İKİ FİLM BİRDEN: TURİST ÖMER + BEN-HUR

SEDAT YILDIRIM SARICI – Toplumları masallar, mısralar, fıkralar bir arada tutar. Nasrettin Hoca tebessümümüz, Yunus ruhumuz, Veysel sadık yarimizdir. Bizi biz yapan dervişlerimizdir, hikayeleridir.

Kaynanalar” ya da “Hababam Sınıfı” bu “millettin çimentosu”ydu. Şener Şen mayamız, hamurumuzdur.

Bazen koca bir kitabın anlatamadığını iki mısrayla özetleyenler ya da düzinelerce belgeselin yaratamadığı etkiyi tek bir fotoğraf karesiyle yakalayabilenler olabiliyor. Sanatçının rolü böyle bir şey.

TURİST ÖMER UZAY YOLUNDA

Sadri Alışık’ın “Turist Ömer Uzay Yolunda” (1973) filmini bu gece izledim. Daha önce hiç izlememiştim. Aileden biri gördüğümüz Mister Spack (Mr. Spock- Ömer’in deyişiyle; Kabakulak) filan derken “tam kadro” bir Uzay Yolu macerasıyla karşılaştım. Sadri Alışık’a hürmetini açıkça beyan eden usta mizahçımız Cem Yılmaz’ın filmi G.O.R.A.  gibi günümüz teknolojisi ve komedisine yaraşan (bazen aşan) bir titizlik söz konusu değil ama işin içinde Sadri Alışık olunca her film bize güzel gelir.

Sadri Alışık yerli Mr. Spock ile

Turist Ömer Uzay Yolunda 7:03 ve  1:03:10 dakikalarında Pink Floyd’un “Echoes” parçasından bölümler eklenmiş. Biliyorsunuz “Echoes” çok daha önce ünlü yönetmen Stanley Kubrick’in bilim kurgu filmi  “2001: A Space Odyssey”de de kullanılmıştı (1968). Yaratıcılık ve görev paylaşımıyla Pink Floyd’un en demokratik albümü kabul edilen Meddle’de yer alan eser, 23 dakikalık uzunluğuyla rock tarihininin benzersiz çalışmalarındandır. Bu albümden sonra topluluğun bas gitaristi Roger Waters besteciliği ve filozofluğuyla ağırlığını hissettirmişti.

Ben asıl Sadri Alışık’ın bir reklam videosunu arıyordum, onu bulamadığıma üzülüyorum. Şimdi anlatınca çoğunuz hatırlayacaksınız.

Mahalleli kahvehanede oturmuş tavla, pişpirik oynamaktadır. Sadri Alışık kabadayı havalarla kapıdan içeri girer. Narasını atar; “Heeeyt ulan, var mı bana yan bakan”.  Kısa bir sessizlik olur. Masada oturalardan iri yarı biri çıkar, “Var ulan sana yana bakan, ne olacak?” der. Bizim kabadayı şaşırır. Sonra iri yarı adamın yanına gider, hafiften yılışarak, sesini yumuşatarak der ki, “Şimdi bu güzel abimle bana yan bakan var mı?”

Dünya beşten büyüktür” sözünden sonra “Ne Avrupa, ne ABD, ne Rusya, ne Çin ne de bölgemizdeki ülkelerle çözülemeyecek bir sorunumuz bulunmuyor” beyanatı yakışık kalmıyor.

Beş” rakamıyla kast edilen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi üyeleriyle (ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa) yıllardır bir türlü çözemediğimiz o kadar çok sorun var ki. Çuval aşağılamasından Afganistan’a, Irak’tan Suriye’ye hayati konularda belirsizlikler devam ediyor. Çözüm için görüşme olasılığına bile “Hamdolsun, hiç gündeme gelmedi” cevabı verilince insanın aklına “Şimdi bu güzel abimle bana yan bakan var mı?” reklam repliği geliyor.

Sadri Alışık

(Not: Turist Ömer Uzay Yolunda’yı izlemek isteyenler YouTube üzerinde rahatlıkla bulabilirler. Aşağıya 5 dakikalık İngilizce değerlendirmesini ekliyorum. Videonun hemen altında transkripsiyonunu da göreceksiniz. Dilerseniz Google Translate ile çevirisini yapabilirsiniz.)

https://neonharbor.com/turkish-star-trek/

BEN-HUR

Biliyorsunuz dört Ben-Hur filmi var. 15 milyon dolarlık bütçesiyle döneminin en büyük yapımı kabul edilen 1959 tarihli üçüncü çalışmanın çekimleri 6 ayda tamamlanmış. 10.000 figüran, kostümler için 100 kişilik bir ekip, heykeller ve dekorlar için 200 sanatçı ve işçi görev almış. Dokuz dakikalık atlı savaş arabaları yarışının olağanüstü çekimleriyle sinema tarihinin en unutulmaz filmi olarak anılıyor. Aralarında En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Yardımcı Rol ve En İyi Sinematografi ödülleri olmak üzere 12 kategorilik Oscar’ın 11’ine layık görülmüş. Bu ödül sayısıyla da rekoru (Titanic ve Yüzüklerin Efendisi’yle birlikte) günümüzde de elinde tutuyor.

