İNGİLTERE… Yine şarkılar, ama bu kez başka

Birkaç hafta önceki “Ah o şarkılar ve anılar” başlıklı köşe yazımda şarkıların güzelliğinden, yaşamımdaki öneminden, özelliğinden bahsetmiştim. 

Bu hafta konum yine şarkılar, ama bu kez maalesef şarkıların toplumdaki olumsuz, yıkıcı özelliği üzerine. 

Londra’da faal olan Kıbrıs Türk Toplum Merkezi değerli projelerine bir yenisini daha ekledi. “Taciz sevgi değildir” parolası ile 6 haftalık bir ev içi şiddet ve taciz projesi organize ettiler. Amaç toplumumuzda tacize uğrayan kadınlara (evet, kadınlara çünkü tacize uğrayanların ezici çoğunluğu kadındır) destek sağlamak.

Bu değerli projeyi ilgi ve takdirle okuduktan sonra arabamda gezinirken karışık şarkılar içeren You Tube müzik aplikasyonundan Türkçe şarkılar dinliyorum. 

Sıraya gelen şarkı sözleri şöyle:

“Olamazsın başka birisiyle evli / yastığımda hala saçının teli / rahat bırakmazlar anılar beni / bir çılgınlık yaparım vururum seni”.

Ne yazık ki hepimizin düşünmeden, büyük bir haz ile dinlediğimiz birçok şarkıların sözleri bu tip kötü örneklerle dolu. 

Toplumsal kültüre çok büyük etki yapan müzik bu tür kötü örneklerle dolu olduğunda kadına yönelik şiddet istatistiklerinin yüksek olması çok da sürpriz olmamalı. 

21 Mart 2021 tarihindeki “İstanbul Sözleşmesi bir çırpıda feshedildi” başlıklı yazımdan bir kesit: 

“‘Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ 2019 yılı raporuna göre 2019’da [Türkiye’de] işlenen 474 kadın cinayetinden 115’i şüpheli olarak kayıtlara geçmiş ve suçluları bulunamamıştır.

2020 yılı raporuna göre ise Türkiye’de 2020 yılında erkekler tarafından 300 kadın öldürülmüş ve 171 kadın şüpheli şekilde ölü bulunmuştur”.

Yazım için İnternette kadını olumsuz şekilde yansıtan şarkılarla ilgili bir tarama yaparken çok değerli bir araştırmaya rastgeldim.  

Araştırma başlığı: “Şarkılarda Kadına Yönelik Şiddetin İzleri: Niteliksel Bir Çalışma”.

Huriye İrem Kalaycı Kırlıoğlu; Mehmet Kırlıoğlu, Beraat Akpınar, Dilara Şenel, ve Raziye Demirel’in önemli araştırmasının amacı “şarkılarda kadına yönelik şiddetin nitel araştırma deseni çerçevesinde analiz edilmesi ve yorumlanmasıdır” olarak belirlenmiştir. Tüm okurlarımın okumasını öneririm.

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/560971

Araştırmadan kısa bir kesit:

“Popüler müziklerde veya şarkılarda, kadınların toplumsal rolleri, statüleri, kimlikleri ataerkil ve erkek egemen toplum bakış açısı tarafından şekillenmektedir. Ataerkil ve erkek egemen toplum yapısı içinde, kadınları aşağılamak, onları cinsel bir obje olarak görmek, cinsiyet ayrımcılığı ve kadına yönelik şiddet veya cinsiyete dayalı şiddet, taciz ve tecavüzü meşrulaştırmak gibi mizojinik tavır, tutum, davranış ve uygulamalara sıklıkla rastlanmaktadır. Bu yüzden, popüler olan müziklerin içinde cinsiyet eşitsizliği, kadın bedeninin metalaştırılması, kadınların aşağılanması gibi söylem ve uygulamalara rastlamanın mümkün olduğu ifade edilmektedir (Baydar, 2013: 152-153)”.

“Kız ben seni vurmaz mıyım / saçlarından asmaz mıyım / senin gibi bir zalimi / tarihlere yazmaz mıyım?” (İbrahim Tatlises Arabesk 2005). Araştırmada bu şarkı sözleri gibi kadını obje olarak gören (cinsel veya değil), kadına şiddet ve tehdit içeren yüzlerce şarkı sözü örnek olarak gösterilmektedir.

Faruk Nafiz Çamlıbel’in “Kıskanç” şiirinden bestelenen ve birçok ses sanatçısı tarafından seslendirilen bu şarkının sözleri kan dondurucu nitelikte. Ama aramızda bu şarkıyı bilinçsiz olarak, zevkle dinlemeyen varsa şaşarım:

“Sakın bir söz söyleme / yüzüme bakma sakın / sesini duyan olur / sana göz koyan olur / düşmanımdır seni kim bulursa cana yakın / anan bile okşasa benim bağrım kan olur”.

Olayın çok acı, üzücü yanı kadın sanatçıların da bu tür şarkıları sıklıkla seslendirmeleridir.

Şarkılar güzeldir, özeldir, ama ne yazık ki aralarında bolca yukarıda bahsettiğim çok kötü örnekler de bulunur. Bunlara karşı bilinçli olalım, farkındalığımızı geliştirelim. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

twelve − 7 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.