Hangi Apo?

HASAN BOZ – PKK’nin kurucu önderi Abdullah Öcalan, tartışmalı kimliğine rağmen Türkiye’nin son kırk–elli yıllık siyasal tarihinin en belirleyici figürlerinden biri olmayı başardı. Hakkında konuşulurken sesler ya fanatik bir bağlılıkla yükseliyor ya da neredeyse nefret düzeyinde bir öfkeye dönüşüyor. Ortası yok gibi.

Türk milliyetçilerinin Öcalan’a yaklaşımını burada ayrıca tartışmaya gerek yok; orada açık bir aşağılama ve düşmanlık hali söz konusu. O, zaten başlı başına başka bir kategori. Asıl dikkat çekici olan, Kürt siyasetinin kendi içindeki Öcalan tartışması.

Kürt siyasetinde de tablo net değil. Bir yanda “bedenini ateşe verecek” kadar bağlı olanlar, diğer yanda acımasızca eleştirenler var. Ancak objektif bakıldığında, bu kadar geniş kitleleri etkileyebilmiş, her dönemde siyasetin merkezinde kalmayı başarmış bir figürü yalnızca aşağılayarak, “maskesini düşürmeye” çalışmak çoğu zaman politik olmaktan çok duygusal ve subjektif görünüyor.

Bu, Abdullah Öcalan’ın eleştiriden muaf olduğu, “yüce lider” konumuna yerleştirilmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Tam tersine: Eleştirilerin haklılık kazanabilmesi için öfkeden, kişisel hesaplardan ve rekabet histerisinden arınması gerekiyor. Haklı eleştiriler var; ama tonu yanlış olan bir eleştiri, haklı bile olsa etkisini yitiriyor.

Öcalan’ın kendi ağzından dile getirdiği, “Ben siyasete Ülkü Ocakları’nda başladım” sözü biliniyor. Türkiye’ye teslim edildiğinden bu yana ise söyleminde dikkat çekici bir hat var: Zaman zaman emperyalizm ve Batı karşıtlığı, kimi dönemlerde Yunanistan, Ermeniler, İran; bugünlerde ise İsrail tehdidi üzerinden Türk milliyetçilerine seslenen bir dil.

Bu yaklaşım taktik mi, yoksa gerçekten inanarak mı dile getiriliyor, bunu bilmek zor. Eğer taktikse, yüzlerce yıllık devlet aklı geleneğine sahip Türkiye Cumhuriyeti için oldukça sığ bir hamle. Eğer samimiyse, bu da ciddi soru işaretleri doğuruyor. Ağır tecrit ve psikolojik baskı koşullarında bunun farkında olmayabilir; ancak bu dilin sıradan Kürtlerde ciddi bir rahatsızlık yarattığı artık görülmeli.

Bir diğer dikkat çekici mesele ise, Türkiye siyasetinde ağır bedeller ödemesine rağmen bir türlü toplumsal ağırlık oluşturamayan Türk solunun bir kesiminin, Kürt halk muhalefeti üzerinden yürüttüğü hesaplar. Bu çevrelerin Apo ve “Kürt Özgürlük Mücadelesine” yönelik methiyeleri, yer yer politik analizden çok aşırıya kaçan bir yüceltme havası taşıyor.

Görünen o ki, herkesin zihninde başka bir Apo var.

MHP ve Bahçeli’ye göre Öcalan, hareketinin kurucu önderidir; dolayısıyla herkes liderini dinlemelidir.

Erdoğan ise her adımı hesaplayan bir siyasetçi olarak henüz rengini netleştirmese de, şimdilik gidişattan memnun görünüyor. Olası bir seçim denkleminde, Öcalan’ın DEM Parti’yi kendi lehine konumlandırabilmesi durumunda, “umut hakkı”nın gündeme gelmesi sürpriz olmayabilir.

Kandil, bugüne kadar liderlerinin tüm söylem ve taleplerini yerine getirdi; bundan sonra farklı bir tutum bekleyen de pek yok.

Avrupa ve DEM Parti çevrelerinde ise hâkim hava şu: “Başkan ne yapıyorsa bir bildiği vardır.” Bugüne kadar savunduklarına ters bir çıkışla karşılaşıldığında bile savunma hazır: “Önderliği anlamak maharet ister; herkes anlayamaz.”

PKK’den ayrılanlar ya da diğer Kürt grupları içinse tablo bambaşka: Onlara göre Apo, ağır ithamlarla, devletin ve MİT’in tescilli bir elemanı, hatta bir Kürt düşmanıdır.

Her ne kadar bugüne kadar düşüncelerini içeren notlar çeşitli yollarla kamuoyuna yansımış olsa da, bu metinlerin ağır tecrit ve sıkı devlet denetimi altında yazılmış olması, doğal olarak ciddi belirsizlikler barındırıyor. Eğer Bahçeli ve devlet yetkilileri Öcalan’ın yaklaşımından bu kadar eminse, neden bazı gazetecilerle görüşmesine izin verilip düşüncelerini sansürsüz biçimde kamuoyuyla paylaşması sağlanmıyor? Bu da cevapsız kalan sorulardan biri.

Sonuçta dünya çalkantılı bir dönemden geçiyor; Ortadoğu ise her zamanki gibi en karmaşık coğrafya. Böyle bir tabloda Kürtlerin hesaba katılmaması artık mümkün değil. Kürtler için önemli bir figür olan Abdullah Öcalan da, kim nasıl tanımlarsa tanımlasın, muhataplığını pekiştirmeyi başaran bir aktör olarak siyasetin merkezinde kalmayı sürdürüyor.

Asıl soru şu:

Hangi Apo ile konuşuyoruz?

Bu yazıya emoji ile tepki ver

😡
0
Kızgın
🤣
0
Hahaha
👍
0
Beğendim.
❤️
0
Muhteşem
😢
0
Üzgün
😮
0
İnanılmaz

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

spot_img
spot_img
spot_img

En Son Haberler