politika belirleme yöntemi ve süreci izlenmelidir.”

TARIMDA YAŞANAN KRİZDEN ÇIKIŞ YOLLARI İÇİN ÖNERİLER

“Bizler; tarım, gıda, hayvancılık, orman ve çevre alanında faaliyet yürüten meslek ve emek örgütleri, demokratik kitle örgütleri, tüketici örgütleri olarak ülkemizin tarım politikalarının hayati önem arz ettiğini, tarım ve gıda sektörlerinin kamu yararını ve toplum çıkarını esas alarak ekolojiye duyarlı ve halkın refahına dayalı olması gerektiği düşüncesiyle ‘Tarım Platformu’ oluşturmuş bulunmaktayız” ifadelerine yer verilen basın açıklamasında, sektördeki sorunların çözümüne ilişkin şu önerilerde bulunuldu:

-Tarımda ve gıdada yaşadığımız ciddi sorunların çözümü için, alanı serbest piyasanın insafına bırakan mevcut Neoliberal Tarım Politikaları terk edilerek, ivedilikle Kamucu Tarım Politikaları gündeme gelmelidir.

 -Anayasanın 166. maddesi gereği tarım sektöründe planlı kalkınma gündeme gelmeli; arazi kullanım planlaması, tarımsal üretim planlaması, sulama planlaması, eğitim-istihdam-yatırım planlaması ivedilikle yaşama geçirilmelidir.

 -Sağlıklı planlamalar için güncel ve doğru tarımsal veriler hazırlanarak kamuoyu ile sürekli paylaşılmalıdır.

 -Tarımsal kamu yönetimi güçlendirilmeli, Tarım Bakanlığı yeniden yapılandırılmalı, liyakatlı kadrolar yönetime gelmelidir.

 -Tarım alanları, çayır ve meralar, zeytinlikler ve diğer dikili alanlar koşulsuz korunmalı, rant amaçlı mevzuat düzenlemelerine izin verilmemeli, üretim alanlarımız amacı dışında kullanılmamalıdır.

 -Ormanlarımız, zeytinliklerimiz enerji ve madencilik yatırımları ile yok edilmemelidir.

 -Girdi ve ürünlerde dışa bağımlı politikalardan vazgeçilmeli, ar-ge çalışmalarına daha fazla pay ayrılarak girdilerde, tarımsal üretim planlaması ile temel ürünlerde kendimize yeterli duruma gelinmelidir.

 -Tarımsal destekler yeterli olmalı ve yılı içinde ödenmeli, tarımsal girdi maliyetleri somut olarak düşürülmeli, tarımsal kredi ihtiyaçları çiftçi lehine düzenlenmeli, bitkisel ve hayvansal üretimde öngörülebilirlik sağlanarak üretimde devamlılık ortamı oluşturulmalıdır.

 -Yem-süt-et bütününde hayvancılığımız geliştirilmeli ve yerli üretim artırılmalıdır.

 -Denizlerimiz ve iç sularımız kirletilmemeli, balık çiftlikleri yeniden değerlendirilmeli, su ürünleri üretimi ve balıkçılık geliştirilmelidir.

 -Tarımsal KİT’ler yeniden açılarak kamunun piyasayı etkin düzenlemesi sağlanmalıdır.

 -Eğitim-istihdam planlaması yapılarak, tarım meslek liseleri yeniden açılmalı, yüksek öğrenimde nicelik ve nitelik sorunu çözülmeli, kamuda yeterli atama yapılmalı, özel sektörde çalışan üyelerimizin çalışma koşulları ve ücretleri iyileştirilmelidir.

 Üretim, işleme, pazarlama aşamalarında demokratik kooperatifçilik desteklenmelidir.

 -Küçük aile işletmeleri desteklenmeli, yerelde üretim özendirilmelidir.

 -Geçimlik tarım üretimi yapan çiftçi ailelerinin ödenemez hale gelen borçları silinmelidir.

 Tarımda emek sömürüsü önlenmeli, mevsimlik işçilerin sorunları çözülmeli, kadın ve çocuk emeği istismarı önlenmeli, üreten emek hakkını almalıdır.

 -Gıda güvenliği ve gıda güvencesini de kapsayan gıda egemenliğine dayalı bir tarım modeline geçilmelidir.

 -Gıda tedarik zinciri demokratik kooperatifler temelinde kısaltılarak tüketiciler yeterli, sağlıklı ve ucuz gıdaya sürekli erişebilmelidir.

 -İklim değişikliğinin kısa ve uzun vadeli senaryoları dikkate alınarak su kaynaklarına yönelik uzun vadeli planlamalar ile gerekli önlemler somut olarak zamanında uygulanmalıdır.

 -Temiz havanın en önemli kaynağı ve su havzalarını besleyen doğal ve en temiz ortamlar olan biyolojik varlığımız ormanlarımız koşulsuz korunmalı ve ekoloji bütününde orman alanları artırılmalıdır.

 -Biyoçeşitliliğimizi ve gen kaynaklarımızı koruyan politikalar yaşama geçirilmelidir.

 TARIM PLATFORMU BİLEŞENLERİ

Tarımda yaşanan sorunların çözümü için toplumsal ve hukuksal alanda ortak mücadele kararlılığını paylaşan Tarım Platformu bileşenleri şöyle sıralanıyor:

DİSK Türkiye Gıda Sanayii İşçileri Sendikası (GIDA-İŞ)

KESK Tarım ve Ormancılık Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikası (TARIMORKAM-SEN)

Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği (SÜR-KOOP)

Tarım ve Gıda Etiği Derneği (TARGET)

Tarımsal Gelişme Eğitim ve Sosyal Dayanışma Vakfı (TARGEV)

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası

TMMOB Kimya Mühendisleri Odası

TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası

Tüketici Hakları Derneği (THD)

Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF)

Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER)

Tüm Üretici Köylü Sendikası (TÜM KÖY SEN)

Türkiye Biyologlar Derneği (TBD)

Türkiye Hayvancılık Kooperatifleri Merkez Birliği (HAYKOOP)

Türkiye Ormancılar Derneği (TOD)

Türkiye Sulama Kooperatifleri Merkez Birliği (TÜS-KOOPBİR)

Türkiye Ziraatçılar Derneği (TZD)

Veteriner Hekimler Derneği (VHD)

 

2596680cookie-checkDibe vuran tarım sektörü için seferberlik çağrısı
Önceki haberZelenskiy: Türkiye’nin tahliye planı Putin’e bağlı
Sonraki haberYarın için şiddetli yağış ve dolu uyarısı
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eight − 4 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.