FRANSA’DAN… Paris kekeliyor yeniden

Salı.15 Nisan 2008.Paris.Hava serin ama güneşli ve  güzel.Güneş zaman zaman baharın içinde olduğumuzu duyumsatıyor. Ama çok yukarılardan geçen ve zaman zaman maalesef güneşi perdeleyen  bulutlar araya giriyorlar ve « Biz de burdayız ! Biz de burdayız ! » sesleri arasında bastırıyorlar :Hava serinliyor o zaman. 

Şimdi işte gösteri yapmak ve yürümek anıdır.

Place de la Republique (Cumhuriyet meydanı) ana-baba günü. Ne kadar çok çocuk ne kadar çok genç var bugün buralarda. Evet anlaşıldı « Bugün okul yok ! » Doğal : Tam beş haftadır Paris’in kenarına atılmış, Paris merkezinden uzaklaştırılmış « lanetliler », en kötü öğretmenlerin gönderildiği ortaokul ve liselerinde önümüzdeki ders yılı başında öğretmen sayısının azaltılacağını öğrendiklerinden bu yana eylemdeler. Öğrenciler ve öğretmenler : Hep birlikte. Milli Eğitim Bakanı Xavier Darcos AB kriterleri sonucu bütçe açığını % 3’ten aşağıya çekmesi için uyarılan hükümetinin en uslu öğrencisi olarak eğitimden başladı işe.

Hesabı kolay : Önümüzdeki aylarda emekliye ayrılacak öğretmenlerin ve teknik elamanların yerine yeni öğretmen ve yeni eleman alınmayacak. Yani ne oluyor ? Yanisi çok kolay : Önümüzdeki ders yılı başında orta öğrenimdeki öğretmen sayısı onbirbinikiyüz daha az olacak. Bakan için mesele böylece çözülmüş oluyor : Böylece tasarruf yapılacak. Ve aynı zamanda memur sayısı da azaltılmaya başlanmış olacak. Ama işin garip tarafı bu azaltmanın bilhassa banliyölerdeki ortaokul ve liselere rastlaması.

Beş öğretmen gidince onların dersleri kalanlar arasında fazla mesai ve ek ders hesabıyla paylaştırılacak. Hükümete bakarsak böylece « Fazla mesai yapan öğretmenler daha çok maaş alacak, daha çok para kazanacak. » Zaten amaç ta bu değil mi ?: Satınalma güçününün artırılması.

Kolaycılık bu öğretmenlere ve öğrencilere bakarsak. Çünkü her öğretmen her dersi veremeyeceği gibi her öğretmen de fazla  çalışıp zaten epey yüklü olan  haftalık çalışma saatlerini ve elbette imtihan kağıtlarını okuma ve benzeri binbir ek işi daha alabildiğine artıramaz. Satınalma güçüne gelince güldürmeyin insanı :Fiyatların koşturmacasına maaşlar zor yetişir. Dahası giden öğretmenlerin yerleri doldurulmayınca  derslikler ağzına kadar  doldurulacak : O zaman zaten 25-30 öğrenci ile dolu sınıflar artık ders yapılamaz hale gelecek. Siz bilmem hiç rastladınz mı heyecanlı bir dersliğe : Her kafadan bir sesin çıktığı ve öğretmenin sesinin ikinci sıradan sonra duyulmadığı derslikleri hiç gördünüz mü…

FRANSA’DA HİÇ BİR BAKAN ÖĞRENİM VE ĞİTİM ALANLARINDA REFORM YAPAMADI. Bu gerçeği bile bile ve her yönden saldırıya ugradığını sanan orta ve az gelirlilerin bir de çocuklarının geleceğinin ipotek altına alınıyor olması liselerin işgal edilmelerine,  gösteri ve yürüyüşlerle  bakanın ve hükümetin protestosuna yol açtı : Beş haftadan bu yana.Ve bu süre içinde beş kez de hem Paris’te hem de birçok taşra kentinde « kitlesel gösteriler » yapıldı. Ama hiç biri bugünkü kadar kalabalık olmadı :
 Evet Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan ve La Nation (Ulus) Meydanı’na doğru yürüyüşe geçen öğrenci ve öğretmen sayısı düzenleyenlere göre 40-50 bin. Polis rakamları ise 25 bin. Bana kalırsa gerçek bu ik rakamın  ortasında, yani bizzat gözlerimle gördüm ve bizzat geçmiş deneyimlerin sayesinde hesabımı yaptım : Toplam 30 bin kadar genç var. Ama ne genç : Ortaokullulular, liseliler hatta ilkokul beşten dersleri asıp abla veya abileriyle gelen bebeler bile var.

