Ana SayfaKÖŞE YAZILARIRojava: Ateşkes, barış ve özgürlük

Rojava: Ateşkes, barış ve özgürlük

ROJAVA: ATEŞKES, BARIŞ VE ÖZGÜRLÜK
Yeni Dönemin Riskleri, Olanakları ve Siyasal Görevler
Ateşkesin Siyasal Anlamı: Geri Çekilme mi, Yeniden Konumlanma mı?

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile geçici Şam yönetimi arasında 29–30 Ocak’ta varılan mutabakat, tek taraflı bir geri çekilme değil; askerî zorunluluklar, toplumsal dengeler ve uluslararası baskılar dikkate alınarak şekillenmiş, karşılıklı tavizlere dayalı bir uzlaşmadır.

Bu süreci “kurumsal bir erime” ya da Şam’ın otoritesini hızla yeniden tesis etmesi olarak sunmak gerçekçi değildir. Aksine, Kürt ve Arap bileşenleri karşı karşıya getirmeyi hedefleyen senaryolar boşa çıkarılmış; sahadaki askerî denge, SDG’nin çok bileşenli yapısı ve uluslararası kamuoyu baskısı sayesinde savaşın tırmandırılması müzakere ve barış yoluyla engellenmiştir.

En kötü barış, en iyi savaştan daha iyidir.

Bu noktada siyasal olgunluk, geri adım atabilme cesaretinde ve mücadelenin uzun erimli karakterini kavrayabilme kapasitesinde somutlaşmaktadır.

Anlaşmanın Temel Riskleri

Anayasal ve Uluslararası Güvence Eksikliği: Mutabakatın en büyük zafiyeti, anayasal bir güvenceye ve yazılı bir uluslararası garantörlüğe sahip olmamasıdır. Bu durum, kazanımların korunması ve anlaşmanın sürdürülebilirliği açısından ciddi riskler barındırmaktadır.

Askerî Entegrasyon ve Kurumsal Erime Riski: SDG’nin “dört tugay” hâlinde entegrasyonu, klasik bir askerî tasfiye olmasa da bağımsız komuta yapısının sona ermesiyle kurumsal erime riskini beraberinde getirmektedir. Tugayların doğrudan Suriye ordusuna bağlı tümenler içinde konumlandırılması, caydırıcılık kapasitesinin zayıflatılmasına yol açabilir.

Güvenlik Aygıtları ve Ayrımcılık Tehlikesi: Kürt kentlerine merkezi güvenlik güçlerinin girişi, İçişleri Bakanlığı ve emniyet bürokrasisinin ırkçı ve ayrımcı uygulamalarına zemin hazırlayabilir. Bunun önüne geçmenin yolu, tüm Suriye’yi kapsayan bir demokratikleşme süreci, ayrımcılığın anayasal olarak yasaklanması ve protesto hakkının güvence altına alınmasıdır.

Mevcut Durum: Ne Kaybedildi, Ne Korundu?

Bugün Kürt bölgeleri fiilen YPG denetimindedir. Kürt siyasal aktörleri hem kendi coğrafyalarında hem de Şam hattında müzakere ve etki kapasitesini korumaktadır. Kürtler ne silahsızlandırılmış ne de siyasal temsilden dışlanmıştır.

Bu nedenle sorun, eleştirinin varlığı değil; politik sorumluluktan yoksun eleştiridir. Bedel ödemeyenlerin mücadeleyi uzaktan yargılaması, eleştiri değil; siyasal felaket tellallığıdır.

Öte yandan Kürtlerin Suriye’de elde ettiği statü, Türkiye’deki mevcut anayasal rejimin çok ilerisindedir. Bu olgu görmezden gelinemez.

Özel Statü Tartışması: Geri mi, İleri mi?

Rojava’ya tanınan “özel statü”, merkezi yapıya bağlılık açısından Katalonya ve İskoçya modellerine kıyasla daha geri görünebilir. Ancak Rojava’daki Kürt nüfusunun çok parçalı coğrafi dağılımı, merkezi kaynak paylaşımının —demokratikleşme koşuluyla— olumlu sonuçlar üretmesini de mümkün kılmaktadır.

Bu statü, Kürt halkının 1920’den bu yana maruz kaldığı inkâr ve imha politikalarıyla eş tutulamaz. Rojava, Ortadoğu’da özgürlüğün fiilen denendiği ilk büyük deneyim alanıdır.

Anlaşmanın Açtığı Olanaklar

Ateşkes, Barış ve Özgürlük: Ateşkes, sonucu önceden belirlenmiş bir süreç değildir. Özerklik ya da federasyon ihtimali ancak Suriye’nin demokratikleşmesi ve diğer halkların eşit haklara kavuşmasıyla mümkün olabilir.

Siyasal İttifakların Genişlemesi: “Özel statü”, Alevi, Sünni, Dürzi, Hristiyan ve farklı etnik kimliklerden emekçi halklarla ortak mücadele için bir ara duraktır.

Ekonomik Yeniden Yapılanma: Sınırlar, petrol ve doğalgaz sahaları ile stratejik tesislerin merkeze devri ciddi ekonomik riskler doğurmaktadır. Buna karşılık kooperatif, komünal ve demokratik ekonomik modellerin Suriye geneline yayılması hayati önemdedir.

Liberal yeniden inşa politikaları eşitsizlikleri derinleştirecektir. Alternatif, sosyal içerikli ve ekolojik bir kalkınma perspektifidir.

Kültür, Dil ve İnanç Özgürlüğü

Kürtçenin eğitim dili olarak kabulü, tek ulus–tek devlet anlayışına vurulmuş ağır bir darbedir. Çokdilli eğitim, devletin tek bir etnik kimliğe dayanamayacağını fiilen göstermektedir.

Şeriatçı ideolojinin dayattığı tekçi ahlak ve estetik anlayışına karşı, Rojava’da inşa edilen seküler ve çoğulcu yaşam değerleri korunmalı ve Suriye geneline yayılmalıdır.

Siyasal Direnişin Yeni Biçimleri

Bugün Kürtler yalnızca ezilen bir halk değil; çoğul, çok aktörlü ve kurucu bir siyasal öznedir. Asıl belirleyici olan emperyalist garantörlük değil, savaşla tükenmiş Suriye halklarının barış ve yeniden inşa ihtiyacıdır.

Toplumu dönüştürmeden devleti dönüştürmek mümkün değildir.
“Barış ve Demokratik Toplum” anlayışı, bu sürecin mihenk taşıdır.

Rojava İçin Yeni Bir Dönem

Rojava süreci kapanmış bir dosya değildir; Kürt meselesinin yeni bir evresine işaret etmektedir. Bu evrede ihtiyaç duyulan şey; aceleci hükümler değil, tarihsel sabır, kolektif akıl ve politik gerçekçilikten kopmayan bir eleştiri hattıdır.

SDG’nin alternatif bir ordu olmaktan çıkarken kurumsal bir varlık olarak korunması, gericiliğe karşı caydırıcı bir güç olma potansiyelini muhafaza edebilir.

Savaş ve gericiliğin yükseldiği bir dünyada, Rojava’da elde edilen kazanımlar yalnız Kürtler için değil; tüm Suriye ve Ortadoğu için umut verici bir deneyim olmaya devam etmektedir.

 

Bu yazıya emoji ile tepki ver

😡
0
Kızgın
🤣
0
Hahaha
👍
0
Beğendim.
❤️
0
Muhteşem
😢
0
Üzgün
😮
0
İnanılmaz

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

spot_img
spot_img
spot_img

En Son Haberler