O Papa, Buraya Gelecek!

Mahmut ŞENOL AÇIK GAZETE / KANADA – Sarhoş taklitleri arasında pek rağbet görür; bilirsiniz.

¨O var ya, o! Bu gece buraya gelecek…¨

Sanki gelse n’olacak! Fakat sarhoşa göre bu ısrarda bir önem bulunmaktadır, ayağına kadar getirttiği ötekisinden, başına gelmiş evvelki hezimetlerin intikamını almak ister.

Sevgilisi terk etmiş, terk etse yine bir şey değil, bıraktığı adamın üstüne üç beş sevgili daha bulup samimi biçimde tokalaşarak merhabalaşmış, fakat bizimkisi meyhane masasında arkadaşlarına hava atıyor:

¨Mualla var ya, Mualla buraya gelecek! Ayaklarıma kapanacak…¨

Peki paşam, baş üstüne, getiririz…

Katolik âlemin ruhanî lideri, Vatikan Devlet Başkanı ve tanrının yeryüzünde seçilmiş gölgesi diye adlandırılan, tarihçesi ise buradaki çürük çarık köşemize sığmayacak görünen ve hatta anlatmaya cesaret duymaklığımız bir yana dursun, pek bilgi sahibi de olmadığımız ilahiyat tarihi konularına girmeden, kısaca diyelim ki, Papa ve papalık kurumunun bir süredir başı dertteydi.

Dünyanın hemen her yerindeki katolik kiliseler ve bunlara bağlı kuruluşlarda cinsel tacizler, tecavüz ve yüz kızartıcı pek çok suç, kabahat ve bunlara ilişkin ithamların ortaya çıktığı son dönem, bir talihsizlik gibi şimdiki Papa Francis’in önüne konuldu. 

Bir çuval inciri berbat etmiş olan Katolik dünyasının bu kabahat işleyenleri yüzünden 85 yaşındaki Papa rahat, huzur görmeksizin son zamanlarını üzünç içinde yaşıyor; tanrısı ona uzun ömürler versin!

Bu üzüntülerden en büyüğü, Kanada’dan çıktı geldi, adres sormaya gerek kalmadan, Vatikan’daki Papa’yı geçtiğimiz aylarda, eliyle koymuş gibi buldu.

Tam da Covid salgını zamanında, herkesin ekran başında dünyayı izleyip evine kapandığı sıralardaydı: Evvela Kanada’nın Kamploops kentindeki yatılı bölge mektebinde, 1950-60 yıllarına kadar uzanan tarihçesinde Amerikan-Kanada yerlisi, bizim Türkçede kızılderili dediğimiz yerli~Indigenous kabilelerin çocuklarını eğitip, daha doğrusu beyin yıkayarak kendi kültür ve soylarından koparmaya, bir başka deyişle iliştirilmiş beyaz yapmaya yönelik okullardan bir tanesinde, 2 bin civarında çocuk mezarı bulundu. 

Bunlar kaydı kuydu tutulmamış çocuklardı. 

Mektebe kayıt defterleri silinmişti. Bu çocuklar şu ya da bu nedenle ölmüştü. Katolik papazlar tarafından yönetilen okullarda çocukların işkence, dayak, eziyet ve sağlık hizmeti görmeden hayatını kaybettiği, yapılan otopsilerle ortaya çıktı. 

Bu ciddi bir soykırım örneği olarak Kanada tarihinde temizlenmesi imkânsız bir lekeye dönüştü.

Tabii, o vakit yer yerinden oynadı, Kanada tarihinin en büyük skandalı üzerine Kamploops Bölge Yatılı Mektebi gibi başka okulların da sicili karıştırılınca, çevresinde arama tarama yapılınca, başka başka üstü örtülmüş mezarlar da bulundu. 

Demek ki, hem de federal ve yerel yönetimlerin ruhu duymadan bu Katolik mekteplerde cinayet işleniyordu.