Şimdilik ilk saptamamızı yapabiliriz : Milli Eğitim Bakanı ilk başarısını kazandı : Bir ailedeki değişik kuşakları biraraya toplayabilidi. Ve dahası öğretmenlerle öğrencileri de biraraya getirebildi : Aynı hedefe yürümek için : Ulus Meydanı’na.

Ama öyle her sokağa giremezsiniz : Sokak başları tutulmuş :Tepeden tırnağa silahlı polislerce : Dört veya beş polis biri veya ikisi kalkanlı. Hepsi çoplu. Ama saatlerce süren gösteri sırasında biri bile çopunu çıkarmadı. Yere düşen öğrenciler oldu. Hiçbir polis tekmelemedi.

Evet beşinci haftadaki altınci büyük gösteri ve yürüyüş pek şanlı : En öndeki polis otomobili yolları açıyor. Sürüçüyü süzüyorum : Elinde inanmayacaksınız Paris Rehberi sokaklarını isimlerini öğrenmeye çalışıyor. Oğlum dosdoğru gideceksin işte Nation Meydanı taaa dipte görmüyor musun ? Bu Paris böyledir işte :Parisli sivil polisler var. Taşradan otobüsler dolusu getirilen ve gösteri yürüyüş caddelerine paralel sokaklarda teyakuz halinde bekletilen  jandarmalar var (C-2 örneğin gözüme çarpıyor : Hani okullardaki C-2 değil bu. Compagnie -2 babam : İkinci Bölük komutanım !). CRS ‘ler var :Toplum Polisi adı takılanlar…Siviller bir alem : Tamam sivil giyinmişler. Ama bir gariplik var yine de : Pantolanları ütülü. Jeanleri bile ütülü. Giysileri tertemiz. Belli oluyorlar : Spor yapılarıyla. Yalnız hepsi böyle değil. Sakalı birkaç günlük olanlar da var. Biraz sinirli gençleri de…Hepsi sinek kaydı traş olacak değil ya…

Yürüyoruz.Place Leon Blum’e varıyoruz : Solda Blum’un heykelini görüyorum. Gerçek boy posundan biraz irice. Meydan levnahısa bir not düşülmüş : « Leon Blum, 1872-1950, homme politique et ecrivain ». Bu kadar. 1936’da Halkçı Cephe’nin Başbakanı.Fransa’daki Yahudu kökenli ilk Başbakan. Heykelinde başını sağa doğru çevirmiş. Haklı : Sağını iyi kolla demek istiyor mutlaka.

Çocuklar Blum’u bilmezler genellikle. Tarih ilk çağ gibi gelir tümüne yakınına. Hele 1930’lar…Ama örgütlü olanlar hariç :İşte gösterilerin başından beri örgütleyicisi UNL (Liseliler Ulusal Birliği)  ne yazıyor bandorulunda ve binbir bildirisinde : « UNL : La voix lyceenne » ( « liseli sesi ».  »Liseliliren Sesi » Türkçede daha güzel oluyor.)Sonra « Öncelik eğitime öğrenime ! »

« Lyceens SUD » : SUD isimli sendikanın gençlik ve öğrenci dalı. O takım da kalabalık…
 Öğrencilerin başka dernekleri daha var. Ama çoğu bağlı oldukları siyasi partilerin bayrakları altında yürümey tercih ediyor :İşte en başta CNT (Anarşistler) işte LCR (Devrimci Komünistler Birliği. Troçkistler), işte PCF (Fransız Komünist Partisi), işte MJS (Sosyalist Gençler Hareketi).

