Golü hakem atarsa…

Tutturmuşlar “maç devam ederken  kural değişir mi?” diye…
Tabii ki değişmez ve değişmemeli.
Ancak son gelişmelere bakınca ülkede işlerin hiç de iyi gitmediği, kuralların yanlış uygulandığı, hatta yok sayıldığı hissine kapılmamak mümkün değil.
Ne oldu bize?
Ne oldu da birden kaosun göbeğine yolculuğa çıktık aniden.
Neden sistem sık sık boşluğa düşüyor, ya da düşürülüyor.
Laiklik ve demokrasi neden yeteri kadar anlaşılamıyor.
İnsanımızın öncelikle hak ettiği şey neden demokrasi değil?
Neden sık sık elmalarla armutlar toplanıyor ve toplanmak isteniyor?
Sözü doğaldır ki Ak Parti’nin kapatılmasına getirmek istiyorum.
Bu parti kapatılamaz mı?
Kimse aksini iddia edemez.
Her parti kapatılır.
Ola ki anayasa ve yasalara aykırı eylem ve girişimde bulunmuşsa…
Anayasal sistemi değiştirmeye yeltenmişse…
Bir de eylem hazırlığı sırasında suçüstü yakayı ele vermişse.
Tabii terörü desteklemek ve onun sırtından ülkeyi bölme çabalarına güç vermişse.
Bal gibi kapatılır.
Böyle partiler zaten parti olmaktan çıkmış demektir.
Aslında böyle partilerin TBMM’ye üye göndermelerin önü sandık başında çözümlenmelidir.
Ama diyelim ki halkımız sandık başında yanlışlık yaptı ve seçti bu kez eylemlerine bakıp izlenmeli, yeterli kanıt toplanıp iç hukuk işletilerek önlem alınmalıdır.
Şu andaki durum kapatılmak istenen iki partiyle ilgili gelişmelere kilitlenmiştir.
İktidardaki Ak Parti ve PKK terörüne destek verdiği iddia edilen Demokratik Toplum Partisi.
Sistemden   çıkarın bu iki partiyi, halkın yüzde 50’den fazla oyu yok sayılmış hale gelir.
Eğer Güneydoğu Anadolu bölgesini baz alırsanız, halkın yüzde 93 oyu çöpe atılmış olur.
“Efendim, laiklik elden gideceğine, şeriatın ayak seslerini duyup hergece kabusla kıvranıp korkuyla kalkacağımıza kapatın gitsin” denebilir.
Laiklerin korkularını anlıyoruz da, bu partinin gerçekten şeriatı getirecek gücü, iktidarı ve amacı olduğunu, bu amaca yönelik açık ne net eylemleri bulunduğunu, mahkemelere intikal etmiş ve mahkum edilmiş birinin varlığı sabit mi?
Bilindiği kadarıyla hayır.
“Ama yargılayalım, basındaki iddialar yenilir yutulur cinsten değil.”diyenler çıkacaktır.
Lafın tam burasında “peki de hangi basın?” tartışmasını açmak yerinde olur ama yazıya sirke katmayalım.
Bence yargılama zamanlaması yanlış oldu.
Yani acele edildi gibi.
Birileri düğmeye erken bastı.
Ya da farkında olmadan biri düğmenin üstüne yanlışlıkla oturdu da denebilir.
Aslında yazıyı maç ve kural üzerine kurmak isterken nerelere geldim şimdi farkındayım.
Evet maç oynanırken kural değiştirilmez.
Bu doğru.
Üstelik kimilerine göre bu maç tek kale oynanıyorsa.
Hadi insafsızlık etmeyelim ve tek kale demeyelim de iki takım arasında oynanan normal maç olsun.
Ama gol elle atılmış deniyor…
Bana göre daha vahim bir eylem kuşkusu var.
Bu gol elle atılsa iyi.
Ama ya hakem golü atmak istiyorsa.
Eğer gerçekten golü hakem atmaya kalkışıyorsa bunda bir yanlışlık var demektir.
Ama golün iptal yolları hala tükenmiş değildir.
En azından iç hukuk açısından…
Dıştan gelen tepkiler umurumda değil.
Herkes kendi evinin içine baksın.
Benim ülkem herşeyden önde gelir.
Etkilenmeden..
Aklı selim ile..
Soğukkanlı bir şekilde ve hukuk işletilerek.
Hukukun üstünlüğünü göstererek…
Ve hiç  zaman kaybetmeden…
Anayasa Mahkemesi elini çabuk tutmalı…
Eğer bir kural hatası varsa, gole el değmesi bir yana “hakem tekmesi” karışmışsa gereğini yapmalı…

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.