Hüzzam makamında bir anma

Kimi kişiler var ki, yaptıkları ile hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olurlar. Onlar göçüp gidince kendimizi öksüz hissederiz.

Tabii bu kişilerin başında yakın ailemiz gelir. Geçenlerde tüm toplumun yaşamına dokunmuş, toplumun önemli bir değeri olmayı hak etmiş bir büyüğümüzü andık. Sevgili Hüseyin Kanatlı’yı aramızdan ayrılışının ikinci yılında sevgi, saygı ve özlemle andık. Değerli ses sanatçılarımızın seslendirdiği çok sevdiği hüzzam ve nihavent ve diğer makamlardaki şarkılarla, şair dostu Kemal Uzunların şiirleri ile, sevdiklerinin onunla geçen anıları ile andık Hüseyin abimizi.

Hüseyin Kanatlı Kıbrıs sevgisiyle yoğrulmuş, hizmet anlayışını en yüce bir şekilde uygulamaya koymayı bilen bir değerimizdi. Maalesef onu 3 Mart 2020 tarihinde kaybettik. 89 yaşında idi.

Bu eşsiz insanın 2014 yılında anı kitabının ilk cildi olan “Uçan Yıllar, 1931 – 1959 1. Cilt” kitabı yayınlanmıştı. Anılarını 3 cilt olarak yazıp yayınlamayı planlıyordu. Ömrü yetmedi.

Hüseyin bey kitabı için şöyle diyor: “Biyografiden çok Kıbrıs’la ilgili konuları içeren, ‘sosyal tarih’ olarak adlandırabileceğim kitabımda, o eski yıllara ışık tutabileceğime inandığım, yaşanmış ve çarpıcı olaylara yer vermeye çalıştım”. 

Kitapta üstadın ailesi, çok sevdiği doğduğu kasaba Baf, öğrencilik yılları, öğretmenlik yılları üzerine ilginç bilgiler öğrendim. Dediği gibi sadece şahsına ait değil, Kıbrıs tarihine ait önemli bilgiler içeriyor bu ilk cilt. 

Büyük bir zevkle okudum ve gerçekten Kıbrıs tarihi ile ilgili okulda öğrenmediğim çok şeyler öğrendim bu kitaptan. Bir kez daha resmi tarihin değil, gerçek tarihin önemini kavradım değerli üstadın kitabı sayesinde.

İkinci ciltte basın-yayın hayatından bahsedeceğini yazmıştı kitabın arka kapağında. Çok değerli bilgiler içerecekti ömrü yetip de yazabilseydi ikinci, üçüncü cildi de. Buna şüphe yok. Eminim en büyük keşkeleri arasında idi görev olarak addettiği bu işi tamamlayamaması. Hem onun hem tüm Kıbrıslı Türklerin.

Nezire Gürkan’ın kendisiyle yaptığı röportajda mesleğine olan tutkusunu, “Mikrofon başında ölmek istiyorum. Bu iş tutku işi, aşk işi… Ben bu işe aşığım” diyerek ifade etmesi hala kulaklarımda. 

Ne mutlu bana ki bu muhteşem insan ile vefatından birkaç yıl önce tanışıp sohbet etme olanağı buldum. Çok değerli şair Dostum Kemal Uzunlar sayesinde. Ona abi diye hitap ederek sık sık görüntülü, neşeli sohbetler yaptık. Hüseyin abi, Kemal ve ben. 

Kendisi için düzenlenen vefa gecesi için Londra’ya geldiğinde yüz yüze buluşup sohbet etme şansını yakaladım onunla.  

Köşe yazılarım, televizyon programlarım için daima yorum yapar, yol gösterir, beni teşvik ederdi. O kendine has kibar, incitmekten korkan saygıdeğer uslübü ile. 

Çok değerli kişiler için “efsane”, “çınar” gibi sıfatlar kullanılır. Hüseyin Kanatlı’yı tanıyanlar için çok kısır kalır bu sıfatlar. Onun gibi insanların laik olduğu sıfatlar henüz sözlüklerde bulunmuyor. 

Ne mutlu bize ki uzaklarda yaşasak da bu değerlerimize olan toplumsal vefa borcumuzu yerine getirmeyi düşünebilen bir toplumuz. Geceye katılan kızları Özen ve Pembe hanımlarla ve diğer aile fertleri ile tanışmak çok güzeldi. Onlarla birlikte bizler de nerede yaşarsak yaşalım bu değerli insanın anısını mutlaka yaşatacağız. 

Kulaklarımızda “Unutturamaz seni hiç bir şey, unutulsam da ben/ Her yerde sen her şeyde sen/ Bilmem ki nasıl söylesem/” şarkısının onu çok güzel anlatan sözleri çınlayarak nemli gözlerle geceden ayrıldık. Sahne arkasındaki perdede üstadın bir söyleşi yaparkanki görüntüsü devam ediyordu.

Geceye katkıda bulunan herkese, özellikle geceyi düzenleyen Cyprus House Ehl-i Keyf restoranının sahibi, üstadın sevgili dostu İbrahim Üç Fırtına’ya çok teşekkürler.  

 

  

 

 

 

2596290cookie-checkHüzzam makamında bir anma

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

19 − 4 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.