Öğretmenler daha disiplinli :Tümü  ilişkide bulundukları sendikalarla  yürüyorlar. Kimi kaldırımda tek başına veya bir meslektaşıyla veya eşiyle filan…

En çok ses getiren en çok yinelenen sloğan « RESİSTANCE » : AMA BUNU ÖYLE UZATARAK SÖYLÜYORLAR Kİ TÜRKÇELEŞTİRSEM ŞÖYLE BİR ŞEY ÇIKIYOR ORTAYA : Dİİİ-RE-niş ! Yine en çok kullanılan sözcükler arasında « colere /kızğınlık » ve « lutte/kavga » önde. Bakanı ve cumhurbaşkanını alaya alan,  zaman zaman küfürlü sloganlar da atılıyor.Yazmıyorum. Ayıp olacak…Hadi bir tanesini yazayım madem ısrar ediyorsunuz :


 « Darcos t’es foutu la jeunesse est dans la rue ! » Kibarca çevirisini aktarıyorum :
 « Darcos işin bitik çünkü gençlik sokakta »
 Aaa Voltaire Bulvarı’na varmışız bile. Voltaire (1694-1778) uzaklardan izliyor çocukları : Hınzırca tebessüm ediyor…Gençler çünkü bildiğiniz gibi değil : Genç bayan öğrencilerden başlayalım isterseniz : Çoğu çok güzel. Kimi biraz şişmanca. Obezite derdi buralarda da var. Ama bu eylemlilik herkese yarayacak vessalam. Yürüyelim arkadaşlar…Kızlarımızın bir kısmı çok şık : Sanki gösteriye değil diskoteğe gidiyorlar. İnanmayacaksınız ama bütün gösteri boyunca  o kilometreleri yüksek topuklarıyla yürüyen kahramanlar bile gördüm. Evladım bu da defile ama bu o defile değil. Bu başka bir defile diyemiyorum. Çocuklarımıza dokunmayalım…

Bu bayanların pek çoğu banliyölerinden belki ilk kez kopup geliyorlar Paris’lere. Bu giyim kuşam ondan olmalı.

Birara Tunus ve Cezayir kökenli gençler kaldırımda karşılaşıyorlar : Her takımdan onar kişi : Tunuslular darbuka  çalıyorlar Cezayirli güzeller göbek atıyorlar : Kaldırımda evet. Biraz ötede on kişilik bir grup kaldırıma yayılmış, içlekrinden en tombulolanı  çift kağıt sarıyor. Onlar da gösterideler.

Voltaire Bulvarı’nda 214 numarada inşaat var : Alttaki dükkan Mücevherci. Duvarına büyük bir bez parçasına yazmış :   «  Şantiye süresince dükkanımız açıktır. Her türlü altın satınalınır. » Ama bugün gösteri var diye kapalı.

Çocukların bir kısmı vurup kırıcı cinsinden : Nitekim daha yürüyüşün  en başında bir çafenin camdan kapısı darbelendi ama kırılmadı. Tüccar takımı da öğrendi artık : Kırılmaz camdan kapılar. Çocuklar biraz zorladılar kapıları. Ama gösterici büyükler gelip onlara böyle şey yapmayın dediler.Fakat  bu heyecanlı ve koşturan çocuklar gaza getirebelilirler her an. Bu tür gösteri ve yürüyüşlerde her zaman kırıcı vurucu takımı var : Niteakim birkaçı yine « Al Capone » rollerindeydiler : Yüzler maskeli gözlerde sert bakışlar : Aman anneciğim ( !)
 Voltaire Bulvarında Ulus Meydanı’na varmak üzereyken bir bank buldum güneşte.Amma yorulmuşum :Oturdum biraz. Notlar aldım. Tam kalkıyorum arkamda ne görsem : «Restaurant La Nouvelle Kuşadası ». Evet bir dönerci :Eskiden Fransa Kuşadası’na giderdi. Şimdi Kuşadası Fransa’ya ne Fransa’sı Paris’e geliyor. İşe bak sen !

