İNGİLTERE… Felaket kapıda, siyasiler şov yapmakla meşgul –  G20, COP26

Geçtiğimiz Hafta iki “önemli” olay oldu. Biri hala devam etmekte.

Dünyanın en büyük ekonomilerini oluşturan 19 ülke ve Avrupa Birliğinden meydana gelen G20 Liderler Zirvesi 30 ile 31 Ekim tarihleri arasında İtalya başkenti Roma’da gerçekleşti. 

Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu G20 ülkeleri, Gayri Safi Evrensel Milli Hasılanın %80ini oluşturmaktadır. 

31 Ekim tarihinde zirveye katılan liderler Trevi Çeşmesine giderek ünlü bir geleneği yerine getirdiler. Haberlerde izledik. Yanyana durarak arkalarını Palazzo Poli’ye çevirdiler ve sağ omuzları üzerinden havuza para attılar.  

Roma ziyaretimiz esnasında eşimle biz de yapmıştık bunu. Bunu yapan Roma’ya tekrar geri dönülebilirmiş. Sıradan insanlar olarak bizim yapmamız doğal da, dünya liderlerinki anlamsız bir şov idi. 

Liderler Roma’da zirve sonrası yayınladıkları bildiride doyurucu bir mesaj veremediler. Her yıl olduğu gibi.

Covid -19 krizini birlikte aşıp ülkelerinde ve tüm dünyada sürdürülebilir bir gelişim hedefleri sağlamanın önemine vurgu yaptılar. 

Aynı zamanda Covid – 19 döneminde sağlık ve bakım hizmetlerinde ön safhalarda mücadele eden görevlilere ve bilim toplumuna şükranlarını belirttiler.

Ulusal Sağlık Hizmetlerini özelleştirmek için canla, başla çabalayan bizim Başbakan Boris de dahil tabii. Mide bulandıran bir durum. 

Küresel iklim değişiklikleri ile mücadele için gereken vizyonu paylaştıklarını ve cinsiyet eşitliği için önemli bir adım attıklarını da belirtti liderler! 

Bunların boş sözlerden ibaret açıklamalar olduğunu gösteren örnekler vermeye kalksam yazım sayfalara sığmaz.

***

G20 Zirvesine katılan Liderlerin birçoğu Glasgow’da 1 ile 12 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek Birleşmiş Milletler COP26 İklim Konferansına gitmek için yola koyuldular. 

Özel Jumbo jetleri ile! Hava limanlarında konvoylar oluşturan dev arabalar karşıladı onları! 

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan aralarında yoktu. Böylelikle Türkiye de, Rusya ve Çin gibi Konferansa  katılmayan ülkeler arasında yerini almış oldu. 

Konferansın iki gününü üşenmeden oturup izledim. 

Açlış günü şair Yrsa Dalay-Ward şöyle seslendi katılımcılara: “Sizin çabalarınız olmaksızın yaklaşan felaket önlenemez. Bu size ışık saçarak liderlik yapma davetidir”. 

Sonra şairin seslendiği ülke liderlerinin, çeşitli ülkelerin kraliyet aile mensuplarının, BM yetkililerinin, finans sektörü temsilcilerinin nutuklarını dinledim. 

Onlar ki iklim değişikliğine neden olan büyük sermayenin cebinde olan, yaşantıları ile halka örnek olamayan, 6 yıl önce Paris Konferansı kararlarını uygulamayan “ağır toplar”.

Prens Charles’ın konuşmasını yapmak üzere kürsüye çıkarken tökezlemesi ilk günün eğlenceli izlenimleri arasında idi!

Boris, o pişkin, sırıtkan tavrı ile “kıyamet günü saatinde vakit gece yarısına 1 dakika kalayı gösteriyor” diye buyurdu! “Dünya nüfusunun yarısı 30 yaş altında, salondaki biz liderler ise 60 yaş üzerinde. İleride bizi yargılayacak olanlar henüz doğmamış nesil olacaktır” dedi. Tanımayanlar ciddi olduğunu sanacak. 

Sanatçıların, çevrecilerin, gençlerin koltuklarında pinekleyen liderlere yaptıkları uyarıları, talepleri, dinledim. Çok daha fazla kulak verdim onların konuşmalarına. Salondaki “büyük liderler” sadece dinler gibi yaptı ve alkışladılar. 

Zirveye Hindistan’dan katılan 15 yaşındaki Vinisha Umashankar ilk birkaç günün en anlamlı, en etkili konuşmasını yaparak uzun uzun alkışlandı. Genç kız “Ben buraya geleceği konuşmaya gelmedim, gelecek benim. Siz geçmişe saplanıp kalsanız da geleceği biz inşa edeceğiz” dedi. 

Çok etkili başka bir konuşmayı Aralık 2019 tarihinde Madrid’de yeralan bir önceki COP 25 BM İklim Konferansı konuşmasında 16 yaşındaki Greta Thunberg yapmıştı. 

COP 26 Konferansına katılma daveti almasına rağmen Greta bu kez salonun dışında, eylemcilerin yanında olmayı seçti. 18 yaşındaki Greta konuşmasında: “Değişim salondakilerden gelmeyecek. Onların yaptığı liderlik değildir. Liderlik buradadır” diyerek doğru hedefi belirledi. 

Değerli okurlar, siyasetçilerin küresel ısınmaya karşı etkili önlem almalarını beklemek vakit kaybından başka bir şey değildir. Gelecek için umutlu olmamıza neden olan Greta ve Vinisha gibi gençlerin liderliğinde artık sokaklara çıkmamız gerekir. 

Ancak iklim ısınmasını önlemek her bireyin katkısı ile olacaktır. Bireysel olarak alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerekir. Gereksiz araba kullanımı, sık yapılan uçak seyahatleri, çeşitli nedenlerle kullandığımız gaz içeren püskürtücüler gibi uygulamalardan hepimiz vaz geçersek yaklaşan felaketin önlenmesine büyük katkı yapmış olacağız. İlerisi nesiller için bunu yapmalıyız.   

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.