301 kime emanet edilmeli?

“Avrupa Birliği dayattı” diye TCK’nn 301. maddesi değiştirilecekse yazıklar olsun.
Eğer dayatma yok ise ve değişmesi gerekiyorsa değişsin ama uygulamayla ilgili itirazlar dikkate alınarak değişsin.
Hatta beni itirazlarım da…
Yani Türklüğe hakaret ettiği iddia edilen kişinin (yazarın-düşünürün-gazetecinin) yargılanması için Çankaya mı devreye girmeli, Adalet Bakanı mı?
Yeni yasaya göre, Anayasada tarif edildiği üzere tarafsız ve partisiz olması gereken Çankaya’nın patronu cumhurbaşkanımız, acaba “yargılansın” veya “yargılanmasın” derken tarafsızlığını koruyabilir mi?
Burada takdir hakkı devre giriyor.
Yani Cumhurbaşkanı veya bakan takdir hakkını nasıl kullanabilir?
Önce Adalet Bakanı cephesine göz atalım.
Bir kere bakan taraftır.
Üstelik partilidir, yakasında parti rozeti olduğu için takdir hakkını kullanırken bunu siyasete bulaştırabilir. Hatta yüzüne gözüne dahi bulaştırabilir.
Üstelik değişik partiler iktidara geldiğinde kararlarda- izin verilmesinde- bu kez ideolojiler devreye girebilir.
Ve adaletin terazisi yanlış tartabilir.
Cumhurbaşkanı  tarafsızdır.
En azından anayasaya göre.
Takdir hakkını daha tarafsız kullanabilir.
Ancak takdir hakkının denetlenmesi olanaksız bir durum olduğu akla gelince acaba sonuçta insan olan bir cumhurbaşkanı partisinden gelecek en küçük “rica”ya direnebilir mi?
Dirense bile etki altında kalamaz mı?
Tabii şu anki cumhurbaşkanı ile sorun bitmiyor.
Diyelimki denetlenmesi olanaksız takdir hakkı kullanılır ve iş biter.
Ama gelecek cumhurbaşkanı aynı duyarlığı gösterebilir mi?
Belki o da gösterir.
Ama halkın zihnindeki kuşkular hiç bir zaman kaybolmaz.
Böyle bakınca cumhurbaşkanı veya cumhurbaşkanlarının 301 konusunda yetkili olması düzeltilmesi zor, önlenmesi imkansız hatalara neden olabilir.
Benim önerim, madem ki sonuçta yargı aşamasına gelinecek o takdirde bu konu yine güvenmek zorunda olduğumuz yargı- ama tarafsız üst yargı- tarafından halledilmelidir.
Yani 301’e izin verecek “Yargıçlar Üst Kurulu” veya “ 301 Yüksek Kurulu” adıyla bir oluşuma imkan sağlanmalı.
Buradaki yargıç ve hakimler tarafsız kurullar tarafından atanmalı.
Yani zor ama imkansız değil, terzi kendi söküğünü yine kendi dikmeli.
Hakimlere, hukukun üstünlüğüne ve bağımsız yargıya ne kadar değer verdiğimiz böyle bir oluşumla ortaya konulmalı.
Açıkcası 301 sayesinde yargının halk nezdindeki itibarı daha da yüceltilmelidir.
Bu bir fırsattır.
Üstelik eğer yasa bu haliyle kabul edilir, cumhurbaşkanı yetkili kılınsa dahi, bu yüksek kurulun kurulması her zaman mümkün olabilir. Yani Cumhurbaşkanlığı tarafından da tarafsız bir hukukcunun başkanlığında  üst kurul kurulabilir.
Bir ikinci husus 301. madde gereğince dava açılacaklar için yeni kıstaslar getirilmelidir bence.
Diyelim ki yazar-gazeteci- düşünür bir makalesinde, kitabında veya konuşmasında ifade özgürlüğü çerçevesinde Türklükle ilgili fikirlerini söylerken kantarın ucunu kaçırdı.
Hemen yargılanıp hapse mi atılmalı?
Yoksa yargılanmadan önce yetkili kurul “bu kişinin yargılanması ülkenin, halkın ve devletin yararına mıdır, değil midir”sorusuna yanıt arayabilmelidir.
Eğer yarar varsa yargılanmalı, aksi takdirde reddedilmelidir.
Demem o ki, 301. maddeden yargılanacak olanların dosyaları üzerinden karar verecek kim olabilir?
Yüksek hakimlerden kurulu tarafsız bir kurul mu?
Adalet Bakanı mı?
Yoksa Cumhurbaşkanı veya onun görevlendireceği bir kurul mu?
Bence ne adalet bakanı, ne de cumhurbaşkanı..
Adaletin terazisi sahibinin elinde hassas nitelik kazanır.
Sözün özü budur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.