İNGİLTERE’DEN… Çocuklar hayal kırıklığına uğramasın

Biz yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları olarak bir yarımız Türkiye’dedir… Belki size abartılı gelir ama uzak yakın akrabaların yanısıra, bize yol arkadaşlığı eden kedi köpek hatta varsa ahırdaki sarıkızı bile sormalara doyamayız… Bir yarımız memlekette diğer yarımız da yaban ellerde… Hep yarım yaşarız…

Son 20 yıldaki teknolojik gelişimler uzakları yakın etti. Çanak antenden memleketi izler olduk. Geçen akşam Show Tv’de Ali Kırca’nın Van’dan yaptığı programı izledim… Kırca’yı Van’a götüren magazin ağırlıklı bir konu, 120 Van’lı çocuğun Sarıkamış yolunda yok olmasını konu alan “120” filmiydi… “Keşke” diye geçirdim içimden, “Kırca ve diğer program yapımcıları Doğu’nun nabzını tutmak için programlarının onda birini Doğu’da ve Güney Doğu’da yapsalardı…”

Vanlı çocukların akıllıca söyledikleri “çocuklardan öğrenecek çok şeyimiz” olduğunu düşündürttü. İstanbul’dan Van’a giden çocukların aileleri ve kendilerinin önyargılarının Van gerçeğinden farklı olduğunu aktarmalı da önemliydi… Çocukların da söylediği gibi bugünkü teknolojiyle Van aslında bize çok uzak değil ama hala uzak tutulmasının sıkıntılarını çekiyoruz…

Programda ortak çözüm olarak, eğitimde atılım ve çocukları hayal kırıklığını önleyecek iş fırsatlarının yaratılması öne çıktı. Bana göre; Vanlı Milli Eğitim Bakanı Milli Eğitim Bakanı Doç. Dr. Hüseyin Çelik, Van’ı tanımayarak çuvalladı… İngiltere’de olsa hemen çuvallayan bakanın istifası istenirdi ama bizde pişkinliğe vurmak adettendir…

“120” filminin konusu şöyle: Van.. 1915 Ocak.. Kış… 1’nci Dünya Harbi’nin ilk ayları… Eli tüfek tutan herkes Ruslarla ölüm – kalım harbindeyken sınır birliklerinde cephane tükenir… Vanlı çocuklar gönüllü olurlar; Yaşları 12 – 17 arasında değişen 120 isimsiz kahraman çocuk… Cephaneyi sırtlanırlar, karlı dağlarda günlerce – gecelerce yürürler… Bu geri dönüşü olmayan bir yolculuktur…

Vanlı Milli Eğitim Bakanı’na, “120” filminde adı geçen çocukların tarih kitaplarında neden olmadığı ve iki halkın bu anti emperyalist savaşta birbirlerini kaynaştırıcı hikayesinin neden unutulduğunu sormak gerekir… Ben, “Sormayalım… Bakan da 120 çocuğun öyküsün bu film ile ilk kez duydu” derim….

Yalan yanlış feodal ağa dizileriyle beyaz ekranı dolduran yönetmenlere inat unutulan bir gerçeği bize tekrar kazandıran Yapımcı ve Yönetmen Özkan Eren ve Yönetmen Murat Saraçoğlu ile oyuncu kadrosuna teşekkür ediyorum… Sağolun… Varolun… Bize bölgede yaşayan et ve tırnak gibi birbirine bağlı iki halkın gerçeğini de yansıttınız…

***

Türban konusunda çok şey yazıldı çizildi… Ben türban tartışma enflasyonuna katılmak istemiyorum. MHP’nin AKP tabanını çalmak için bu kaynayan kazanın altına boyuna odun attığını düşünüyorum. Tabii eninde sonunda faturası ülkeye ve partisine çıkacaktır… Gerçi bizdeki siyasi partilerin bindiği dalı kesmek adettendir… (Sosyal demokrat çizgiden vazgeçip sağa geçen ve asker çığırtkanlığı yapan CHP örneği unutulmamalı…)

Türban gündeminin sunni bir gündem olduğunu ve Türkiye’ye zarar getireceğinin altını bu vesileyle çizmek istiyorum.

Düşünün bir kere denizde alabora olmamak için dümene zor hakim oluyorsunuz ve işi gücü bırakıp gemideki tartışmaya kavgaya katılıyorsunuz… Küresel kriz alarm veriyor… Bu Türkiye basınında (belki bilinçli) pek yansıtılmıyor ama ABD’deki mortgage krizinin önlemek için bütün kartlar kullanıldı. ABD’nin hapşınması bizi nezle ediyor. Ya ABD nezle olursa bizim halimizi düşününüz…

***

Türkiye’de genel seçimler olalı aylar oldu. Bana göre seçimler dolayısıyla buzdolabına atılan AB gündemi hâlâ buz halinde ve çözülmeyi bekliyor… Asıl tartışılması gereken “türban” değil de AB reformları ve AB’ye ne kadar yaklaşıldığı olmalıydı.

Daha önceki yazılarımda da söz ettiğim gibi AB için ayrı bir bakanlık kurulmalıydı. Ali Babacan’a Dışişleri Bakanı ve Baş Müzakereci koltukları çok büyük… AB Baş Müzakerecisi dediğiniz Brüksel’e post serip gece gündüz kapı aşındırmalıydı…

Türkiye’ye tek gerçek muhalefetin AB tarafından yapıldığını ve ülkenin geleceğinin AB üyeliğinden geçtiğini düşünüyorum. Bu açıdan Vanlı çocukların daha çok hayal kırıklığına uğramaması için AB’ye bir an önce üye olmalıyız ve herkes elinden geldiğince de bunun için çaba göstermeli…


***

Özel bir konu olarak da sizlere “Expo Anatolia”dan söz etmek istiyorum… 

Malatya’daki üreticiden esnafa ekonominin bütün enstnümanlarını “Expo Anatolia” İstanbul Zirvesi başlığında 6-8 Haziran’da yurtdışındaki ithalatçılarla tanıştıracağız…

Malatya Valiliği, Malatya Belediyesi, Sanayi ve Tcaret Odası, İsmet İnönü Üniversitesi ve sivil toplum örgütlerinin desteği ve Türk İşadamları Dernekleri Avrupa Federasyonu’nun (TİDAF) önderliğinde yapılacak bu etkinlik süreç içinde bütün Anadolu’yu kapsayacak ve kazanımları diğer illerle de paylaşılacak…

Bu çalışmalara özverili çabalarıyla katılan Erhan Soğukpınar, TİDAF Ankara Şube Başkanı Namık Kemal Eryılmaz ve organizatör şirket AHİBBA’nın sahibi Yusuf Sönmez’in adını da övgüyle anmalıyım…

Dediğim gibi bir yanımız Türkiye bir yanımız yurtdışında… Bizim çektiğimiz hasretlik “ülkemize yarar” olarak geri dönerse “bizim tek kazancımız” diyeceğiz… Çocuklarımızı artık hayal kırıklığına uğratmayalım, gerisi hikaye…

_______________

* London Capital Markets Yönetim Kurulu Başkanı ve Türk İngiliz Sanayi ve Ticaret Odası’nın Avrupa – Türkiye İlişkilerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi olan Akşahin, aynı zamanda Türk İşadamları Dernekleri Avrupa Federasyonu 3’ncü Başkanı ve İngiltere, Türkiye ve Türki Cumhuriyetler Sorumlusu. Aynı zamanda da Açık Gazete Danışma Kurulu üyesi…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

five × two =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.