Ben-Hur yarış sahnesi

Filmin bizi ilgilendiren felsefik yanı Ortadoğu aşağılamasıdır. Ben-Hur ile ilgili en az 15 farklı eleştiri okudum ama şimdi değineceğim konuyu yazan bir arkadaşa rastlayamadım. Filmde Romalı askerler alaycı bir tavırla “Romalılarla Yahudiler arasındaki farktan” bahsedip gülüşürler. “Ve Araplar” diye de eklerler. (…the difference between a Roman and a Jew. And an Arab.) 

Hikayenin sonunda Yahudi yarışçı Arap şeyhinin atlarıyla yarışı kazanır ve kaybeden Romalılar olur. Film bir anlamda bölgesel dayanışmayı da olumlu bir yaklaşımla desteklemiş olur.

Günümüzde bölgesel dayanışmanın neredeyse sıfırlanmış olması ne kadar acı. “Şimdi bu güzel abimle bana yan bakan var mı?” repliği, bölgenin bütün “siyasi aktörlerinin” de ağzına yakışıyor. Maşallah!

Yalnız Arap şeyhi gözleri fıldır fıldır ve servetini göstermeye meraklı bir sonradan görme gibi resmedilir. Kazak yönetmen Timur Bekmambetov elinden çıkan dördüncü Ben-Hur’da (2016) ise, Arap şeyhi yerine siyahi Afrikalı bir bilge senaryoya uyarlanmıştır. Deneyimli oyuncu Morgan Freeman’ın canlandırdığı Afrikalı bilge sükuneti ve hakkaniyetiyle dikkat çeker.

Morgan Freeman

Zaten Morgan Freeman siyasi haksızlıklara sinema dışında da ses veren, itirazlarını yüksek sesle dile getirebilen bir oyuncudur. “I’m going to stop calling you a white man, and I’m going to ask you to stop calling me a black man.” “Sana artık beyaz adam demeyeceğim. Senden de artık bana siyah adam dememeni istiyorum.” çıkışıyla da hatırlanıyor. 

30 yıl önce Türk Eğitim Birliği’nin koordinasyonuyla Kuzey Londra’daki bir ilkokulda Türkiyeli çocuklara Türkçe dersi veriyorum. “Çocuklara, “siyah beyaz fark etmez, arkadaşlıklarımızda ayrımcılık yapmayalım” dedim. 10 yaşında bir öğrencim, “öğretmenim, siyah beyaz demeyin. Burada bir siyah arkadaşımız olsaydı, siyah sözcüğünü duyduğunda kendisi için bu hatırlatmanın yapıldığını düşünebilecek ve üzülecekti. Siz ayrımcılık yapmayın derken, ayrımcılık yapmış oldunuz” dedi.

Ders bitince otobüsle eve geldim ama aylarca kendime gelemedim. Çocuk doğru söylüyordu. Öğrenmenin yaşı yokmuş ama öğretmenlik 10 yaşında da başlayabiliyormuş. Derste dersti ha!

Çocuk dedik ya, bizim çocuk aklıma geldi. Olmuştur bir 10 yıl kadar sanırım, Mersin’deydik. Bizim bebe de o zamanlar 9 yaşlarında, futbol forması istiyorum diye tutturdu. Çarşamba Pazarı’na gittik, forma alacağız. Sordum, “iyi, güzel, hesaplı ama bunlar orijinal mi?” “Abiciğim, kopya ama orijinalden daha iyi” dedi. 40 defa yıkandı renk bırakmadı. Pazarcı haklı çıktı. Bazı şeylerin kopyası orijinal kadar iyi olabiliyor. Ben dördüncü Ben-Hur’dan üçüncüsü kadar memnunum. Milli ve dini kodlamalar yerine bölgesel tanımlamayla birleştirici yaklaşmış.

Turist Ömer test edilirken

Bütün Ben-Hur filmleri 2 bin yıl öncesini anlatır. Biz geleceğe bakalım. 2 yıl sonra Türkiye Ay’a insanlı uzay aracı gönderecekmiş. O zaman Uzay Yolu’na dönmenin tam zamanı. Filmin 26. dakikasında Turist Ömer’i uzay aracına kaçırırlar. Doktor, Turist Ömer’in her tarafına ceryanlı kablolar takar ve test eder. Mr. Spack’la birlikte uzay muayenehanesine giren Kaptan sonucu sorar.

Doktor cevaplar:
İç organlar; bozuk.
Kalp; yok.
Beyin; var yok arası.

Pink Floyd –  “Echoes”

https://www.youtube.com/watch?v=PGwPSPIhohk

__________________

* Müzisyen de olan yazarımızın diğer çalışmalarına https://sedatsarici.com/ adresinden ulaşabilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.