NATO ya da ahtapotun kolları

Nuray Sancar / Evrensel – NATO’nun Madrid zirvesinde 10 yıl geçerli olacak ‘konsept’ açıklandı. Metnin içeriğinde beklenmedik bir şey yok. 2021 haziranında Brüksel zirvesinden çıkan belgede yer alan ‘2022’deki yeni stratejik konseptin oluşturulması için çalışmaların hızlandırılması’ kararının altını dolduracak biçimde, o zamanki metinde dillendirilen ama son bir yılda konturları iyice belirginleşen eğilimin bir kez daha doğrulaması oldu bu yeni belge.

Pasifikten Ortadoğu’ya, Ortadoğu’dan Afrika’ya kadar geniş bir ‘güvenlik sahası’na biraz daha genişlemiş ve biraz daha bütünleşmiş bir savaş makinesi olarak konuşlanıyor NATO. ABD’nin yeni küresel imparatorluk atağı da, ’90’lardan bu yana birbirlerine ekonomik ve siyasal bakımdan iyice bağımlılaşmış üyelere ortak hedef ve düşmanlar belirlemesiyle düzey atlamış sayılır. NATO’nun ‘güvenlik alanı’nda birlik üyesi olan ve olmayan müttefiklerini ‘iyi geçinmeye’ zorlayarak çevre çeperini de topluyor ABD. Ortadoğu’ya Arap NATO’su, geçen hafta Kuzey Kore’nin duyurduğuna göre Uzakdoğu’ya Pasifik NATO’su gibi bölgesel ‘müfrezeler’ oluşturma planıyla büyük emperyalist ahtapotun kolları her yana uzanmaya hazır.

1990’lı yılların ikinci yarısında Yugoslavya’yı milli unsurlarına parçalayan iç savaştan sonra, dumanı tüten coğrafyaya sözde barış gücü olarak yerleşip ülkenin yeniden düzenlenmesine nezaret eden; özelleştirmelere ve enerji nakil hatlarının devir teslim işlemlerine refakat eden bu savaş makinesi şimdi daha büyük hırs ve iştahın emrinde. ‘Güvenlik’ işte bu hırs ve yağma iştahının arkasında gizlenen itici güç. Rusya ve Çin gibi yükselmekte olan iki ekonomik rakibe karşı ABD’nin kendi stratejik hedefleri etrafında toplamaya çalıştığı büyük kutbun güvenliği.

“Çin’in hırsları ve zorlayıcı politikaları” diye yazıyor metinde “Çıkarlarımıza, güvenliğimize ve değerlerimize meydan okuyor. Çin küresel ayak izini ve proje gücünü artırmak için geniş bir yelpazede siyasi, ekonomik ve askeri araçlar kullanırken, stratejisi, niyetleri ve askeri birikimi hakkında belirsizliğini koruyor. Çin, kilit teknolojik ve endüstriyel sektörleri, kritik altyapıyı ve stratejik malzemeleri ve tedarik zincirlerini kontrol etmeye çalışıyor. Ekonomik gücünü stratejik bağımlılıklar yaratmak ve etkisini artırmak için kullanıyor… Kurallara dayalı uluslararası düzeni yıkmaya çalışıyor.” Bu cümlede Çin geçen her yere ABD yerleştirilirse aynı meram üretilir aslında. Çin’in küresel ayak izini ve proje gücünü artırmasını ‘Güvenliğimize, değerlerimize meydan okuması’ olarak tespit eden metin okuyamadığı niyeti bile sorguluyor. Çünkü ABD’nin milenyum başında imal ettiği önleyici savaş doktrini böyle emrediyor. Bu doktrinin aşılandığı NATO’nun koruduğu büyük sermayenin kapasitesini sınayan her şey de terör tehdidiyle eş değer.

Öyleyse güvenliğimiz, değerlerimiz, tehdit, terör sözcüklerini değişik kombinasyonlarla kuran söylem NATO’nun emperyalist paylaşım savaşındaki rolüne kılıf arıyor gerçekte. Fakat dünya güvenliğinin yegane tehdidi NATO’nun ta kendisi.

Bu belgenin muhatapları birlik üyeleri değil sadece. Konsept, dünya halklarına yönelik bir disiplin yönetmeliği aynı zamanda. Bu büyük muhatabın güçsüz ve gerilemiş haline bakarak ondaki zihinsel yetinin de köreldiğini zanneden militer akıl, teşbihte hata olmaz, Melih Gökçek’in jelibon rezervleri gibi bir yanılsamayı dünya ezilenlerine yutturmaya çalışıyor. Bir ABD üst düzeyinin ‘Irak’ta kimyasal silah bulduk’ diye içinde beyaz bir tozun bulunduğu şişeyi kameralara gösterdiği günden bu yana hep aynı şey. ABD ve şimdi de NATO’su bombayı patlamadan durduran kurtarıcı olarak ortaya çıkıyor. Ama bu aslında kendi bombasını patlatmasının mazereti.

Böylece 10 yıllık konsept metni, ortak savunma ve barış adına NATO’yu caydırıcı bir güç olarak adlandırdı. Bu kavram o kadar esnek ki ‘caydırma’ kaydıyla NATO her yere saldırma hakkını kendinde bulabilir. Çin’in küresel ayak izlerini, ekonomik projeleri, uzay saldırılarını güvenlik sorunu olarak ilan eden NATO geçmişteki Irak işgalini, Karadeniz’e kıyısı olan her ülkeyi üsleriyle donatan ABD’yi de meşrulaştırdı. ABD’nin Baltık’tan Doğu Akdeniz’e kadar kurmaya çalıştığı nüfuz alanı artık NATO korumasında.

Gaz ve petrol rezervleri ve nakliye hatları, iletişim, bilişim, uzay, siber sistemlerde kullanılan kıymetli metaller, tahıl ve tarım kaynakları, daha yeterince sömürülmemiş emek gücü ile altüst edilmemiş pazarların zorlu paylaşımı üzerine inşa edilecek sınırsız bir imparatorluk hayalini paylaşanlar dünyayı bir cephe, cephe gerisi, muharebe alanları, lojistik kaynaklar ve nakil yolları toplamı olarak görüyor. Şu anda aralarındaki derin rekabet ile bağımlılığın Ukrayna işgaline borçlu olduğu uyum bozulsun ya da bozulmasın NATO üyeleri büyük emperyalist çıkar ve paylaşım kavgası için misyon ve düşman belirlemiş oldular.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.