Gösteri bitmek üzereyken çocukların bir kısmı ile polisler arasında taşlı ve göz yaşartıcı bombalı bir giriş yapıldı. Ama fazla uzun sürmedi. Ancak 17 Nisan perşembe günü  yinelenecek gösteride neler olabilir ? Şimdiden bilmek zor.

Aynı gün radyolar ve televizyon kanalları Fransa’da yılık enflasyon oranının % 3, 2  ve bunun çok üzücü olduğunu duyurdular. Şunu da eklediler elbette : Enflasyona bağlı olarak arttırılan AYLIK ENAZ ÜCRET / SMİC te 1.280 örodan 1.309 öroya yükseliyor. Vay anasını ! : O andan itibaren enaz ücretle çalışanlar kendi kendilerine sormaya başladılar : Yahu bu 29 öroluk artışı ne yapmalı ? Saklamalı mı ? Saklamayıp aşa mı katmalı ?
 Aynı saatlerde yeni bir haber daha düştü ajanslara : Petrolün varili 114 dolara teğet çizdi. Oluyor demek. ABD Irak’a saldıralı kaç yıl oldu babam ?

Evet, resmi rakamlara göre,  okullarda greve katılan öğretmenlerin oranı % 19 . Bakan ilkokullarda bile reform yapmayı düşünerek eğitim ve öğrenimi 1920’lerdeki sistemle buluşturmaya çabalıyor : Ezberçilik, itaat, ezilmek öğretmen otoritesi önünde  ve yerlerde sürünmek müdürlerin ayaklarının altında…Bir sloğan çok vurucuydu : « Ne tuez pas la maternelle ! » Evet « Anaokulunu öldürmeyiniz »…Çocuklarımızı perişan eden gelecek korkusu , işsizlik,  enaz ücretle çalışmak zorunda kalmak ama ev kirasını bile ödeyememek.

Ve buna benzer bitmez tükenmez dertler…

YANİ KARDEŞLERİM ÇALIŞIR OLUP AÇ KALMAK. ÇALIŞIR OLUP YOKSULLAŞMAK. YERSİZ YURTSUZ ORDUSUNUN olası ve gelecek ERLERİ 17 NİSAN 2008’DE YENİDEN SOKAKLARI FETHEDECEKLER. MİLLET MECLİSİ VE SENATOYU KİME BIRAKIYORUSUNUZ ÇOCUKLAR ? CUMHURBAŞKANINIZ KİM ÇOCUKLAR?

_________________

NOT: M. Şehmus Güzel söyleşisi…

Paris’ten yazarımız M. Şehmus Güzel, 25 Nisan Cuma günü Abidin Dino hakkında yaptığı çalışmaları Elele Derneği’nde anlatacak. Dino’nun orijinal desenlerinin de sergileneceği geceye Güzin Dino da katılacaktır… Fransa’daki okurlarımıza duyurulur. Gece ile ilgili davetiye bilgileri aşağıdadır…


a le plaisir de vous convier à une rencontre
avec
M. Şehmus GÜZEL
qui présentera et dédicacera
son ouvrage en trois volumes «Abidin Dino»
Tome I : 1913 – 1942
Tome II : 1942 – 1952
Tome III : 1952 – 1993

le vendredi 25 avril 2008
à 18h30

Quelques dessins originaux d’Abidin orneront
nos murs et la présence de Guzine Dino
enrichira cette soirée.

« Vous ne sonniez pas deux fois. Abidin vous ouvrait tout de
suite sa porte au son d’un « je viens, je viens ! ». Comme pour
vous signifier que vous étiez attendu. Dès le seuil, il accueillait
tout le monde, même ceux qu’il rencontrait pour la première
fois, comme des vieilles connaissances d’il y a 40 ans… Pour
instaurer l’égalité, pour faire que, de suite, la glace fonde
comme neige au soleil. Abidin était ainsi, un ami qui parlait au
coeur… » (M. Sehmus Güzel : extrait de la quatrième de
couverture)

ELELE – Migrations et Cultures de Turquie
8 rue Martel, 75010 Paris
Tél : 01 43 57 76 28 Métro : Château d’Eau

 

 


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.