2022, zamlara karşı mücadeleye de aday

İHSAN ÇARALAN / EVRENSEL – Emek Partisi (EMEP) yurdun pek çok noktasında zamlara ve hayat pahalılığına karşı eylemler düzenledi.

Yeni yıla, dillere pelesenk olmuş, “zam yağmuru”nun, “zam fırtınası”nın da karşılamadığı; akaryakıttan elektriğe, doğal gaza, ulaşıma, vergilere, harçlara, cezalara… uzanan bir “zam tsunamisi” ile girdik!

Yılın ilk saatlerinde yapılan bu fahiş zamlarla Cumhurbaşkanı Erdoğan; tam da yılbaşını kutlamaya hazırlanan, yeni yılın daha iyi olmasını umut etmek, birbirlerinin yeni yılını iyi dileklerle kutlamak isteyenlere “Biz iktidarda oldukça size huzur yok, umut etmek yok” demiş olmaktadır!

Bu son zamların ardından, AKP Genel Başkan Yardımcısı Mücahit Bilici; “Zam geldiği gibi gider anlık tepkilere lüzum yok!” derken, Enerji Bakanı da “Avrupa’da en ucuz enerji Türkiye’de” diyerek zamları az bulduğunu söylemektedir!

Öyle anlaşılıyor ki tek adam yönetimi, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun son fetvasına sığınıp “Biz yapmadık Allah yaptı” diyerek zamların sorumluğunu üstlerinden atmaya çalışacaktır!

ENERJİYE ZAM, İĞNEDEN İPLİĞE HER ŞEYE ZAM DEMEK
Yapılan zamlar, emekçilerin tükettiği şu ya da bu ihtiyaç maddesine yapılan bir zam değildir. Tersine merkezinde akaryakıt, elektrik ve doğal gaz gibi başlıca enerji kaynaklarını kapsayan; motorine, benzine, LPG’ye elektriğe ve doğal gaza yapılan zamlardır.

Bu zamların; motorine 1.29 TL, benzine 61 kuruş, LPG’ye 78 kuruş, elektriğe yüzde 52 ile yüzde 130 arasında değişen oranlarda, doğal gaza meskenlerde yüzde 25, sanayide yüzde 50 ve elektrik üretim amaçlı kullanımda yüzde 15 gibi fahiş düzeyde olması, yapılan zamların enerjiyle sınırlı kalmayıp üretiminde enerji kullanılan, iğneden ipliğe her tüketim malına (Enerji kullanılmadan üretilen bir tüketim malı yoktur), yansıyacağı anlamına gelmektedir.

Benzine, motorine, LPG’ye geçtiğimiz haftalarda neredeyse günaşırı zam yapıldığı, doğal gaz ve elektrikteki maliyet artışının hâlâ büyük ölçüde hazineden karşılandığı dikkate alındığında, kaynağı enerji olan mallara ve dolayısıyla tüketim malı olan her şeye bundan sonra da zam yapılmaya devam edileceği anlaşılmaktadır. Tabii ki zamlara karşı tepki, yakınmayı aşarak “Zamlar geri alınsın” mücadelesine dönüşmediği sürece!

‘ZAMLAR GERİ ALINSIN’ TALEBİ DAHA DA ÖNEM KAZANDI
Zam sorunu ülkemiz işçi sınıfı ve emekçileri için yeni bir sorun değil ama son aylarda zamların büyümesi ve yaygınlaşması karşısında bunun daha büyük bir soruna dönüştüğü de tartışmasızdır. Nitekim son birkaç yıldır, zamların giderek artan biçimde halkın yaşama koşullarını ağırlaştırması, zamların ve “Zamlar geri alınsın” talebinin emekçilerin gündemine daha çok girmesine neden oldu. Ama “Zamların geri alınması” mücadelesinin en çok gündemine girmesi gereken, sendikaların başını tutan ve sendikaların görevini TİS yapmaya indirgeyen sendikal bürokrasi; “Böyle bir mücadele biçimi yasalarda yok”, “Başka ülkelerde böyle bir mücadele olsa bile bize uymaz” gibi gerekçelerle zamlara karşı mücadeleyi reddetti; bugün de reddetmeye devam ediyor.

Ancak son aylarda “Zamlar geri alınsın” talebi, “ek zam” talebiyle de bir arada ele alınarak işçilerin ve emekçilerin ileri kesimleri ve mücadeleci sendikacılar tarafından daha çok gündeme getiriliyor.

Bu kapsamda gazetemize gelen mektupların çoğalmasıyla ve arkadaşlarımızın işçiler arasından yaptıkları haberlerden “Zamların geri alınması” talebinin daha fazla gündeme gelmeye başladığını da gördük, görüyoruz.

Son günlerde Petrol-İş Gebze Şubesinin örgütlü olduğu işyerlerinde temsilcilerin inisiyatifiyle başlatıldığı belirletilen “Zamların geri alınması” ve “AGİ hakkının gasbedilmesinin kabul edilmemesi” talepleri etrafında yapılan girişim şube yönetimi tarafından da benimsendi. Bu girişimin Gebze Sendikalar Birliğinin de gündemine alınması için girişimlerde bulunulacağı doğrultusundaki duyumlar göstermektedir ki, “Zamların geri alınması” mücadelesi önümüzdeki dönemde daha da yaygınlaşıp önem kazanacaktır!

ZAMLAR SERMAYENİN EMEK MÜCADELESİNE KARŞI EN ETKİLİ SİLAHI
Geçtiğimiz kasım ve aralık aylarında asgari ücrete zam tartışmaları sırasında halktan yana iktisatçılar “Eğer fiyat artışları önlenemezse alınan ücret ve maaş zamlarının kısa zamanda yok olacağını” vurgulayarak zamlara karşı mücadelenin önemine dikkat çekmişlerdi; çekmeye de devam ediyorlar. Ama bu uyarıların da sendikal bürokrasi tarafından dikkate alınmadığını görüyoruz.

Öte yandan sermaye muhalefeti her sorunda olduğu gibi zamlara karşı mücadeleyi de “erken seçime” endeksleyerek kendilerinin iktidar olmasıyla zamlara da son vereceğini iddia ediyor ve işçi sınıfı ile halka; “Bu zor günleri birlikte atlatacağız”, “Erken seçimle zamlar bitecek” gibi gerekçeler sıralayarak zamlara karşı mücadeleyi kendilerine oy vermeye indirgeyen bir tutum alıyor.

Zamların son aylarda bütün hesapları altüst edecek biçimde geniş emekçi yığınların yaşamlarını zorlaştırması, ücret ve maaş artışlarının bu yükü geçici olarak hafifletmeye bile yetmemesi “Zamların geri alınması” mücadelesinin önemini artırmaktadır.

Çünkü sermaye ve iktidarları, işçi ve emekçilere meşakkatli bir mücadele sonucunda kaşıkla yapmak zorunda kaldıkları zamları, başlıca tüketim mallarına, vergilere, kiraya, ulaşıma… yaptıkları zamlarla “kepçeyle” geri almanın ustasıdırlar.

Bunu son aylarda yapılan zamlar ve asgari ücret üstünden oynanan oyunla daha da açıkça gördük; görmeye devam edeceğiz.

“Zamların geri alınması” mücadelesi emek mücadelesinin bir alanı olarak ele alınmadığı sürece zamlar, sermaye ve iktidarlarının emek mücadelesine karşı en etkili silahlarından birisi olmaya devam edecektir.

2022 emekçilere, sermayenin bu silahını tersine çevirmek için olanaklar sunacak önemli bir yıl olmaya aday görünüyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.