Olmuyor usta…

Haftalardır yaşananları izliyorum.
Hem de dehşetle.
Yarım asırı aşan meslek yaşamımda hiç de raslamadığım olaylar, söylemler, iddialar, belgeler, bulgular, montajlar ve dublajlar gerçekten kafa karıştırıcı.
Sanırım, bizim durumumuzu izleyenler benden daha fazla dehşete kapılıyorlardır, çünkü onlar bizi bizler kadar iyi tanıyamazlar.
Türkiye’de sahnelenen oyun iki kişilik.
Oyun meğer yıllar önce sahnelenmiş.
Senaryosu iki kişi tarafından biliniyor.
Çünkü ikisi yazmış.
Bir yanda iki “kafadar”…
Bir yanda 75 mlyon halk.
Kafadarlardan biri TC Başbakanı Erdoğan.
Diğeri ABD’nin konuk sanatcısı (!) ve din adamı Gülen.

Bizler 11 yıldır Türkiye’yi AKP kadrosu yönetiyor sanıyorduk.
Meğer iki senarist kafa kafaya vermişler.
Aslında parelellik işin başından beri varmış.
Ama bu paralellik “iktidarda ben daha etkin olmak istiyorum” ihtirası yüzünden bozulmuş.
Bakmayın siz 17 Aralık’tan beri Başbakan Erdoğan’ın parelel yapıyı yeni biliyormuş gibi devamlı suçlamasına.
Bal gibi kardeş kardeş yönetmişler ülkeyi.
Kanka olmaktan öte.

Yıllar önce sahneye konan ve oynanan oyun birden başka mecralara sürüklendi.
Oyunun senaristleri birbirine girdi.
Ve seçim öncesi patlak veren kavganın “manidar” olması bir yana, Başbakan Erdoğan’ın neden bu kadar sinirlendiği yeni yeni ortaya çıkıyor.

Meğer senaryoda olmayan “menfaat”, “istikbali garantileme” “para biriktirme(!) gibi kaygılar Başbakanın çocuklarına kadar bulaşmış.
Yani 17 Aralık’tan sonra istifa eden dört kabine üyesinin çocukları yalnız değillermiş.

Şimdi ne olacak?

Seçimlerle gelen partilerin seçimlerle gitmesi demokrasi gereği de.
Önümüzde henüz seçimlerin esamisi okunmuyor.
Yani daha çok var seçimlere..
Oysa iktidarın görevini sürdürmesi oldukça zor.
Yani AKP ve Başbakan tam da köşeye sıkışmış durumda.
Yerel seçimler için 30 gün sonra önümüze gelecek sandıkların hiç bir önemi yok.
Yani AKP sandıklardan yüzde 90 başarı ile çıksa vicdanlarda ibra edilmiş mi olacak?
Yüzde 99 ile kazansa ne yazar?

1982 Anayasası da yüzde yüze yakın bir oranla kabul edilmişti ama vicdanlar yaralanmıştı.
Çünkü korku ile sandığa gidenler istenileni yapmıştı.
Askerler de istedikleri sonucu almışlardı.

Şimdi belediyeler için sandıklarda kullanılan oyun fazla çıkması da çok şey ifade etmeyecek.
Çünkü “korku” eğer yurt sathına yayılmışsa, halkta “çaresiz kaldık” duygusu ağır basar.
Bence yerel seçimlerden en az üç ay sonra genel seçim sandığı halkın önüne getirilmelidir.
O zaman senaristlerin kavgası da biter, oyun da biter.
Yoksa bu kavga, bu gerginlik halkı bıktırır.
Hatta bezdirir.
Önemli olan “ Neden zamanında çekilmedik” noktasına gelmemektir.

1629090cookie-checkOlmuyor usta…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

11 − ten =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.