Kanada federal hükümetinin başkanı Justine Trudeau, zaten öteden beri her fırsatta ve her şey için ona buna özür dilemeye teşne birisi olarak, af dilemekte zorlanmadı. 

Sık sık TV’lere çıkıp, bu okulları yerinde ziyaret edip, kızılderillerin haklarının geri verileceğinden başlayarak olan bitenler için beyazlar adına özür diledi. 

Beyazlar dediği, bu kıtayı işgal etmiş bulunan İngiliz ve Anglosakson kolonistlerdir.

Bu olan bitenlerin hikâyesi uzun; biz de takip etmekten yorulduk. 

En sonunda, kızılderili federasyonları ve diğer sivil toplum örgütleri birleşerek, bu olaylar üzerine Katolik Papa’yı ziyarete gitmeye karar verdiler. Geçtiğimiz Mayıs ayında Vatikan’da kızılderili tamtamları çaldı, kaz tüylü başlıklarıyla yerli dansçılar Papa’nın önünde Pow-Wow dansıyla gösteri yapıp onu Kanada’ya gelmeye ve resmen özür dilemeye davet ettiler. 

İş ciddileşmişti, Papa biraz da zorlanarak, hem yaşından ve sağlık sorunlarından dolayı hem de olup bitmiş, geçmişe mazi yenmişe kuzu denir misali pek de kulak asmayacak göründüğü bu eski hikâyeler nedeniyle okyanusu geçip Kanada’ya adım atmaya azıcık nazlandı; oturduğum yerden özür dilesem olmayacak dedi, zaten başka çare de kalmamıştı.

Tarih düşelim: 2022 yılı Temmuz ayının son haftasında önce Edmonton’a geldi, burada büyük bir ayin düzenledi, ardından kızılderili kabile şeflerine hem Başbakan hem hükümet yetkilileri ve hem de İngiltere Kraliçesini temsil eden Genel Vali’nin huzurlarında özür diledi. Ardından protokol ve düzenlenmiş gezi programına bağlı olarak pek çok af ricaları dileyip Vatikan’a geri döndü. 

Hasılı, ¨O Papa var ya, o Papa buraya gelecek!¨ diye ısrar edilince ayağına üşenmeden buraya kadar geldi; sağ olsun.

Bizim diyeceğimiz şudur: Papa gittikten sonra değişen bir şey de olmadı; olmayacak da. Federal hükümetin uyguladı destek programlarına ve yasaların korumasına rağmen yazık olmuş bir halk var burada. Hebâ ve heder olmuş bir insanlık var; tam trajedi…

Sokaklarda uyuşturucu ve alkol bağımlısı olarak berduşâne yaşayan, hayatları bir daha kolayca geri iade edilemeyecek, heder edilmiş bir halk! 

 Bütün kabahatleri, atalarının zamanında ilkel komünal toplumdan köleciliğe, sonra da feodalizme, ardından da müsaade edin artık burjuvalaşıp kapitalist olalım diye, bu ucu bucağı olmayan ıssız ve bâkir topraklarda ¨medeniyete¨ adım atamamış olmasına dayanır. 

Federallerin ayda bin-bin beşyüz dolar ellerine para verdiği bu insanların çoğu, hiç çalışmadan, hatta hayatları boyunca bir işe ve mesleğe sahip olmak telaşesine bile kapılmadan, evsiz barksız yaşayıp, maaşlarını aldıkları o gün kumarhaneleri doldurarak kollu makinalarda, yaşamaları için onlara verilmiş, belki böylece beyazların da günâh çıkardığı bu geliri bir gecede harcayıp, ertesi gün yine Edmonton’un Çin mahallesine komşu Boyle semtinde kaldırımlara seriliyor. 

Özür dileseniz de bu gerçek, değişmiyor.

Papa içi rahat olarak Vatikan’a döndü ya, gerisi mühim değil.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.