Kolaya kaçmak

Publİlİus Syrus “Dingin denizlerde herkes kaptandır” diyordu. Önemli olan deli denizlerde kaptan olabilmektir. Bizim atalarımız da “Alçacık eşeğe herkes biner” demiştir. Dünya kolaylıklar dünyası değil güçlükler dünyasıdır. Kolaya kaçanlar değişimi göze almadan olanla yetinirler. Değişimin koşullarını yüklenmek hiç de kolay değildir. Gerçekte alabildiğine zor da değildir, biraz çabayı göze almak yeter. Belli bir çabayı göze alırsak biraz öncenin güç olanı şimdinin kolay olanı olacaktır. “Her şey kolay olmadan önce güçtü” der bir atasözü. Bunu matematikle başı hoş olanlar çok iyi bilirler. Ben onlardan biri olmasam da bunun böyle olduğunu biliyorum. İnsanlar genelde kolay yoldan gitmek dururken güç yolları izlemek istemezler. Çocuk matematik defterinin karşısında uyuklar. Biri ona sorunun nasıl çözüleceğini gösterdiğinde çocuk işin pek de korkulası olmadığını anlayacaktır.

İnsan güç olana uzun süre katlanamaz, güç olanı önünde sonunda kolay kılmak isteyecektir. Çünkü insan ancak belli bir güçlüğü kaldırabilir, onu da ancak bir süre kaldırabilir. Ne yapıp yapıp güç olanı kolaya dönüştürmek zorundadır. Ağır işlerde çalışanlar güç olanı kolaya dönüştürememenin sıkıntısını çekerler. Bir süre sonra ruh ve beden yorgunluk belirtileri gösterir. Biraz sonra da ya önce ruh sonra beden ya önce beden sonra ruh ya da her ikisi birden iflas bayrağını çeker. Biraz daha dayanmak zorundayım görüşü sağlam bir gerekçe oluşturmaz. Biraz daha dayanmak zorunda değilsin. Adam Kars’dan yola çıkıyor, İstanbul’a gidecek, saatlerce hiç durmadan otomobil sürüyor. İstanbul’a yüz kilometre kala kendisi, karısı, kızı ve kaynanası sizlere ömür. Bu ne demektir? Güç olanın sınırlarını zorlamak demektir.

İnsan kendi ruh ve beden gücünü kötüye kullanmamalıdır. Bunun için neyi ne kadar kaldırabileceğini bilmelidir. Kendine güvenmenin verileri sağlam değilse, gerekçeleri belirgin değilse işler pek kötü sarpa sarabilir. Kendine güvenmek öncelikle kendini bilmeyi gerektirir. Horatius şöyle diyordu: “Ustan arınmış kaba güç kendi ağırlığıyla yere yıkılır.” İnsanın kendine güvenini usun ölçütlerine vurması çok önemlidir. Dayanaksız kendine güven bize zarar vermekle kalmaz başkalarına da zarar verir. Güçlü olmak istenir bir şeydir ama olağanın ötesinde güçlü olmak olacak şey değildir. Güçsüzlerin güçlülerden daha çok ezildiği doğrudur ama kendine boş boş güvenmenin de bir anlamı yoktur. “Çarşıda kurt derisinden çok kuzu derisi satılır” der bir bulgar atasözü.

Kurt örneği de kuzu örneği de insan yaşamını açıklamak konusunda pek uygun değildir. İnsan dünyası en azından olması gerektiği biçimiyle kurtların da kuzuların da olmadığı bir dünya olmalıdır. Gerçekler en azından bugün için bunun böyle olmadığını bize bildiriyor. Aşkta da siyasette de başka alanlarda da büyük bir yıkışma var. İnsanoğlu egemen olma konusunda pek istekli. Bu yolda çok zaman kolay yolları seçiyor. Güçlükleri yenmek için en iyi yollardan biri hile hurda yoludur. Kurnazlıkla elde etmek varken yani kolay yollardan sağlamak varken ne diye güç yollardan yürüyelim? Tilki, kuyruğundan belli olur, insanın kurnazını nesinden anlayacaksınız? İşte en zor sorulardan biri budur dostlarım. Keşke tilkinin kuyruğu gibi kurnaz insanın da bir belirteni olsaydı. Sıradan insan bazı şeyleri yapabilen bazı şeyleri yapamayan insandır. Kurnazın insanüstü bir gücü olduğunu sanmamız hiç de dayanaksız değildir. Siz ensenizi göremezsiniz ama kurnaz ensesini de görür. Ne olursa olsun kurnazlık yolu kolay yoldur. Ensesini görür ama önündekini göremez.

Önemli olan güçlükleri aşmak ve güç şeyleri kolay kılmaktır. Ama us yolundan başka bir yol bu iş için uygun değildir. Dünyanın en güçlü silahıdır us. Onunla insanüstü olmayan her yolu açabilirsiniz, hatta insanüstü görünen yolları da açabilirsiniz. Güç olanla başa çıkabilecek tek güç usun gücüdür. Hayvanlar güçlükleri aşmak için doğadan getirdikleri güçlerini kullanırlar. Bu güçlerin çoğu da ya da hemen tümü de kaba güçlerdir. İnsanoğlu güçlükleri aşmak için gene doğadan getirdiği ama doğanın üstünde bir etki alanı oluşturan usunu kullanır. Kurnazlar da öyle yapar demeyin. Kurnazların usu bir insanın usundan çok bir tilkinin içgüdülerini andırır. Usun sağlayacağı çözüm insana yaraşır tek çözümdür. Ama gerektiğinden çok isteyenler çok zaman usun sağlayacağıyla yetinmeyi düşünmezler. O zaman ustan daha başka bir us gerekir. O ustan daha başka bir us da kurnazın sözde usudur. Siz bugüne kadar hep iyi şeyler edinmiş bir kurnaz gördünüz mü? Ben görmedim. Elbet bu biraz da bizim iyi şeylerden ne anladığımıza bağlıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

2 + sixteen =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.