İNGİLTERE… “Gençler geleceğimizdir”!

Farkındasınız. Yazımın başlığını tırnak işareti içerisine koydum. Bir de ünlem işareti attım sonuna! 

Çok sık söylenen ama içi boş sözlerin başında gelir bu söylem. Keşke öyle olmasa. Keşke gerçekten geleceğimiz olduğunu söylediğimiz gençlere gereken değeri versek.

Sorulması gereken, gençler kimin geleceğidir sorusudur. Herhalde 70 yaşına hızla yaklaşan benim ekranımın geleceği değil gençler. 

Gençler kendi gelecekleridir. Ancak geleceklerinin nasıl olması gerektiği üzerine kendilerinin karar sahibi olmaları konusunda onlara destek veriliyor mu? Acı acı gülümsediğinizi görür gibiyim. 

Geçenlerde araştırdığım bir konuda bilgi istedim. Yıldırım hızı ile istediğim bilgiler gönderildi. “Hızlı yanıtınız için çok teşekkür ederim” diye bir mesaj attım.

Bilginin gönderildiği ofiste çalışan bir gençten gelen cevap beni çok şaşırttı, aynı zamanda hüzünlendirdi.

Gelen cevap aynen şöyle: “Emeklerimizi gören nadir insanlardan olduğunuz için teşekkür ederim. İnanılmaz onure, motive ve mutlu oldum sayenizde… Teşekkürler… arada sizin gibi abilerimiz çıkıp yolumuza ışık tutunca bir genç olarak daha da motive olup 2 elle değil de tekrardan 4 elle sarılmak istiyorum hayata ve yaşadığımız coğrafyaya. Tekrardan teşekkürler”.

Ağlamayı beğenmedim. Uzun süre kendime gelemedim. Küçücük bir teşekküre gelen kocaman bir yanıt. “Geleceğimiz” dediğimiz gençleri ittiğimiz durum bu. Emeklerinin değer görmediğini hisseden bir gençlik. Çok haklı serzenişler bunlar.  

Gençlerden gelen ve beni şaşkına çevirip üzen tek tepki değil bu. 

Birkaç ay önce göç ile ilgili kısa bir oyun hazırlamam istendi. Senaryoyu yazıp yeni kurulan ve gençlerden oluşan bir tiyatro grubuna gönderdim. Bunun bir taslak olduğunu, senaryoyu istedikleri gibi değiştirmelerini, oyuncuları onların bulmasını ve oyunu kendilerinin sahnelemesini önerdim ve geri çekildim. Desteğimin her zaman onlarla olacağını belirterek tabii. 

“Yetenekli Kıbrıslılar” grubunun bu önerime karşı gösterdikleri mutluluk da beni sevindirdiği gibi eşit derecede şaşırtmıştı. Alışmış olmam gerekir aslında, ama ne yazık ki gençlerin hissettikleri, daha doğrusu onlara hissettirilen eziklik, değersizlik, önemsenmeme duyguları karşısında şaşırmamak elde değil. Daha yığınlarca örnek verebilirim. 

 “Gençler etkinliklerimize katılmıyor”. Bu sözleri genellikle “liderlik” koltuklarına yapışıp kalanlardan duyarsınız. Bunlar gençleri liderlik pozisyonları için hazırlama gayreti göstermeyen, sonra dönüp “ben seve seve koltuğumu bırakırım, ama bu işi yapacak başka birisi yoktur” yalanına kendilerini inandıranlardır.

Gençlerimiz Kıbrıs’ta ve yaşadıkları ülkelerde asimilasyon sorunları ile karşılaşıyorlar. Yaşadığım ülke İngiltere’de durum daha da vahim. Kıbrıs’ta bu akıma karşı örgütlü olarak direnen gençlerin varlığını görmek sevindiricidir. 

Yaşadığım ülke İngiltere’de ise maalesef herhangi etkili bir gençlik grubunun olmaması çok büyük bir eksikliktir. Gençler kendi gündemlerini kendilerinin belirlemeleri için burada da örgütlenmek zorundadırlar. 

Biz genç olmayanlara düşen görev onları elimizden geldiğince desteklemektir. Ama yönlendirmeden, kendi düşüncelerimizi, demode yöntemlerimizi onlara empoze etmeye çalışmadan.  

Frank Sinatra bir düşünür değildi. Ama gençlik üzerine düşünürlerin sözlerinden çok onun söylediği sözü beğendim:

“Gençseniz; çevrenizde düşlerinizin içine tüküren biri mutlaka vardır.

 

2587710cookie-checkİNGİLTERE… “Gençler geleceğimizdir”!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eighteen − twelve =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.