L. AMERİKA’DAN… Referandumun ardından

Venezuela Devlet Başkanı Hugo Çavez 1 Aralık günü, sosyalist devlet yapısını meşrulaştıracak ve aynı zamanda kendisine ömür boyu başkanlık getirecek olan reformların gerçekleştirilmesi için yapılan referandumu beklenmedik bir şekilde kaybetti.

Seçim kurulunda çalışan yetkililer, yüzde 90’ı sayılan oylardan sonra yüzde 1.7 farkla yenilgiyi açıkladılar, ancak eş zamanlı olarak bağımsız bir kurum olan “Ojo Electoral”in yaptığı sayımda, referandumu muhalefetin 3.8 puanla kazandığı açıklandı. Çavez’in muhalefet diye nitelediği bir başka kuruluş ‘Sumate”nin yaptığı açıklamaya göreyse, muhalefet 8 puan farkla kazandı.

Öncelikle halkın % 50.7sinin olumsuz oy vermesi  Çavez’e karşı ilk kez resmi bir data olarak tarihe geçti. Bundan önceki 5 seçimi kazanmış olan Çavez’in referandumu kaybetmiş olması, belki şimdi değil ama, zaman içinde ülkenin başka değişim ve oluşum içine girmesine sebep olacak gibi gözüküyor.

 Ancak öğrencilerden, iş çevrelerinden ve özellikle Roman Katolik kilisesinden, reformları kendi diktatörlüğüne dönüştüreceği gerekçesiyle destek almayan Çavez, hic şüphe yok ki hala dimdik ayakta. “ Amacımdan geri dönmeyeceğim , bu benim için bir yenilgi değil” diyen Çavez’in devlet destekli kampanyasında halk oylamasını kazanmak için, iş saatlerini 6 saate indireceği, sokak satıcılarına ve ev hanımlarına maaş bağlayacağı gibi sözler yer alıyordu.

 Referandum sonuçlarından yıllardır başında olduğu iktidar da, yakın vadede bir zarar almayacak, ancak muhalefetin zaferi, son yıllarda çokca konuşulan 21.yüzyıl sosyalizmi imajini sanki biraz değiştirdi.

Gücünü özellikle Venezuela’nın dostluğundan alan Bolivya , Nicaragua, Ekvator’un liderleri Çavez gibi, neredeyse tamamıyla halkın desteğini  aldığı sanılan bir kahramanın  hayat boyu devlet başkanlığı fikrinden aslında bir hayli esinlenmişlerdi.
 
Bu arada özellikle fakir bölgelerde yaşayan ve büyük çoğunluğunu anti-chavistlerin oluşturduğu vatandaşların büyük bir kısmının Çavez hükümetinin ne yapıp, ne edip durumu leyhlerine çevireceği düşüncesiyle oy vermeye gitmediği söyleniyor. Bu da büyük olasılıkla bir dahaki seçimlerde bu insanların evinden çıkacağı manasına geliyor. Elbette ki muhalefetin leyhine olan bu durum, kaçınılmaz olarak Çavez’in de güçden düşmesine sebep olacak.

Ama tabii en önemlisi,  sosyalist bir devleti anayasal yollarla meşrulaştırmak ve Çavez’i ömür boyu devlet başkanlığı verecek olan reformların reddedilmesi,  şimdiye kadar yenilmemiş, asla da yenilmeyeceği zannedilen ve tarihte gördüğümüz en kararlı ve saldırgan liderlerden biri olan Çavez’in egosuna vurulan en büyük darbe oldu kuşkusuz.

Diğer taraftan, RCTV’nin kapatılmasından sonra ve referandum öncesinde günlerce yapılan öğrenci protestoları ve Çavez’in eski Savunma Bakanı General Raul Isaias Baduel’in  reform karşıtı konuşmaları, Venezuela’da geleneksel siyasi liderlerin önderlik etmediği  yeni bir muhalafet oluşmasına yolaçtı.

Uluslarası bağlamda ise, yenilginin  Latin Amerika’ya özellikle Venezuela’yı örnek alan ülkelerden Bolivya, Ekvator ve Nicaragua muhalefetlerine yansıması da, olumlu olmayacak büyük ihtimalle, çünkü Çavez’in ülkeye kazandırdığı petrodolarlara, % 60lık halk desteğine, meclisi tamamen avucunda tutmasına, hitabet gücüne, karizmasına rağmen muhalefet Venezuela’da kazanabilmişse, Bolivya, Ekvator ve Nicaragua muhalefetleri Çavez’in yanında bir hayli sönük kalan kendi devlet başkanlarına muhalefet yapmaya en kısa zamanda kolları sıvayacaklardır.
 
Ancak bir çok Çavez yanlısı herşeye rağmen Çavez’in yalnızca bir dövüşü kaybettiği ama  savaşı kaybetmediği fikrinde birleşiyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

5 × 5 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.